Alev Taner

bizim çocukluk dönemimizde televizyon, bilgisayar ve video oyunları yoktu. arada sırada gidilen sinema dışında en büyük eğlenceniz kitapların sunduğu olağanüstü serüvenlerdi. o öyküleri kendimiz, zihnimizde görselleştirir, deyim yerindeyse her öykü için kendi düşsel filmimizi yaratırdık.
Sayfa 8
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
dünyanın en güzel sanat eserini yaratıp on dakika seyrettikten sonra yakan bir ressam gibi ben de keşfettiğim düşünce cennetimi tasfiye ediyordum. iki aydır bunu yapmaya çalışıyordum ve bitmesine çok az kalmıştı. en azından ben öyle düşünüyordum. sona erdiğinde ise beş yaşındaki bir çocuğa dönüşecektim. ve bu zaten çok büyük bir çaba gerektiriyordu. cehalete geri dönüşün cehaletten çıkmaktan çok daha zor olduğunu, hafızamın rahatsız eden darbeleriyle anlamıştım... hatta belki yaratacağım yeni ve bomboş aklım sayesinde mutlu bile olabilirdim...
Sayfa 14
çünkü kelimelerin yaşadıklarımızın ve düşündüklerimizin yanında altı aylık bebekler gibi kalacağını anlamıştık.
Sayfa 13
ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti
Sayfa 23
geçen hafta, bir protestan kilisesinde org konseri vardı, oraya gittim. güzelden daha başka bir şeydi. çok sade bir kilise, cilalı, kocaman bir haç ve Bach... esmer esmer, soluk soluğa bir yayılışın vardı ki... artık iyice biliyorum yalnız içimde olmadığını. nesnelere de siniyorsun. birinde göz, birinde ruh, birinde.. dünya deyince bir sen geliyorsun aklıma. düşüncelerimi, duygularımı sen yoğuruyorsun sanki.
Sayfa 99