hypatia

hypatia
@alexandria_
16 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.·
2021 20. kitabı
Bu kitap HOMO FİCTUS'u anlatır. Homo fictuslar için hikaye bir ihtiyaçtır.  Aslında her HOMO SAPİENS bir HOMO FİCTUS'tur. Ve ben de bir HOMO FİCTUS olarak yazarımızın hikayelerle ilgili bende oluşturduğu genel bakışı size aktaracağım. Hikayelere bağımlıyız ve bu hayatımızda çok büyük bir yer kaplıyor. Kimi zaman anılarımızı anlatırken farkında olmadan onu ilgi çekici bir şekilde hikayeleştiriyor. Kimi zaman dedikodu yaparken türlü türlü öykulemeler yapıyoruz. Tarafını tuttuğumuz takımlar veya insanlar için mutlaka entrikalar uyduruyor ve spor müsabakasında ter döken adamı hikaye okur gibi izliyoruz. Eğer kötü bir izlenimi varsa her düştüğünde bir tekme de biz vuruyoruz. İşin içine kurgu katmadan rahat edemiyoruz anlayacağınız. Bunun farkında olan senaristler ilgimizi çekecek türlü türlü hikayeler uyduruyor. Box maçında ezeli iki rakip gibi gösterilenler kuliste çay kahve içip muhabbet ediyor. Kimi evrimciler hikayeleri mantığın enerjiyi sömürüşündeki etkiyi yumuşatmak için yan etki olarak oluşturduğumuzu düşünüyor. Kimisi de hikayenin bir gereklilik olmasaydı dogal seçilime uğramış olacağını düşünüyor.   Kurgu sosyal yetimizi geliştirmek için bir simülasyondur. Orada alıştırma yaparız. Kurguyu anlamlandırmada büyük rolü ayna nöronlarımız oynar. Kurgudaki kahramanlarla empati kurar ve onların hissettiklerini hissederiz. Bu bakış açısına göre de kurgu evrimsel bir aksaklık olmaktan çıkıp gereklilik haline gelir. Yapılan bazı çalışmalarda kurgu okuyucularının okumayanlara göre sosyal becerilerinin daha fazla olduğu gösterilmiş. Tabi bunlar kanıt değil ve hataları da var. Sosyal hayattaki sorunlara kurgudaki karakterlerin verdiği tepkileri verdiğimizi düşünün!.. Kaos olurdu. Bir diğer veri de kurgu yazarlarının ve şairlerin şizofreni hastalığına daha fazla yakalandığını
1000Kitap
Hikâye Anlatan HayvanJonathan Gottschall · Sola Unitas · 201942 okunma
yasemin isimli okura yanıt verildi
hypatia
Üzgünüm maalesef elimde pdf bulunmamakta
Reklam
Fail suçunun sorumluluğundan kaçmak amacıyla, unutmayı teşvik etmek için elinden gelen her şeyi yapar. Gizlilik ve sessizlik failin ilk savunma hattıdır. Şayet gizlilik başarılamazsa fail kurbanının inanılırlığına saldırır. Kurbanı mutlak olarak sessiz kılamıyorsa, hiç kimsenin onu dinlememesini sağlamaya çalışır. Bu amaçla düpedüz inkârdan, en ince ve zekice akılcilaştirmaya kadar bütün argümanları etkileyici bir sıraya dizer. Her vahşetten sonra aynı öngörülebilir itirazları bekleyebiliriz. Asla olmamıştır; kurban yalan söylemektedir, kurban abartmaktadır; kurban buna kendi sebep olmuştur; ve ne olursa olsun, zaman geçmişi unutmanın ve yola devam etmenin zamanıdır. Fail ne kadar güçlüyse gerçekliği adlandırma ve ta- nimlama hakkı o kadar büyüktür, onun daha eksiksiz argümanları kazanır.
Psikoloji
hypatia
Narsist kişililiğin şiddete eğilimi ve dolayısıyla bir sonraki baskı ve şiddet için ayakta kalması gereken kurbanlarına uyguladığı "gaslighting" ile inanılmaz retorik becerileriyle suçunu rasyonalize ederek kurbanı suçlu hissettirme becerisi ..
Bir olay olduğunda "Allahınız yok mu dininiz yok mu, ahlaksızlar" diye serseniş yapıldığını görürsünüz. Örneğin tecavüzcü birisine "Allahtan kork, namussuz, ahlaksız" denir. Bu tarz reaksiyonlar dindar açısından gayet normaldir. Tutarlıdır, çünkü dindar birisi eylemlerinde bilimsellik, emprik temel, pozitivist bir dayanak aramaz. Bu tarz sözler metafiziksel spekülasyonlardır. Siz istediğiniz kadar bir şeyin ahlaksızlık olduğuna dair kendinizi yırtın bu bir spekülasyon olacak. Siz tecavüzcüye ahlaksız dersiniz tecavüzcü size ahlaksız der. Spekülasyonları inkâr eden kişilerin yani materyalist, pozivist, emprik vb. kişilerin ahlaktan bahsetmeleri mümkün değildir. Çünkü bir tecavüzcüyü kınamak tamamen spekülasyondur ve hiçbir gözleme deneye dayanmaz. Ahlak hayatımızda en subjektif şeylerden birisidir. Varlığı salt madde ile açıklamaya çalışanlar ahlaktan veya ahlaksızlıktan bahsedemezler. Senin ahlaksızlık dediğin başkası için ahlaklılıktır. Ve tartışma burada biter. Bir pozitivist, materyalist için böylesi bir tartışma saçmadır.
hypatia
Erdemli davranışın ya da evrensel ahlakın açıklanması için neden bir ideolojiye ya da dine ihtiyaç duyulsun? Kişilerin temel hak ve özgürlükleri için varılan ortak görüşlerin buna ihtiyaç duyduğunu düşünmüyorum. Aksine sizin söylemlerinizin ekseriyeti pozitivist bir olumlama gibi geldi bana. Bakın siz materyalist bakış açısıyla ahlaklı ya da ahlaksızlığa karar veremeyeceğimize pozitivist söyleminizle nasıl da bir çırpıda karar verdiniz.
Bize çok yüce görünen bir şey için öne çıkışımızın, maymun olan atalarımızın toplumsal savunma tepkisiyle aynı sinir hatlarında gerçekleşiyor oluşunu hayal kırıklığına uğratıcı bir şey olarak değil, kendimiz hakkında düşünmemiz için önemli bir uyarı olarak kabul ediyorum. Bundan kaçınan bir insan, arkadaşım olmasını istemediğim, içgüdü özürlü bir insandır. Ama kör tepkiselliğinin kendisini sürüklemesine izin veren birisi ise, insanlık için bir tehlikedir, çünkü o, insanlarda kavgaya yol açan uyarı durumlarını, tıpkı biz davranış psikologlarının deney hayvanlarında yaptığımız gibi, yapay bir biçimde oluşturmasını çok iyi bilen demagogların, kolaylıkla kurbanı olur. Eski şarkıları ya da marşları dinlerken kutsal bir ürpertiye kapılacak olursam, şempanzelerin de, sosyal saldırıya kışkırtmak istediklerinde, ritmik sesler çıkarttıklarını düşünerek, bu kışkırtmayı savuştururum. Birlikte şarkı söylemek demek, şeytana elini uzatınak demektir.
1000Kitap
hypatia
İnsanın Janus kafasıdır bu: Kendisini coşkuyla en yüce olan'ın hizmetine adayabilen tek canlı varlık olan insan, bunu yapmak için her türlü tehlikeyi ( kardeşini öldürmeyi bile) göze alarak, yaptıklarını en yüce olan uğruna yapması gerektiği inancıyla örgütlenmeye gerek duyar: Ecce Homo!