Parçalanmış Bir Yüz, Sinematik Bir Kurmaca
6/10
·112 syf.··
2026 44. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:04
Antoni Casas Ros'un Almodóvar Teoremi, trajediyi edebiyatın ve sinemanın filtrelerinden geçirerek güzelliğe dönüştürmeye çalışan ve 2008 yılında İspanya'da en iyi ilk roman ödülüne layık görülen, yazarın kendi yaşadığı gerçek bir yıkımı merkezine alarak bizleri kimlik, fiziksel görünüm, aşk ve sanat üzerine düşünmeye zorlayan; görünürde çarpıcı ancak içeriğinde o kadar da bir albenisi olmayan bir eser. Uzun bir giriş oldu :) Kitap bir otobiyografik eser. Casas Ros'un yirmi yaşındayken geçirdiği korkunç bir trafik kazasına dayanıyor anlatı. Matematik eğitimini tamamlamasını kız arkadaşı Sandra ile kutladığı bir gecenin dönüşünde, aniden yola fırlayan bir geyiğe çarpmamak için direksiyonu kırarken kaza yapıyorlar. Bu kaza kız arkadaşı Sandra'nın hayatına mâl olurken Antoni'nin yüzünü tamamen parçalıyor. Sayısız estetik operasyona rağmen yüzü kendi deyimiyle Picasso'nun kübist tablolarına benzeyen, bakması zor bir halde kalıyor. "İnsanın bir hayatı olması için bir yüz gerekir," diyor yazar. Bu travma, Antoni'nin 15 yıl boyunca kendisini bir eve kapatmasına, dış dünyayla ilişkisini kesmesine ve çok parlak olan matematik kariyerini bırakıp edebiyata sığınmasına neden oluyor böylece ve yazar o yüzüyle dışarı çıkamadığı için edebiyata sarılıyor ve bu kitabı yazmaya karar veriyor. Kitabı sıradan bir acı günlüğünden çıkarıp çok katmanlı bir anlatıya dönüştüren detay, kurmacanın metne ustalıkla dahil olmasıydı bana göre. Antoni, geçmişini ve yüzsüz bir adamın hikâyesini yazmaya başladığında, ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar'ın bu kitabı filme çekmek istediğini hayal ediyor. Hayatının geri kalanını ve yazım sürecini, sanki Almodóvar'ın kamerasından çıkmış bir senaryo gibi kurgulamaya başlıyor. Almodóvar sinemasının o cesur, ötekileştirilmiş olanı kucaklayan ve
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013947 okunma
Puan vermedi
Violaine’yi tebrik ediyorum. Cesarettir annesinin hayatını bütün çıplaklığıyla dünyaya sunmak. Aynı zamanda başarıdır da bütün hisleri okuyucuya geçirecek bir anlatı diline sahip olmak. Kitabın sonunda ağlamak üzereydim. Violaine Huisman’ın bu otobiyografik metni hem çok güçlü hem çok yoğun. Okurken birçok duyguyu aynı anda yaşıyorsunuz. Üç bölümden oluşan kitabın üç bölümü de birbirinden tamamen farklı gibi görünse de her bölüm bir diğerinin tamamlayıcısı. İlk bölümde depresif bozukluğu bir anne ile beraber iki kız çocuğu- Violaine ve ablası Elsa’yı tanıyoruz. Bu bölümde Violaine, annelerini her koşulda sevdiklerini ve onunla yaşamanın yollarını öğrendiklerini aktarıyor. Anneye bol bol kızdığımız bölüm tam da buralar. Öyle sahneler var ki bu da mı diyerek küçük şoklar geçiriyorsunuz. İkinci bölüme geçtiğimizde ise annenin Catherine olduğunu öğrenip doğumundan itibaren kendisini tanıyoruz. Hasarlı ebeveynleri ile tanışıyoruz. Yüksek albenisi ile hayatında ilişkilerinin bolca çeşitlendiğini öğrendiğimiz bu aykırı kadın Catherine’ye artık bambaşka gözle bakmaya başlıyoruz. Kızları doğduktan sonra annelik yükünün altında ezildikçe nasıl değişmeye başladığını da bu bölümde aydınlatıyoruz. Son bölüme geçtiğimizde ise Catherine intihar etmiştir. Kızların artık yetişkin kadınlar olarak hala anneleri ile bağlantıda kaldıklarını öğrenip annelerinin son isteğini yerine getirme çabalarına tanıklık ediyoruz. Kızların anne sevgisinden yoksun kaldıklarını düşündürten bu hayat hikayesinde ikisinin de hiçbir nefret veya öfke belirtisi göstermeden annelerine nasıl da sahip çıkıyor oluşları bu hikayenin kesinlikle can alıcı çelişkisi. Annelerini davranışlarından muaf görmeleri kızların olgunluğundan mıdır yoksa bir tür bağımlıklıktan mıdır oralar meçhul. Ebeveynler ile ilgili
Annenin KitabıViolaine Huisman · Siren Yayınları · 202592 okunma
Reklam
"Bir Köy Hekimi" ve Kafkaesk Kavramı
10/10
·88 syf.··
2026 85. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 21:48
Bir Köy Hekimi'ni elinize aldığınızda topu topu 88 sayfalık, belki iki saatinizi alacak bir metinle karşılaşırsınız. Ancak o iki saat, kafanızın içinde çok daha uzun sürer . Kitap bitince sanki karmakarışık bir rüya görmüş gibi uyanırsınız; ne tam uyandınız ne de rüyanın içindesinizdir. Kafka'yı anlamak için bir felsefe altyapısı şart değildir; ama bu tür metinlere alışkın olmak, en azından onlarla barışık olmak gerekir. Çünkü Kafka size bir hikâye anlatmaz, bir his dayatır. O his de şudur: Bir yere ulaşmaya çalışıyorsunuz, çabalıyorsunuz, ama bir türlü ulaşamıyorsunuz; üstelik neden ulaşamadığınızı, sizi neyin engellediğini de tam olarak anlayamıyorsunuz. Kafka'yı konuşurken Albert Camus'yu es geçmek mümkün değildir. Her ikisi de varoluşun temel çelişkisiyle yüzleşir: İnsan anlam arar, evren anlam vermez. Ama bu noktada iki yazar birbirinden ayrılır. Kafkaesk Nedir? Kafka'nın bu tarzı o kadar özgün ve sarsıcıdır ki edebiyat dünyası bu kâbus mantığını, çaresizliği ve labirent benzeri çıkmazları tanımlamak için onun adından bir kavram türetilmiştir: Kafkaesk (Kafkaesque). Bir durumun Kafkaesk sayılabilmesi için sadece karanlık olması yetmez. Bireyin, kurallarını asla öğrenemediği devasa bir sistemin (hukuk, devlet, bürokrasi) içinde mantıksızca sıkışması; suçunu bilmeden derin bir suçluluk duygusu yaşaması ve kurtulmak için çabaladıkça daha da derine batması gerekir. Tıpkı bir rüyanın içindeyken o mantıksızlığın bize son derece normal gelmesi gibi, Kafkaesk dünyada da tüm absürtlükler hayatın olağan akışıymış gibi yaşanır. Alegorik Yazın ve Kafka'nın Çok Katmanlı Dünyası Edebiyatta bu tarz metinlere alegorik ya da parabolik yazın denir. Yazarın yüzeyde anlattığı şey, aslında asıl anlattığı şey değildir. Yüzeyde basit, hatta bazen absürt
Bir Köy HekimiFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 20184,464 okunma
Kitap yorumum
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 01:02
EVDEKİ TUHAF OLAYLAR Evdeki Tuhaf Olaylar kitabının yorumuyla sizlerleyim. Kafes serisinin gölgesinde kalan bir kitaptı. Bence konu biraz daha dallanıp budaklandırılabilirdi. Basite indirgenmiş olduğunu düşünüyorum. Sadece kızın yaşadığı olaylar ve kitabın dilinin akıcı olması sayesinde kendini okutuyor. Bunlar dışında pek bir albenisi olduğunu söylemek ise zor! Evdeki Tuhaf Olaylar kitabından bahsedecek olursam; Kafes ile hayatımıza giren ve psikolojik gerilim/korku türünde özgün bir tarzı olan Josh Malerman, Evdeki Tuhaf Olaylar (orijinal adıyla House at the Bottom of a Lake veya yazarın benzer ev temalı diğer anlatıları çizgisinde) okuru yine bildiği ama asla güvende hissetmediği bir alana hapsediyor. Josh Malerman’ın alametifarikası, korkuyu gözümüze sokarak değil; karakterlerin zihnindeki o ince sarsıntılarla, “Burada ters giden bir şeyler var” hissiyle büyütmesi. Hikaye ilerledikçe evin duvarları adeta üzerinize doğru daralıyor. Gerçek ile sanrı arasındaki çizgi o kadar inceliyor ki, okurken kendinizi karakterlerle birlikte o tekinsiz odalarda, o tuhaf sessizliğin içinde buluyorsunuz. Eğer tekinsiz ev temalarını, kapalı alan gerilimlerini ve okurken ensenizde o soğuk nefesi hissettiren psikolojik oyunları seviyorsanız, bu kitaba kesinlikle bir şans vermelisiniz. Kahvenizi tazeleyin, ışıkları biraz kısın ve evin içindeki o tuhaf olaylara kendinizi bırakın. Kitaplık kalın dostlar @sessizokuurr Evdeki Tuhaf Olay kitabını benimle birlikte okuduğun için çok teşekkür ederim Kitap hakkında yakın zamanda sohbetini yapacağız elbet Yeni kitaplarda görüşmek dileğiyle #neokudum #kitapyorumu #okudumbitti #bookstagram #keşfet erdeminkitapligi evdekituhafolaylar joshmalerman olimposyayınları sayfa406
Gerilim
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202681 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Bu kitap, okuma alışkanlığımı çok önemli bir ölçüde doğru istikamete çevirmiştir. Bu yüzden ister yeni başlayan olsun ister deneyimli bir okur, bu eseri herkese mutlaka tavsiye ediyorum. Bana gerçekten çok büyük faydası dokundu. Faydalarından bir tanesi: Önceden bazı kitapları sırf kapağına bakarak veya hakkında duyduğum popüler yorumlar sebebiyle hevesle alıyor ancak okurken neden bir türlü ısınamadığımı bir türlü isimlendiremiyordum. Bu kitap sayesinde bu boşluğu doldurdum: Sebebi, o eserlerin asırların süzgecinden geçmemiş yani "klasik" olmamasıydı. Kitap; sizi ağır sloganik dillerden ve albenili kapak tasarımlarıyla pazarlanan ama içeriği boş olan "köpürtülmüş" eserlerden uzaklaştırıp daha seçici bir okur olmaya itiyor. Okurken kendinize şu soruları sormanızı sağlıyor: "Bu kitapta yazılanlara katılıyorum ama gerçekten böyle bir kitaba gerek var mıydı?" "Vaktimi ve bütçemi harcamaya değer mi?" Kitabın hacmi küçük olsa da puntoları oldukça makul. Normalde 100 sayfa olacak metni devasa puntolarla 300 sayfaya çıkarıp "köpürtülen" kitaplardan asla değil; her sayfası dolu dolu. Ayrıca sadece eser seçimi değil; zaman yönetimi ve okuma metodolojisi gibi konularda da önemli tavsiyeler veriyor. Yazar Hakkında: A.C.M. benim için kelimenin tam anlamıyla "profesyonel bir okur." Bu yüzden onun kitap konusundaki yönlendirmelerini ve entelektüel birikimini mutlaka dikkate alırım . Bu yüzden okuma rotanızı daha nitelikli bir yöne kırmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun derim.
1000Kitap
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20243,602 okunma
Bu adam okunur. Tanınır. Hatta takıntı yapılır.
10/10
·318 syf.··
2026 47. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 09:23
Buralarda sert, baskın ve büyüleyici korumalara zaafı olan biri varsa ama hâlâ bu kitabı okumadıysa, çok güzel bir haberim var. Çünkü bu kitaptaki koruma karakter resmen olay. Damion inanılmaz albenili, sert, cezbedici… tam anlamıyla yürüyen bir “alev ateş.” Yazarı ilk kez okuyorum ama kalemine bayıldım. Son zamanlarda okuduğum kitapların çoğu benim için 4/5 civarıydı ve uzun süredir o hissi kıran bir kitap çıkmamıştı. Bu kitap o döngüyü resmen paramparça etti. Damion muhteşem bir korumaydı: 35 yaşında, eski asker, zeki, dürüst, sert, koruyucu, baskın ve aşırı seksi. Hem de 23 yaşındaki ünlü Hollywood yıldızı Shay’in koruması! Konu aslında çok klişe. Güzel ve ünlü bir yıldız, ona âşık olan eski asker koruma falan… ama mesele olay örgüsü değilmiş gerçekten. Yazar o çekimi, o gerilimi, o “birbirlerine dokunsalar ortalık yanacak” hissini inanılmaz vermiş. Kitap boyunca o elektriği sürekli hissediyorsunuz. Adamın onu koruyuşunu okumak bile yetiyor zaten. Öyle büyük aksiyonlar, inanılmaz plot twistler falan yok ama Damion gibi bir koruma varken olaya da gerek kalmıyor açıkçası phfhdh. İş modundayken aşırı sert, kontrollü ve duvar gibi biri. Ama kapılar kapanınca sevgisini gösterme şekli… inanılmaz nazik ve ateşli. O sertlikle o yumuşak tarafın birleşimi aşırı iyiydi. Shay’i de ayrıca çok sevdim. 23 yaşında olmasına rağmen akıllıydı, olgun yazılmıştı. Şımarık ya da sadece “ünlü kız” klişesine çevrilmemişti. İkisini de, aralarındaki o ateşli kimyayı da aşırı sevdim. Gerçekten kitaptan alev çıkıyordu. Kitabı bir günde bitirmemek için resmen kendimle savaştım. “Kurtarıcı kitabım” gibi kenarda tuttum; arada dönüp birkaç bölüm okuyup moral depoladım. Bu sırada da 5-6 puanı zor hak eden kitaplarla vakit geçirdim zaten Şimdi bittiği için boşluğa düştüm. Damion rahatlıkla
Keep Her SafeQ. B. Tyler · Independently published · 04 okunma
Reklam
Reklam