'benim burada ne işim var?' diye düşündüğünüz oldu mu hiç? bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. oldu mu hiç? yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
insanlar şehir gibiydi. bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
hiçbir suç yükleyemedikleri için kitap okumak diye bir suç icat ettiler. cehaletin övgüsünü yapıyorlar. örgütlü cehalet bu ülkede çok güçlü. sorsan kabul etmezler ama hepsi doğal olarak kültür-sanat düşmanı.