alex

alex
tuhaf rastlantılar, tuhaf temaslar önüne geçemediğim bir deliliğe dönüşmüş. spotify.link/fYIfHcwV1Cb
güzel çirkin bir kitap
5/10
·312 syf.·
2026 5. kitabı
Kısa bir süre önce annemin Netflix'te izlediği His & Hers dizisinin spoilerleri o kadar hoşuma gitmişti ki yazarın kaleminden çıkmış başka bir şey okuyayım dedim. Normalde psikolojik gerilim kitapları beni tatmin etmediği halde Güzel Çirkin'i aldım ve buradayız. İnceleme büyük bir kısımda spoiler içerecektir; eğer önerip önermediğimi merak ediyorsanız direkt son paragrafa bakabilirsiniz. Kitabın konusu malum, yazarımız Grady'nin eşi Abby'nin işten eve döndüğü bir gecede ortadan yok olmasıyla başlıyor her şey. *BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİR* Kitap boyunca Grady'nin bunalımlarını, eşine olan özlemini vesaire okuyoruz. Biraz ezik bir karakter, hatta sonuna bakarsak bayağı ezik bir karakter de diyebiliriz. Ara sıra Abby'nin bakış açısından okusak da odağımız genelde Grady oluyor. Grady'nin bakış açısından okumak ne olay ne de kitap açısından beni tatmin etmedi. Kitabın sonunda zaten güvenilmez anlatıcı olduğu belli oluyor (ki bence bu bir olayı ters köşe yapmaya yetmez). Süreç boyunca da her şeyi o kadar tekrar edilerek anlatılıyor ki bir yerden sonra insanı bayıyor. Açıkçası Grady halüsinasyon mu görüyor yoksa gerçek mi bunlar diye düşünmekten içim sıkıldı bir yerde. Finalde hiç bilmediğimiz bir bilgiyle bir ters köşe yaşamamız bekleniyor ama olayı iki değil, üç kişiden okuduğumuzu bilmediğimizden yazarımız pek de istediği terk köşeyi yaratamadı bence. Kitapta bir kısımda eş olan Abby birkaç yıl sonra Grady ile evlendiğinden bahsediyor. Diğer Abby ise (yani Kitty) eşi ile tanışmalarından bir yıl sonra evlendiklerinden bahsediyor. Burada bir bozukluk gözüme çarpmıştı ama böyle bir son da beklemiyordum. İncelemelerimde genelde kitap boyunca aklıma takılan ya da hoşuma gitmeyen şeylerin listesini yaparım, Güzel Çirkin için de listem bu şekilde ilerliyor: Zaten
1000Kitap
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,854 okunma
Reklam
ben kitabı düşünüyorum
4/10
·352 syf.·
2026 3. kitabı
Birkaç sene öncenin popüler kitaplarından olan bu kitabı sonunda okudum. O zamanlar da merak ediyordum ama okumak nasip olmamıştı, yıllar sonra bu merakı giderdim. Kitap hakkındaki genel düşüncem için direkt son paragrafa bakabilirsiniz; o hariç tamamen spoiler içerecek çünkü. Kitabımız, Nazlı Aladağ isimli baş karakterimizin geçmişinden bir sahneyle açılıyor. Sonra edebiyat dersinden 2. olduğunu görüyoruz, vesaire. Bu sırada da Ezel giriş yapıyor zaten. Kendisi, akademik makine olan Nazlı'yı geçerek edebiyat sınavında birinci olmuş. Hoca da Nazlı'ya bir şans tanıyarak puanını yükseltmesi için Ezel ve Nazlı'ya Gurur ve Önyargı hakkında bir ödev veriyor. İkilinin hikayesi bu şekilde başlıyor. Şimdi ben, bu Gençlik Serüveni serisini, yazarın klişe olayları kendi bakış açısıyla ele alarak yazdığını biliyorum (hatam varsa düzeltin). Ama bana göre bazı şeyler vardı ki aşırı klişe sahneler bile yerine yazılsa daha iyi olurdu. Bunlara değineceğim. Kitapta gerçekten Gurur ve Önyargı üzerine inanılmaz kaliteli bir şeyler aramadım değil. Ama karakterlerimiz ödev harici her şeyi yapıp, sonda da ödevden vazgeçiyorlar zaten. Kitap boyunca Ezel'in Nazlı'ya Naz, Atkuyruğu, Alyeska falan gibi isimler takması ve Nazlı'nın olmaya çalıştığı karakterde birinin bunlara ters tepki vermemesi bana saçma geldi. Her incik boncuğa takılıp buna neden takılmayasın ki; bence gıcık bir davranış. Ezel, içi dolu görünen ama bence alıntıları ve sabrı hariç pek de dolu olmayan bir karakter. Kızlarla takılan, yarabandı olarak bir başkasını kullanan, rastgele isimler takan, sevdiği kızın arkadaşıyla gerekenden fazla yakın olan birisi. Nazlı'ya aşık olduğu an'ı okuduğumda kafayı yedim; daha iyi bir şey olabilirdi. Birini yirmi dakika görüp ona takıntı yapacak şekilde aşık olmak -veya bunun aşk
1000Kitap
00:00 Biri Sizi Düşünüyor (Cep Boy)N. G. Kabal · Martı Yayınları · 20228,6bin okunma
harcadığım en iyi 30 (?) lira
10/10
·214 syf.·
2026 1. kitabı
birkaç ay önce arkadaşımla dışarıda dolanırken açılan bir mini-fuardan buldum bu kitabı. kapakta yazan cümle beni çok güldürdü: "her şeyi annenizden beklemeyin. günde bir saat ayırarak siz de o. çocuğu olabilirsiniz!" yani, normalde almayacaktım ama hem kapağı çok hoşuma gitti, hem anı kalır dedim, hem de sadece 30 liraydı. ya 30, ya 70, emin değilim. sonra günün birinde, biraz gönülsüzce, okumaya başlayayım dedim. ve daha ilk iki sayfadan beri o kadar sarmaya başladı ki... kitap farklı bölümlerden oluşuyor. mesela, kimi bölümde yazar hollywood filmlerindeki klişe saçmalıklara değiniyor (örn: holivut'tan dostlar –garip resimler çizen ilköğretim talebesi–). ya siyasetten, ya ilişkilerden, farklı farklı şeylerden bahsediyor. aslında kitap, bu seçilmiş konularda düpedüz yazarın görüşlerini sunuyor bizlere. bazı günler olur, bir insanla saatlerce, her konudan konuşursunuz ya hani. tam o tatta bir kitap. tadından doyulmayacak bir sohbet gibi geldi bana. ayrıca yazarın yazım tarzı ve düşünceleri bana çok sevdiğim bir insanın konuşma tarzını anımsattığından ekstra sevdim. he ayrıca, bu kitap tam benim yazmak isteyeceğim türden bir kitap. hep rastgele (ama cidden rastgele) konular seçip o konularda fikrimi belirttiğim ya da aklıma gelen hikâyeleri, yaşadığım bazı anları paylaştığım bir kitap yazmak ya da böyle bir podcast açmak istemişimdir. umut karacaoğlu da tam olarak bunu yapmış; şimdiye kadar gördüğüm tek örnek ve en iyi örnek. maalesef yazarın başka kitabı yok. kitapta blogu olduğundan bahsetse de onu da bulamadım. yazara dair hiiiiçbir şey bulamadım, bu beni üzdü biraz. neyse, uzun lafın kısası; ben herkese öneririm. çok eğlendim. okuması baya keyifliydi. ilk incelemesini yazmış olmaktan da mutluyum. eğer okuyacak olursanız, şimdiden iyi okumalar.
1000Kitap
Narsist MakinistUmut Karacaoğlu · Sayfa6 Yayınları · 201332 okunma
darling, dearest, dead,
10/10
·162 syf.·
2024 27. kitabı
inceleme yazıp yazmamak konusunda çok kararsızdım, 13 kitap sonuçta ama kısa bir şekilde fikirlerimi yazayım dedim. dizisini bir-iki sene önce izlemiştim, ve o zamanlar arasam da kitapları bulamamıştım, lemony snicket'in dizi için bir uydurma olduğunu sanmıştım sanırım. (nasıl kitapları bulamadım bilmiyorum). olayı da hayal meyal hatırlıyorum gerçi. her neyse. geçenlerde karşıma çıkan bir instagram reels'i üzerinden bunu gördüm, ve çocuklar için yazılmış gibi görünen ancak karanlık olan kitaplara zaafım olduğundan hemen seriye başlamalıyım dedim. hikayemiz, violet, klaus ve sunny'nin, yani baudelaire çocuklarının ailesinin yangında ölmesiyle başlıyor. çocuklar yetim kalmıştır ve ailelelerinin vasiyeti, onların bir aile/akraba üyesinin yanında kalmasını gerektirmektedir. aileleri aynı zamanda violet'e, yani büyük çocuğa reşit olduğu zaman kullanabileceği bir servet bırakmıştır. nereden çıktığı belli olmayan, baudelairelerin (çok) uzaktan akrabası olduğunu iddia eden kont olaf isimli bir adamın da hikayeye gelişiyle baudelaire çocukları onun himayesine verilir. ancak kont olaf kötü niyetlidir, amacı çocuklara iyi bir yuva sağlamak değil, servetlerini ele geçirmektir. lemony snicket'in de bizi başta uyardığı gibi, bu hikaye, mutlu bir sonu olan hikaye değil. ne zaman çocuklar bir şey başardı desek, hep bir terslik çıkıyor ve işler aleyhlerine dönüyor. bu daha çok çocuklara hitap eden bir seri olduğu için tabii ki kitaplarda bir tık saçma bulduğum bir-iki noktaya değinmeyeceğim. (çocuk kitabında bile beğenmeyecek bir şey buldum ya, kendime şaşırıyorum bazen. gerçi ne kadar çocuklara hitap ettiği tartışılır sanırım??) ama genel hatlarıyla çok beğendim. kasvetli hikayelerin insanı olarak, baudelairelerin hikayesinin de iyi yazılmış olduğunu düşünüyorum. ben kitabı
Edebiyat
The Bad BeginningLemony Snicket · HarperCollins · 19991,039 okunma
7/10
·400 syf.·
2024 26. kitabı
Öncelikle bu kitapla ilgili olan minik bir anımı yazmak istiyorum. Seneler önce nasıl keşfettim, nereden karşıma çıktı bilmiyorum ama 15 yaşımda bu kitapla bir şekilde karşılaştım. Başkarakter 16 yaşındaydı, olaylar İtalya’da geçiyordu, kızın İtalya’ya gitmesini isteyen bir annesi vardı… 16 yaşıma az kalmıştı ve İtalya’ya takıntılı olan, ülkeyi ve ülkeye dair her şeyi aşırı seven annem yüzünden bu kitabı inanılmaz merak etmiştim ve tam 16 yaşımda okumak istemiştim. O zamanlar “okuyacağım kitap bende bulunmalı” mantığıyla hareket ettiğim için, karşıma çıkan her kitapçıya girip kitabı sormama rağmen bulamadığımdan, istediğim yaşta okuyamamıştım. Hem son zamanlar uygulamada karşıma çıktığından, hem de senelerdir hevesim sönmeye yüz tutsa da minik bir parçam hala kitabı merak ettiğinden okumaya karar verdim. Kitap, annesinin vefat etmesi üzerine Lina’nın İtalya’ya gitmesi ile başlıyor. Annesinin isteği üzerine o güne kadar hiç tanışmadığı babasıyla kalmaya başlayan Lina aynı zamanda annesinin günlüğünü okuyor. Günlüğü okurken annesinin yaptığı seçimleri, geçmişini çözmeye çalışıyor ve bunları yaparken yeni tanıştığı ve hızlıca arkadaş olduğu Ren de ona bu yolculukta eşlik ediyor. Tam bir yaz kitabı. İnanılmaz akıcı ve okurken sıkıldığım bir yer oldu diyemem. Açıkçası Lina’nın annesinin hikayesi beni daha çok içine çekti. Ayrıca sürekli övüldüğünü gördüğüm İtalyanların giyim tarzı, mükemmel yemekleri, aşırı hareketli oluşları ve şehrin göz alıcı manzaraları bence kitapta güzel yansıtılmıştı. Yaz aşkları, tatlı, biraz içinizi burkacak, biraz da içinizi ısıtacak hikaye istiyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm. Ama tam bir çerez kitap olduğunu da belirtmem gerek. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar!! *SPOİLERLİ KISIM* Bir zamanların Alex’i (Alex’in daha tam Alex
1000Kitap
Love & GelatoJenna Evans Welch · ‎Simon Pulse · 2017837 okunma
Reklam