Berenices

Berenices
@alaskax
ağaç kökleri, deniz kabukları, trende cam kenarı. salinger ile akşamüstü sohbetleri.
7/10
·240 syf.··
2019 23. kitabı
Kalmak ve gitmek. Sınıf, din, dil, ırk fark etmeksizin her insanın özündeki iki buhran. Sibel Türker ile tanışma kitabımdı ve sanki yan odada ya da sokağın başında beni bekliyor, elimden tutacak "git ama geri dönersen bu değişim içini yiyip bitirecek" diye fısıldayacak. Kutlu bize bu hikayeyi en başından, oradan oraya sürükleyerek anlatan ana karakterimiz. Üç kuşak erkeğin yalnız başına yaşadığı bir evde hem erkek hem kadın olmuş güçlü biri. Annesizliğe, yalnızlığına rağmen içindeki iyiliği korumuş, zarar görmesin diye çepeçevre sarmış. Keşke şimdi yanı başımda olsa, bir çay içsek belki Ankara sokaklarında yürüsek diyeceğiniz kadar sıcacık, parıl parıl biri. Kutsal onun abisi. Yirmi birinci yüzyılın bir timsali. Yalınlaşmayı, yabancılaşmayı kendine görev bilmiş. Kutlu onu her andığında gözlerinde bahsediyor -Kutsal'ın ormankuytusu gözleri, Kutsal'ın ormangölgesi gözleri- sanki tüm sır o gözlerin içinde saklıymışcasına. Bu yalana aldanıyor insan okudukça hatta tüm diğer kızlar gibi Kutsal'ın o yabanıllığına ve yeşil gözlerine aşık da oluyor bir yandan. Erdem ise Kutlu'nun en yakın arkadaşı. Aslında bir arkadaş değil de onun başka bir hayattaki yansıması gibi daha çok. Bir düşten mi ibaret yoksa gerçeklik mi emin olamıyor insan. Hatta belli bir kısımda, Erdem'in Kutlu'nun içinde yaşayan başka bir karakter olduğuna inandım. Daha karamsar, sallım saçak, kısılıp kalmış bir karakter. Tüm bunların ortasında bir ülke, bir mahalle ve aile var. Sorgulamamız gereken toplum, yıkmaya gücümüzün yetmediği tabular, şefkat ve yalnızlık. Hepsinin ortasında Kutlu. Bunlar sebebiyle iyisiyle, kötüsüyle kitabı çok sevdim. Hatta sarılıp uyudum. Dinlendim satırlarında. Umarım benim hissettiğim o samimiyeti her okuyan hisseder.
Edebiyat
Burada KalmakSibel K. Türker · Can Yayınları · 201870 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·192 syf.··
2019 20. kitabı
İtiraflar bir intikam hikayesi. Japon edebiyatının alışkın olduğumuz sakin diliyle yazılmış. Dehşet verici olaylar olsa dahi, yazar o dingin üslubunu hiç bozmamış. Kitabın olay örgüsünü farklı kişilerin ağzından okuyoruz ve bu en başlarda kitabı daha da sevmemi sağlamıştı. Fakat sonlara doğru aynı olayları dinledikçe sıkılmaya başladım. Kitabı bitirdiğimde ise Oldboy'u izleyenler bilir " ne oldu şimdi " diyerek bir süre duvarları izledim. Okuduğum için pişman değilim akıcılığı olan; aile, masumiyet, çocukluk kavramlarını tekrar gözden geçirmemi sağlayan oldukça sağlam bir kitaptı. Bunun dışında kitabın içeriğinden daha fazla beni kendine hayran bırakan şey kitabın kapağıydı. Geray Gençer o kadar minimalist bir şekilde kitabı özetlemiş ki koşup tebrik etmek istedim
İtiraflarKanae Minato · Doğan Kitap Yayınları · 2016432 okunma
7/10
·139 syf.··
2019 19. kitabı
"masumiyetin kayboluşuyum; doğruyum, haklı olanım, adem'im, habil'im, erkim, yüceyim, ben tanrıyım kolunda bir yara iziyle" diyor bir şiirde. Saramago'nun Kabil'i de aynı bu mısralar gibi. Kendisinin son kitabı olmasıyla beraber "vurucu hamleyi yapıp gidiyorum" demiş yazar. Adem ile Havva'nın cennetten kovuluş hikayesinden başlayarak tüm ilahi dinlerde yer edinmiş peygamber hikayelerini alaycı ve bir o kadar da saptırarak anlatmış yazar. Saptırarak diyorum çünkü işine geldiği detayı almış, işine geleni yok saymış. Ama biraz da eleştirinin özü bu. Bu sebeple çok da yargılayıp, sinirlenemedim yazara. Kabil'in ilk cinayeti işledikten sonra -zaman yolculuğu mu dersiniz yoksa başka bir isim mi koyarsınız bu boyut değiştirmeye bilinmez- bazı peygamberlerin o en çok bildiğimiz olaylarına tanık oluyor. Adaletsiz, hırslı, bencil olduğu için Efendi'den (tanrı) nefret ediyor. Kendimi Kabil'e sempati beslerken buldum mu? Evet. Efendi'den nefret ettim mi? Evet. Ama bunlar, bir kurgu hikayeye olan duygularım gibiydi. Saramago'ya aynı sempatiyi besleyemedim. Üslubu ne kadar akıcı olsa da yazdığı her cümlede size nefret duygusunu vermek istediği açıktı. Dini bir yıkıcılık unsuru olarak yansıtıp, Tanrı'ya insani vasıflar yüklemiş. Üslup demişken yazar öyle akıcı, yalın bir dille yazmış ki zaten oturduğunuz anda kitabı bitirip kalkıyorsunuz. Kısacası her devirde olan ve inanmayanların varsaydığı ilim ve din çatışmasını biraz daha eskilere, bu işin başlangıcına giderek oldukça güzel bir dille anlatmış Saramago. Okunur mu? Okunur. Size ne katar? Bu kararı iradeniz verir.
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma