Seküler Mit, Apokaliptik Din Ve Ütopyanın Ölümü
Puan vermedi·268 syf.··
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 11:31
Ütopya; Kusursuz bir dünya kurulabileceği düşüncesi Apokaliptik Din; Hristiyanlıkta bulunan kıyamet (apokalips) ve kurtuluş fikridir. Kara Ayin, John Gray’in modern dünyaya yönelttiği en sert ve sarsıcı eleştirilerden birini içerir. Bu eser, yalnızca bir siyaset teorisi metni değil; aynı zamanda modern insanın kendine dair kurduğu en temel anlatının —“ilerleme” mitinin— felsefi bir teşhiridir. Modernitenin Gizli Teolojisi Gray’in temel iddiası şudur: Modern dünya kendisini seküler olarak tanımlar; ancak bu sekülerlik, dinin ortadan kalkması değil, biçim değiştirmesidir. İnsanlık, dinlerden kurtulduğunu sanırken aslında onların gölgesinde yaşamaya devam eder; ve bu yanılsama, en büyük siyasi felaketlerin kaynağıdır. Özellikle Hristiyanlıkta kök salmış olan “tarihsel kurtuluş” fikri, modern ideolojilerde yeni bir dil ile yeniden üretilmiştir. Bu bağlamda Liberalizmden Marksizme kadar birçok düşünce sistemi, insanlığın nihai bir kurtuluşa ulaşacağına dair inancı sürdürür. Gray’e göre bu, rasyonel bir çıkarım değil; sekülerleşmiş bir iman biçimidir. Yani modern insan, Tanrı’ya olan inancını kaybetmiş; fakat “kurtuluş fikrine” olan inancını korumuştur. İlerleme Miti ve İnsan Doğasının Direnci Kitapta en güçlü eleştirilerden biri, ilerleme fikrine yöneliktir. Aydınlanma düşüncesinin temel varsayımı olan “insanlık sürekli daha iyiye gider” önermesi, Gray’e göre tarihsel gerçeklikle örtüşmez. Bilimsel gelişmeler, teknik ilerlemeler ve ekonomik büyüme, insanın doğasını dönüştürmez.
Felsefe ve Düşünce
Kara AyinJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 201325 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2025 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 00:02
"Or'da Kimse Var mı?" Serisinin beşinci ve son kitabı. Hem anlatıcı değişmiş hem de kitabın yazıldığı zamanda on dokuz senelik bir fark var. Mehmet Sedes ilk dört romanın anlatıcısı, Günay Rodoplu'nun hayatının müşahidi idi, şimdi sıra Meral Hanım'da. Mehmet Sedes'in ikinci eşi, hukuk hocası. Annesi Mübeccel Atiye, arkeoloji alanından emekli bir profesör. (Muazzez İlmiye'yi hatırlatan bir tip.) Romanda "Türkiye Nöbeti", ilk cildin sonunda vefat eden Günay Rodoplu'dan Mehmet Sedes'e geçmistir. Ulus Baker'in ölümü ve cenazesiyle başlayan roman ikibinli yıllar özelinde bir Türkiye değerlendirmesidir. Şirince Köyü, kıyamet teorileri, Marduk ve astek takvimi, Sevan Nişanyan ve ruhsatsız otelleri, onun ortağı Aziz Nesin'in oğlu Ali Nesin... Fetö örgütüne dair ilk uyarı sayılabilecek cümleler, Ergenekon davası ardından yaşanan gerilimler, Rizeli zengin insaatçıların aktivist, nev-İslam meraklısı çocukları, Bahriye Üçok'a yapılan bombalı suikast, PKKve çözüm süreci,Pkk-Apo-Türk solu arasındaki ilişki, sol camianın katkısı ile seneler içinde kürt solu probleminin Pkk'ya dönüşmüş olabileceği,Hürriyet ve dönemin medyasınıngüçdengeleriyle,ideolojisiz magazinel bir kültürle yoğrulması, iki binlerden sonra özellikle artan ülkeyi saran "ciddiyetsizlik,cahillik,popüler kültür, kapitalizm,ahlaki yoksunluk/yolsuzluk yani "paçozlaşma"...Kimler ve neler yoktur ki kitapta. 2000'lerin başında Anadolu köylüsünün iktidarıyla sonuçlanan çekişmelerden kendini Ayvalık'a atan Türk elitleri, kurdukları gettolarında mutlu ve sakin bir hayat yaşarlar. Ülkedeki sosyal çürüme Türkiye derdi olan ve bu dava için gençliğinden beri Türk solunda mücadele veren Mehmet-Meral Sedes ikilisini çok yaralar. Zira su perisi diye andıkları biricik yiğenleri de dahil çevrelerinde inançsızlığın paganizme
Beyaz Türkler KüstülerAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024278 okunma
Reklam
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 17:18
Roman bir cenaze töreni ile bir bitiş, dünya üzerinden yok oluş ve dünya hayatına elvada diyerek başlıyor. Cenaze merasimi için toplanan eş dost ve akrabadan ziyade sanat camiası , ayrışmış toplulukları ve tezatlıkları ile Türkiye'nin kozmopolit yapısına bir örnek teşkil etmiştir. Geçen diyaloglar orada birilerinin olduğunu ,amma velâkin bunların ideolojli olduğunu vurgulamaktadır. Türk milleti, milli birliği ve kültürel beraberliği söz konusu değildir. Birileri var ama orda kimse yok gibidir. Or 'da kimse Var mı? Cenazeye gelmeyen tek kişi belki de Şafak Özden dir. Romanın duygusal ve toplumsal ayağı metaforu da Şafak Özden' dir. Bu Şafak başka Şafak Şafakları attıran Şafak..... Günay Rodoplu baş karakterimiz, yazarımız ve Türkiye üstündeki kadın elimiz. Gün ve ay Günler aylar uyur Uyan uyan Büyük yalandan ,derin uykundan Gün aydı gün aydı Şafak attı artık onun günü aydı... Baş ve yan karakter isimleri de özenle seçilmiştir. Bu roman Türkiye'nin, siyasetin, politikanın, sosyalizmin ve aşkın içinden de benim içimden de 'Alev' gibi yaktı geçti. Anlatıcı çokluğuna, rağmen farklı sesler farklı aksanlar, farklı tonlama ve melodileri ile bir tek sese dönüşüyor; Günay Rodoplu sesleniyor. Rodoplu'nun veryansınları, onun çilesi, onun özlemi , onun idealleri,onun azmi,onun iç çatışmaları, onun aşkı, onun ümidi ve onun hüznü, kederi.... Sayfalara pimi çekilmiş bombayı salar gibi meseleyi patlatıyor , şarapnel parçaları savruluyor , dağılıyor. Teker teker şarapnel parçalarını toplarken örneklendirmeler, anektodlar, yaşanmışlıklarla derine inip sebep sonuç ve süreç üzerine yazıyor ve çare arıyor.. Netekim buluyor.
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024410 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2025 73. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 14:51
2.kitap Pavloviçler'i anlatan bölümle başlar. David ve Diana Amerika'dan bir süreliğine, akademik araştırma için Türkiye'ye gelen bir çift. David Yahudi Hasidik bir kolun varisi, eşi Diana ise püriten bir ailenin yarı esrik kızı. David akademisyen, alanı psikoloji. Türkiye ve ortadoğu üzerine bir araştırma yaoan Pavloviç, kendi öğretilerinin bütün metafizik yanlarıyla bağını koparmış, rasyonel aklın temsilcisi bir pozitivisttir. Diana ise Amerika'nın en köklü ailelerinden birinin tek varisi,inançları gereği yasaklarla ve batılla büyütülmüş "özgürlüğü" için arayışta bir adem kızı. Kitap bu ikisinin Türkiye'deki hikayeleri ve temas ettikleri akademisyenler üzerinden Türkiye analizi yapmaya devam ediyor. Pavloviç din ve toplum ilişkisini irdelerken analitik veriler ışığında biz de ülkenin inanç biçimini görüyoruz. Diana ise bir "orient" rüyasına kapılmış, bir yandan Mevlevîlikle bir yandan sazla, ama aslında kendi boşluklarıyla meşgul. Bu ikilinin hikayesine saf,masum,ümmi bir yörük temizlikçiyken "şark kurnazına" dönüşümü ile roman boyunca şaşırdığımız Nesibe eklenir. Sonu Diana'nın akıl hastanesinde tedavisine kadar sürüklenen süreçte bir yandan da alternatif Türkiye tarihi okumaya devam ederiz.90'lı yıllardan başlayan sarkaç giderek biraz daha uzaklaşır ve 70'li yıllara kadar uzanır. Atatürk, Ismet İnönü, Adnan Menderes ve 60lı yıllardan başlayan kendi içinde çeşitli fırkalara bölünen sola kısaca değinilirken (çünkü sonraki kitabın merkez konusudur) detayları irdelenir. Ülkenin sosyolojik yapısında üç çeşit insan olduğunu ve bunların muhafazakar dinciler, geleneksel dinciler ve liberaller olduğunu belirten Pavloviç'tir fakat çözümleme ve bozulmanın analizini Günay Rodoplu yapar. Yapılan anketlerin sonucları bizim çuvaldız-iğne ilişkisine bakmamızı gerektirecek
'Nuke' Türkiye!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024277 okunma
Alev Alatlı'dan okuyalım:
Puan vermedi·186 syf.··
2024 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 15:25
Tolstoy'a gelince, büyük yazarı size anlatmaya gerek yok. "Hacı Murat"ı okumamış olabilirsiniz, öyleyse mutlaka okuyun. Adı Hacı Murat olarak geçen Çeçen direnişçiyi Tolstoy 1812 Napolyon Savaşı sürecinde tanımış. Romanını yazmasının nedeni Şeyh Şamil'in "en sadık ve mümtaz naiple- rinden biri" dediği bu çileli ve vakur Müslüman'ın o korkunç savaşın altüst ettiği yazar üzerindeki iyileştirici etkisi. "Korkunç" dediğime bakmayın, Rusların "Oteçstvennya vayna" mealen, "Vatan Savaşı" dedikleri o facianın çektirdiği acıyı tanımlamaya kelime bulunmaz. 1812 Haziran'ında 600 bin askerle sefere çıkan Bonapart'ın aynı yılın aralık ayında Paris'e döndüğünde yanında sadece 1500 kişinin kalmış olduğunu hatırlatır, susarsınız. Ortodoks Kilisesi'nin 400 bin kadar da Rus vatandaşının öldüğü Napolyon Savaşı sürecindeki aşağılık performansı, Tolstoy'u dinden eder. Hacı Murat'a "Dininin kıymetini bil!" nasihati o zaman. Burası yeridir veya değildir bilemiyorum, 1884 Nisan'ında oğullarının İslam'a ihtida etmek istediklerini bildiren, bu konuda ne düşündüğünü soran hanıma cevaben yazdığı mektupları vardır. Alev Alatlı - FESÜPHANALLAH!
Hacı MuratLev Tolstoy · Karbon Kitap · 201918,4bin okunma
FESUPANALLAH!
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2022 18:09
Dizinin dibine oturmaya gönüllü her memleket evladına bilgeliğinin hakkını veren tatlı kadın Alev Alatlı... Geç kaldığım yazarlardan biri oldu. Ne var ki bu yaşımda onu anlayacak kıvama gelebildim. Her bilgiye kolayca ulaşabildiğimiz,bilimle harmanlanmalara doyamadığımız bu çağda "Nasihatname" dinlemek de kolay iş değil hani. Okur kimliğimle beni tatmin eden, kitaplara, yazarlara öznel yorumlar yapmaktan uzak duramıyorum. "Ben yazmaya üşendim, öğrenmek de bir çaba gerektiriyor,bi zahmet sözlüğe bakıver yavrum"." Bu konu hakkında şu kitabı da okuyuver kuzum" diye diye, neler anlattı, neler öğretti. Sözüm O'na Kutsal Roma'dan çıktık yola Amarikada tamamladık yolculugumuzu. "Amerika The Beautiful" Batı medeniyetini bir de ondan dinleyin derim.
Düşünce
Fesüphanallah!Alev Alatlı · Turkuvaz Kitap · 2019546 okunma
Reklam
Reklam