Belki bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorsun. Ama hiçbir eksiğin yok. İkisine de sahipsin: yaşamak ve sevmek. Ben de ikisine birden sahibim: yalnızlık ve sarhoşluk. Ağır kusur.
Twitter size, tüm dünya kafayı sizinle ve küçük egonuzla bozmuş, sizi seviyor, sizden nefret ediyor, şu an sizden bahsediyor gibi hissettiriyor. Okyanus ise dünya sizi yumuşak, ıslak ve sıcak bir kayıtsızlıkla selamlıyormuş gibi hissettiriyor. Avazınız çıktığı kadar bağırsanız da karşılık vereceği yok.
Yazar James Baldwin -benim gözümde yirminci yüzyılın en büyük yazarı- şöyle diyor: "Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz, ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz."
Sonunun kötü biteceği en başından belli olan bu ilişkiye adeta hapsolmuştu ama gel gör ki tıpkı bir keş gibi içinde kendini bu durumdan kurtaracak gücü bulamıyordu. Aşk tam da böyle bir şey değil miydi sahi? Beynini afyonun etkisine teslim etmiş gibi olmuyor muydu insan? Adrenalin, dopamin, oksitosin ve de serotonin. Bu pek çok şairin güle oynaya karşıladığı kimyasal bir çılgınlık gibiydi.