Geçtiğimiz gün Bulgaristan’da adeta bir rejim değişikliği yaşandı. Peki ya politik krizin altında kavrulan ve yabancı sermaye tarafından desteklenen siyasilerin elinde bölünmüş ülkemiz bunu nasıl başardı?
Sokalara çıkarak!
Geçtiğimiz yılın sonunda Bulgaristan’da sadece ülke tarihinin değil, Avrupa Birliği tarihinin en büyük protestolarından biri olan devasa Z-kuşağı protestoları ile yıllar yılı Bulgaristan’ın başında tahtına yapışmış olan sağcıların hükümeti devrilmiş oldu.
Bunun üzerine protestoların en büyük destekçisi olan eski cumhurbaşkanımız General Radev’in kurmuş olduğu yepyeni bir politik hareket ve gençlerin organizasyonlanması ile bu yeni kurulmuş olan parti; normalde en çok oy alabilen partinin ancak 20% alabildiği Bulgaristan’da %45 oy alarak seçimleri kazandı, ve sağcıların ülke politikasındaki 30 yıllık ülke dominansını tek bir seferde sonlandırdı!
Bu büyük zaferde elbette tüm halklar için alınacak örnekler vardır. Özellikle Avrupa liderlerinin savaş Çanları çalmaya başladıkları ve gittikçe karanlıklaşan bu dönemlerde Bulgaristan halkının bu rüzgara ters gitmesi elbette Brüksel’e önemli bir mesajdır. Ancak aynı zamanda yıllar yılı tek bir partinin ve politik kaosun altında ezilmiş bütün ülkeler için de bir umuttur aynı zamanda.
Mâlumunuz, 2026 Avrupa’da resmen bir seçim yılı. Biz de üstümüze düşeni yaptık ve değişim için, halkı soyanları değil, halkın yanında duranlara; boş vaatlerle halkı yıllarca ayakta bekletenlere değil, halkı için ayakta duranlara oyumuzu verdik.
Umarım ülkemizin ve bölgemin geleceği için hayırlara vesile olur.
En nihayetinde sıradan insanların, insanlığın karanlık tarafı hakkında kapsamlı bir bilgi ve anlayışa sahip olmadıkları sonucuna vardım.
Daha da önemlisi modern bilim ve felsefeden nasiplerini almamış olanlar hâlâ kendilerinin ezici bir kimliğe sahip olduğu sanısı içinde yaşıyorlardı…