• İnsanoğlu bir gün;
    Virgülü kaybetti:
    Söyledikleri birbirine karıştı.
    Noktayı kaybetti:
    Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları.
    Ünlem işaretini kaybetti bir günde:
    Sevincini, öfkesini, bütün duygularını kaybetti.
    Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
    Soru sormayı unuttu.
    Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.
    İki noktayı kaybetti bir başka gün:
    Hiçbir açıklama yapamadı.
    Hayatının sonuna geldiğinde
    Elinde sadece tırnak işareti kalmıştı.
    İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca.
    Düşünmeyi de unutunca,
    Son “nokta”ya ulaşmıştı...
  • Bir gün insan “virgül”ü kaybetti. O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleler basitleşince düşünceler de basitleşti.

    Sonra “ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle, ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey ondan en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

    Bir süre sonra “soru işareti”ni kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu: Ne evren ne dünya ne de kendi apartmanı umurundaydı.

    Birkaç yıl sonra “iki nokta” işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

    Ömrünün sonuna doğru elinde sadece “tırnak işareti” kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

    Düşünmeyi de unutunca son “nokta”ya ulaşmıştı…

    Alex Kanevsky - “ Kaybedilenler ”