mesut doğan

mesut doğan
@alerdem
Şair Yazar
Yüksek Lisans
Eskişehir
https://www.youtube.com/watch?v=SsImHCsMMRg
16 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı

mesut doğan

, bir kitap okudu
10/10
·478 syf.·
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 236 okunma
Reklam
Aslında meşhur psikologların yaşadığı dönemde bir psikolog olsaydı; Maslow meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisini tersine çevirir, Aaron T. Beck “Beck depresyon envanterini” sil baştan yeniden hazırlar, Alfred Adler kişilik türlerine inanmamakla birlikte bu türlere mutlaka üç beş yeni kişilik ekleme gereği duyardı. Alman yazar Hermann Hesse zamanında yaşasaydı Hesse, bunalım takıldığı dönemlerde tedavi için 27 Jung’un öğrencisi Lang’ı değil kesinlikle Yadigâr Bey’i tercih ederdi. Pavlov ise köpeklerle uğraşmayı bırakıp insanları dinler ve onları daha çok araştırırdı. Freud usta ise bilinçaltı teorilerini çöpe atıp biraz daha yaşama somut olarak yansıyan gerçeklerle uğraşırdı. Sadi Şirazi “büyük resim” denilen kavramı biliyor olsaydı herhâlde ahmak ve gereksiz insanlarla teşrikimesai konusunda yazdığı kötü şeyleri kitabından hemen çıkarırdı. Ya da orkestrayı ve bütünsel uyumu keşfetseydi hayat korosunda gereksiz ve tembel adamların da mutlaka önemsiz gibi duran ama vazgeçilmez görevleri olduğunu anlardı.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Çantalı adam, sanki orayı denetlemeye gelmiş gibi derin bir merakla etrafı kontrol ederek, eli mıknatıs gibi çürüğe giden bir pazarcı misali hata arayıp duran tüm denetçilerin aksine, “Kusur arayan göz, marifeti göremez!” düsturunu bilen bir tavırla bir marifet bulmak ister gibi sağa sola tarassutla bakındıktan sonra daha büyük masada oturan ve rütbeli biri olduğu anlaşılan kalın bıyıklı adama doğru yöneldi.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Bir müddet susarak konuştu. Ama hiç birimiz onu anlayamıyorduk. Sonra sınavda birisine kopya veren bir ses tonuyla, “vermek” dedi. Her şeyden kurtulmak. Eksilmek ve eksiltmek dedi. Eksilip eksilterek, eksilmeyen ve eksiltmeyeni bulmak ve ona layık olmak. Anlamıyorduk. Bir çocuk gibi her şeyi unutmak dedi. Azala azala, küçüle küçüle bir çocuk gibi olmak. Bu kadar sarih sözlerden de bir şey anlamadığımızı anladı ve biraz kırgın ve huzursuz olarak “her şeyimi verdim” dedi sonra. Üç kez sıfırladım her şeyimi ve kendimi. Üç kez yıkandım ve arındım. Üç kez doğdum. Ben verip kurtuldukça o fazlasıyla geldi peşimden. Bir gemideydim. Deniz çalkantılı ve fırtınalıydı. Boğulan ama bundan haberi olmayan insanlar vardı. Bütün ağırlıklarımdan kurtuldum. Gemi batmak üzereydi. Az kalsın boğuluyordum. İyi ki atmışım her şeyi suya dedi. Kurtuldum.
Gece yarısı olmuştu. Hepimiz yorgunduk. Ayakta duramıyorduk. Halka olup bir yerde oturmuştuk. Zifiri bir halka, her yer karanlık ve boşluk. Başlarımız göğsümüze düşmüştü. Uyku, saçlarımızdan içimize girmiş yüzümüze doğru hızla yayılıyordu. Kışın karların içinde kalan çaresiz evler gibi sihirli bir uykunun ya da yakaza halinin içine gömülmüştük. Solgun bir gül gibi titriyorduk. Tıpkı taşların arasında emniyet içinde yaşayan ve gül olmaya özenen menekşenin güle dönüştükten sonra daha ilk fırtınada yerlere serilip, başını eğip, son sözlerini söylemeye hazırlandığı gibi garip, yenilmiş ama kimselerin görmediğini görmenin eşiğindeydik. Dünya, çakıl taşları gibi her yanımızı acıtıyordu. Kurtulmak istiyorduk. Ama o, kılık değiştiren Hariri’nin Ebu Zeyd’i gibi her seferinde bizi kandırıyor, en zayıf yerimizden içeriye süzülüyor, bir ömür peşinden koşturuyor ve yanıltıyordu.
Reklam