Kafka'nın yaşam yükü karşısında çok genç yaşlarda çektiği acıların ve yaşanmışlıkların envanteri ciğerlerinden gelen kanla kendini dışa vurmuştur. Akciğerlerinden kan kusması, Kafka'nın bir birey olarak dekadan çağının bu ağır yükü altında ezildiğini ve bu yükün kendi sıkletine bindirilmiş, taşınması zor bir yük olduğunu gösterir. Kafka, sadece mevsimlerin değil, büyük toplumsal çember olarak çağın, ırkın, ulusun, ailenin, babanın, kendi içindeki despot Kafka'nın baskısı altındadır. Ona et yedirmeyen, onu vejetaryen kılmaya çalışan, onu uyutmayan ve gece yarılarına kadar ayık tutan, ona herkesten ve toplumsal katman olarak kendi dışındaki çemberlerden hepsinden daha fazla zulmeden bir kişi vardır Kafka'nın içinde. Kendi kanıyla bir türlü boğamadığı; yabancı el sendromuna yakalanan insanlarda o uzuvlar nasıl sahibind itaat etmiyorsa, kendine itaat etmeyen 'yabancı bir ruh sendromu' da denebilir Kafka'nın durumuna. Kendi ruhunun kendine yabancılık hali.