Adler, uykudayken rüya görmenin günlük hayattaki sorunları çözmememizden kaynaklandığını ileri sürer. Rüyayı hatırlamasak da duygusunu hatırladığımızı, zaten rüyanın amacının da barındırdıkları duyguda saklı olduğunu belirtir.
Freud’a göre rüyalar, baskı altına alınmış ve tatmin edilmemiş duyguların, arzuların ve düşüncelerin uyku anında üst şuurun baskısından kurtulup toplumsal olarak kabul edilebilir bir forma dönüştürülme girişimidir.
“Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.”