birkaç ay önce arkadaşımla dışarıda dolanırken açılan bir mini-fuardan buldum bu kitabı. kapakta yazan cümle beni çok güldürdü: "her şeyi annenizden beklemeyin. günde bir saat ayırarak siz de o. çocuğu olabilirsiniz!"
yani, normalde almayacaktım ama hem kapağı çok hoşuma gitti, hem anı kalır dedim, hem de sadece 30 liraydı. ya 30, ya 70, emin değilim.
sonra günün birinde, biraz gönülsüzce, okumaya başlayayım dedim. ve daha ilk iki sayfadan beri o kadar sarmaya başladı ki...
kitap farklı bölümlerden oluşuyor. mesela, kimi bölümde yazar hollywood filmlerindeki klişe saçmalıklara değiniyor (örn: holivut'tan dostlar –garip resimler çizen ilköğretim talebesi–). ya siyasetten, ya ilişkilerden, farklı farklı şeylerden bahsediyor. aslında kitap, bu seçilmiş konularda düpedüz yazarın görüşlerini sunuyor bizlere. bazı günler olur, bir insanla saatlerce, her konudan konuşursunuz ya hani. tam o tatta bir kitap. tadından doyulmayacak bir sohbet gibi geldi bana. ayrıca yazarın yazım tarzı ve düşünceleri bana çok sevdiğim bir insanın konuşma tarzını anımsattığından ekstra sevdim.
he ayrıca, bu kitap tam benim yazmak isteyeceğim türden bir kitap. hep rastgele (ama cidden rastgele) konular seçip o konularda fikrimi belirttiğim ya da aklıma gelen hikâyeleri, yaşadığım bazı anları paylaştığım bir kitap yazmak ya da böyle bir podcast açmak istemişimdir. umut karacaoğlu da tam olarak bunu yapmış; şimdiye kadar gördüğüm tek örnek ve en iyi örnek.
maalesef yazarın başka kitabı yok. kitapta blogu olduğundan bahsetse de onu da bulamadım. yazara dair hiiiiçbir şey bulamadım, bu beni üzdü biraz.
neyse, uzun lafın kısası; ben herkese öneririm. çok eğlendim. okuması baya keyifliydi. ilk incelemesini yazmış olmaktan da mutluyum. eğer okuyacak olursanız, şimdiden iyi okumalar.