hypatia

hypatia
@alexandria_
Puan vermedi·344 syf.·
2021 21. kitabı
Frans de waal bu kitapta hayvanların ne kadar zeki olduğunu incelemez. Bizim bunu anlayacak kadar zeki olup olmadığımızı inceler. "Bu çok tuhaf" sorularıyla başlar işe.. Aristotelesin doğa cetvelinde alt basamakların üsttekilerle bilişsel açıdan karşılaştırmalar yapılmasını da boş zaman etkinligi olarak görür. Çünkü tüm hayvanların inanılmaz çeşitlilikteki umveltlerini görmezden gelmektir bu. Her hayvanın kendi ekolojisine ve yaşam tarzına göre farklı bir umwelti vardır. "Gözlemlediğimiz kendi başına doğa değil, sorgulama yöntemimize maruz kalmış doğadır." -Heisenberg Hayvanların kendi  umveltlerine uygun testleri yapmadığımız sürece gözden bir şeyler kaçırıyoruz. Kendi doğasına uygun yapılan testlerde çoğu hayvan başarılıdır. Eğer hayvanlar bize test uygulasaydı ağaca tırmanma konusunda testi geçemeyebilirdik. Davranışçılar türleri dinleyicinin istediği dışında pek bir şey yapamayacakları ortamlara koyarak davranışı hayvana dikte etmeye çalışırlar bunu yapamayan hayvanların da zeki olmadığını söylerler. Ortaya çıkan sonuçlar gayet şaşırtıcı olmasına karşın zamanında davranışçılar tarafından hor görülmüş hayvana bilişsel bir zekanın atfedilmesi reddedilmişti. Hayvanlara niyet ve planların atfedilmesi insanbiçimci ve bilimdışı olmakla suçlanmıştı. Zamanında reddedilen çoğu şey şimdi hayvanların evrimsel bilişleriyle ilgili temel yapıtaşlarıdır. Etologlar hayvanların kendiliğinden davranışlarıyla daha çok ilgilidir. Etologlar türlerin kendine özgü karakteristiklerini inceler, hayvanların bilişsel özelliklerine dikkat çeker. Onların umweltine uygun deneyler yapar. Frans de waal un bir etolog icin en onemli gördüğü şey 'hayvanını tanı' prensibidir. Aksi takdirde yapılan gözlemlerin eksik bir bakış açısıyla değerlendirileceği görüşündedir. Hayvanları incelerken
1000Kitap
Hayvanların Ne Kadar Zeki Olduğunu Anlayacak Kadar Zeki Miyiz?Frans de Waal · Metis Yayıncılık · 2017122 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·256 syf.·
2021 20. kitabı
Bu kitap HOMO FİCTUS'u anlatır. Homo fictuslar için hikaye bir ihtiyaçtır.  Aslında her HOMO SAPİENS bir HOMO FİCTUS'tur. Ve ben de bir HOMO FİCTUS olarak yazarımızın hikayelerle ilgili bende oluşturduğu genel bakışı size aktaracağım. Hikayelere bağımlıyız ve bu hayatımızda çok büyük bir yer kaplıyor. Kimi zaman anılarımızı anlatırken farkında olmadan onu ilgi çekici bir şekilde hikayeleştiriyor. Kimi zaman dedikodu yaparken türlü türlü öykulemeler yapıyoruz. Tarafını tuttuğumuz takımlar veya insanlar için mutlaka entrikalar uyduruyor ve spor müsabakasında ter döken adamı hikaye okur gibi izliyoruz. Eğer kötü bir izlenimi varsa her düştüğünde bir tekme de biz vuruyoruz. İşin içine kurgu katmadan rahat edemiyoruz anlayacağınız. Bunun farkında olan senaristler ilgimizi çekecek türlü türlü hikayeler uyduruyor. Box maçında ezeli iki rakip gibi gösterilenler kuliste çay kahve içip muhabbet ediyor. Kimi evrimciler hikayeleri mantığın enerjiyi sömürüşündeki etkiyi yumuşatmak için yan etki olarak oluşturduğumuzu düşünüyor. Kimisi de hikayenin bir gereklilik olmasaydı dogal seçilime uğramış olacağını düşünüyor.   Kurgu sosyal yetimizi geliştirmek için bir simülasyondur. Orada alıştırma yaparız. Kurguyu anlamlandırmada büyük rolü ayna nöronlarımız oynar. Kurgudaki kahramanlarla empati kurar ve onların hissettiklerini hissederiz. Bu bakış açısına göre de kurgu evrimsel bir aksaklık olmaktan çıkıp gereklilik haline gelir. Yapılan bazı çalışmalarda kurgu okuyucularının okumayanlara göre sosyal becerilerinin daha fazla olduğu gösterilmiş. Tabi bunlar kanıt değil ve hataları da var. Sosyal hayattaki sorunlara kurgudaki karakterlerin verdiği tepkileri verdiğimizi düşünün!.. Kaos olurdu. Bir diğer veri de kurgu yazarlarının ve şairlerin şizofreni hastalığına daha fazla yakalandığını
1000Kitap
Hikâye Anlatan HayvanJonathan Gottschall · Sola Unitas · 201942 okunma
Puan vermedi·210 syf.·
2021 43. kitabı
Aydın söz ustalarının eleştirileriyle harekete geçen kitleyi fanatikler aktif döneminde sürdürmektedir. Kitle hareketi amacına ulaştığı zaman ise gözü kara fanatikler devreden çıkar ve eylem adamları hareketi toparlar ve düzeni oturtur. Kitle hareketinin başlamasına sebep olan söz ustaları aktif döneme geçildiğinde bu kitle hareketinden uzaklaşır ve elestirilerine devam ederek bir muhalife dönüşür çoğu zaman. Kitle hareketine katılmaya en uygun adaylar hayal kırıklığına uğramış kişiler hayatta yeterli uğraşısı olmayanlar ve yaptığı işte başarılı olamayan entellektuellerdir. Hayatta belli bir başarı elde eden ve kendinden emin kişiler ise kitle hareketlerine daha az yatkındır. Aynı zamanda eski yoksullar ve muhafazakar elit zengin de kitle hareketine yatkın değildir. Çünkü birinin mevcut düzene karşı gelecek ne umudu ne de gücü var iken diğeri mevcut düzenden memnundur. Anonimite isteği ise kitle hareketine girmek için en iyi bahanedir. Kişi zayıflığını kitlede kaybolarak hafifletir. Kitle hareketindeki istek çoğu zaman eşitliktir. Adalet değil. Hayal kırıklığına uğramış kişi kitledeki yandaşlarının fedakarlığını gördükçe memnuniyet duyar. Eşitlik ona haz verir. Otoritenin zayıflaması da kitle hareketine zemin hazırlar. Düzenin bozulmasıyla beraber orta sınıf ve yeni yoksullaşanlar kitle hareketine yatkın hale gelir. Birçok diktator rejimin ve çeşitli ideolojilerin altında yatan mekanizmayı gözler önüne sermiştir yazar bu kitapta. Kitle hareketlerini başlatan etkenler katılımcılar neler olmalıdır gibi soruların cevabını vermiştir. Özetle yazarin kitle hareketleriyle ilgili etkileyici analizlerini okuyacaksınız. Ben keyifle ve sabırsızlıkla okudum. İlgisi olan herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar..
1000Kitap
Kesin İnançlılarEric Hoffer · Olvido Kitap · 20193,721 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2021 14. kitabı
Lacan, Kristeva, Baudrillard, Delueze, Guattari, Virilio gibi yazarlar matematik, fizik, teknoloji terimleri ile kendi alanları arasında bir ilişki kurarlar fakat bu ilişkiyi bile açıklama zahmetine girmeden bu terimleri pervasızca kullanırlar. Okur metinleri okurken havada kalmış ve altı doldurulmamış  bu kalabalık terimsel bombardımanı anlamaz ve bu muğlaklığı eserin yüceliğine bahşeder. Zaten yazarın yapmak istediği de budur. Doğa bilimleri anlamında bilgi yetersizliği olan okurlarına metni sözde bilimsel terimlerle süsleyerek şov yapmak ve okuru kandırmak peşindedir. Kitabın eleştirdiği de budur. Yazarlar postmodern yazarların mistisizme doğru gidişinden, anlamlandırılamasalar da yücelik katılmasından ve özellikle terimlerin pervasız kullanımından rahatsız olmuşlardır. Hatta çokça eleştiriye maruz kaldıkları bir deney bile yapmıştır Alan. Çok seçkin bir dergiye birbiriyle alakası olmayan konularda araya matematiksel terimler serpiştirmek suretiyle anlamsız bir makale ortaya koymuş ve yollamıştır Alan Sokal Sabırsızlıkla beklerken çok da şaşırmadığı bir sonuç elde etmiş. Makale yayınlanmış. Sonra bu dümeni anlattığında çokça eleştiriye maruz kalmıştır. Özellikle de bu tür yazarların müritleri tarafından. Gelen eleştirilerden biri de yazarların da kendi alanları dışındaki alanlara müdahalesidir. Fakat yazarlar eserlerin ana fikrine hiçbir eleştiri yapmaksızın kullanılan terimsel tutarsızlıklara değinmektedir. Bu anlamda eseri faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü anlamlandıramadığımız şeyleri mistifike etme eğiliminde oluyoruz genelde. Bu kitabi okuduktan sonra anlamlandıramadığınız  yazarlarla ilgili  sadece kendinizi yetersiz görmek ve yazarı yüceleştirmek yerine yazara da eleştirel bir bakış açısı ile bakabileceksiniz. Eleştirilmek üzere yapılan alıntılar konu
Felsefe-Düşünce
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma