Son Moda Saçmalar

Alan Sokal
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı:
417
Basım Tarihi:
3 Ocak 2013
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 1997
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Orijinal Adı:
Fashionable Nonsense
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
ISBN:
9786051066769
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·417 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2022 10:50
Öyle kolay okunur bir kitap olmadığını baştan söyleyeyim... Alan Sokal ve Jean Bricmont tarafından yazılan "Son Moda Saçmalar", günümüzde fazlasıyla "kıymetli" bulunan postmodern "aydınlar"ın sahtekarlıklarını, bilimi istismar ederek aydınlanma ve akıl karşıtı gericilerle nasıl kol kola girdiklerini ve saçmaladıklarını satır satır anlatıyor. Günümüz üniversitelerinde yere göğe sığdırılamayan, öğrencilerin okuyunca anlamadıkları ve sırf bu sebeple çok mühim bir şey söylediklerini farzettiği bu "aydınların" ipliğini pazara çıkarıyorlar. Ve açıkça diyorlar ki "sorun sizde değil, anlamıyorsunuz çünkü söylenenler saçmalık!" Hatta bir adım daha ileriye gidip bu "aydınların" da birbirlerini anlamadıklarını, aynı meşrepten olduklarını sürekli yinelenen belli başlı kavram setlerinden sezgisel olarak farkettiklerini ortaya koyuyorlar. Bu tezleri de zaten Alan Sokal tarafından deneysel olarak yazılarak postmodernlerin itibarlı bir dergisine gönderilen ve bu dergide beğenilerek yayınlanan makale ile ispatlanmıştı. Merak edenler için kitapta bu makale de mevcut. Ancak makale ekseninde oluşan tartışma başlıklarını daha detaylı olarak "Şakanın Ardından" isimli kitapta bulabilirsiniz. Bu kitap ise Lacan, Kristeva, Khun, Feyerabend, Latour, Irigaray, Baudrillard, Deluze, Guattari, Virilio gibi popüler postmodern yazarların bilimsel kavramları kullanarak nasıl saçmaladıklarını; bu saçmalıkların tesadüfi değil, akıl karşıtlığını yaygınlaştırmak için niyetli bir tutum olduğunu ve postmodernizmin gericilikle flörtünü göstermek amacıyla yazılmış. Açıkça söyleyeyim çok ikna edici...
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma
10/10
·416 syf.··
2020 158. kitabı
Son Moda Saçmalar Post-modern Aydınların Bilimi İstismar Etmesi, Alan Sokal, Jean Bricmont Kitabın isminin kendini ve anlatacaklarını bu denli iyi özetlemesi gerçekten ironik. İronik olarak nitelememdeki sebep kitabın günümüzde benim de içinde bulunduğum bilim sever ve bilim insanı olma hayali kuran herkes gibi aslın çok gerçek bir sorun olan Post-moderncilerin işlevsiz ve manasız kullandıkları ve kitapta özellikle vurgulanan bunu yapmaktaki amacın lirik bir anlatım ve edebi bir yön değil. Bunun amacının anlaşılmayan olan sevgi olduğunu bildiriyor. Bir konu hakkında hiç fikri olmayan biri için manasız bir cümle bile olsa onun ardından bir anlam arama çabasında bulunmaz. Kitapta alıntı alıntı ve tek tek bu hatayı yaptığını iddia ettiği yazarların yazılarını tek tek inceliyor. Kitabın sağlam bir altyapısı olduğunu düşünüyorum. Eleştirel bakabilme özellikle bilim için çok büyük bir meziyettir. Bu yeteneği kazanmak için son derece önemli yakın dönemde çıkmış çok iyi bir kitap. Kitabı bulmak bir zor olduğu ve biraz pahalı olduğundan aslında daha fazla okunması gerekirken istediği yerde değil aslında. Eğer bilimi sevmek değil gerçeği ve rasyonaliteyi seviyorsanız. Okuyun derim. İyi okumalar... - Furkan DOLGUN
Bilim
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2021 14. kitabı
Lacan, Kristeva, Baudrillard, Delueze, Guattari, Virilio gibi yazarlar matematik, fizik, teknoloji terimleri ile kendi alanları arasında bir ilişki kurarlar fakat bu ilişkiyi bile açıklama zahmetine girmeden bu terimleri pervasızca kullanırlar. Okur metinleri okurken havada kalmış ve altı doldurulmamış  bu kalabalık terimsel bombardımanı anlamaz ve bu muğlaklığı eserin yüceliğine bahşeder. Zaten yazarın yapmak istediği de budur. Doğa bilimleri anlamında bilgi yetersizliği olan okurlarına metni sözde bilimsel terimlerle süsleyerek şov yapmak ve okuru kandırmak peşindedir. Kitabın eleştirdiği de budur. Yazarlar postmodern yazarların mistisizme doğru gidişinden, anlamlandırılamasalar da yücelik katılmasından ve özellikle terimlerin pervasız kullanımından rahatsız olmuşlardır. Hatta çokça eleştiriye maruz kaldıkları bir deney bile yapmıştır Alan. Çok seçkin bir dergiye birbiriyle alakası olmayan konularda araya matematiksel terimler serpiştirmek suretiyle anlamsız bir makale ortaya koymuş ve yollamıştır Alan Sokal Sabırsızlıkla beklerken çok da şaşırmadığı bir sonuç elde etmiş. Makale yayınlanmış. Sonra bu dümeni anlattığında çokça eleştiriye maruz kalmıştır. Özellikle de bu tür yazarların müritleri tarafından. Gelen eleştirilerden biri de yazarların da kendi alanları dışındaki alanlara müdahalesidir. Fakat yazarlar eserlerin ana fikrine hiçbir eleştiri yapmaksızın kullanılan terimsel tutarsızlıklara değinmektedir. Bu anlamda eseri faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü anlamlandıramadığımız şeyleri mistifike etme eğiliminde oluyoruz genelde. Bu kitabi okuduktan sonra anlamlandıramadığınız  yazarlarla ilgili  sadece kendinizi yetersiz görmek ve yazarı yüceleştirmek yerine yazara da eleştirel bir bakış açısı ile bakabileceksiniz. Eleştirilmek üzere yapılan alıntılar konu
Felsefe-Düşünce
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma
Postmodern Palavralar
Puan vermedi·416 syf.··
2021 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2021 09:25
Modern dönemde hâkim akım olan akılcılığın (insan aklının mutlak yüceliği tanımına indirgenebilir) birçok olumlu getirileri olsa da (örneğin mistisizmin defedilmesini ve bilimsel ilerlemeyi tetiklemiştir) birtakım olumsuzları da beraberinde getirmiştir. Getirdiği olumsuzlukların (aslında kendinin getirmesinden ziyade talihsiz çarpıtmalara maruz kalmıştır) büyük kısmı toplumsal ortamda görülür. Toplumsal ortamı nasıl bir değişime uğrattığını anlamak için öncelikle modern dönemin temel kavramlarından biri (belki de en temel kavramı) olan hümanizmin ne olduğunu anlamak yerinde olacaktır. Hümanizm genel kanının aksine insan sevgisi anlamına gelmekten ziyade, insanbiçimci veya insanı merkeze alan bir tavırdır. İnsanbiçimci tavrın bir sonucu olarak insan, kendini efendi olarak görür. Artık tanrıya veya tanrılara yer ve gerek yoktur çünkü yeni kutsal akıldır. Bu haliyle pek olumlu bir akım olarak göründüğünün farkındayım fakat mesele bu haliyle kalmıyor. Özellikle doğaya ve kendinden olmayana karşı düşmanca bir tavır hemen beliriyor. Meseleyi uzatmamak adına bu zararlı tavırları birkaç örnek üzerinden gösterip asıl konuya geçeyim. Daha çok Batı dünyasında görülen hümanist ırkçılık kendini Tanrı olarak koyutlarken ötekini (kendinden olmayanı) köle olarak görür ve onları köleleştirmeyi ve sömürmeyi kendilerine hak sayar. Örneğin Hegel’in Afrikalı insanlara karşı tutumu oldukça ırkçıdır. Ona göre Afrikalılar insan bile değildir. Marx da bu ırkçılığa alabildiğine kapılmıştır. Ona göre Lehistan’daki köyler patates çuvalından ibarettir, İngiltere’nin Hindistan’ı işgal etmesi ilerici bir hamledir. Hegel tarihin nihai aşaması olarak Batı’yı görür ve tarihi kendi döneminde tamamlanmış olarak tasavvur eder. Marx ise tarihin ilerlemeci (lineer) devam ettiği görüşündedir, proletarya
Felsefe
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma
Saç bakımı
Puan vermedi
Her gün saçları yıkamak saç derisini yağlandırır efsanesi doğru değil. Bunca zamandır duyduğumuz şeylerden biri. Uzunca saçlar her gün yıkanmalı. Gün içerisinde daha temiz ve ferah hissetmek için.
1000Kitap
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma
Akışkan bilim mabutluğu?
Puan vermedi
Postmodern lafı bile öğürmeliktir. Virilio-Baudrillard ikilisi zerre postmodern falan hiç değildir. Kendi jargonlarını ve takındıkları aşırı dilsel oyunlarla zaten bu fizikçi tayfayı da çıldırtmışlardır. Bilim mabutluğunu kim yerecekti? Unamuno'un değimiyle; ''Bilimin tiranlığı ne zaman bitecek'' ... Aynısı İvan İllich'de de vardır. Üçüncü göz olarak tıbbın sömürü merkezi yapmış medikalize ettiği dünyayı eleştirir. Terim ve terminolojileri deşip, tek bir kavram üzerine yoğunlaşarak kuramsallığa saldırırlar. Biri devamlı ''anlamlandıramama'' dan yakınmış. Hiçbir vakit oluşmamış bir şeyin kaybı güdüldüğünden mi bu çırpınışlar (!) Herhangi bir anlam lafından bugün söz dahi edilemez. Bu kitapta gömülmeğe gayret gösterilen adamların, türettiği karşıt-kavramları yıkarak; zaten, (asla yaşayamadığımız dünyada çoktandır yittik demeye işaret ederler.) Kavramları ters yüz edip, düşünürleri alaşağı etmeğe çabalarken, bu post-modern diye addedilen bir sayıklama oyunu adı altında 'bilimcilik gayesi yürüten' müspetliği üstlenmiş, paranın biliminden başka ellerinde dünyayı çekiştirmek isteyenlerin, hala daha bilimle anlam bulamaması en oportünist boktanlıklarına dahi cevap verememesi ikrah edilesidir. Kaldı ki, sanki düşün kişileri, kavram/terimin zerre onun manasını bilmiyormuş gibi okumuş bazı kişicikler. Bu kadarda Türk okuru olduğunuzu belli etmeyin. Çok kof ve yavan! Onca okuma: Saf bir dogma ve ucuz ölümsüzlük senaryosuna kadar giden, ta ki -gezegenin sonuna değin bilim mi yapılacak? Evet tıpkı bu kitabın babalarının sevmeyeceği, hatta bu yazıda bile sözümona onlar gibi konuştuğumu dile bile getirirlerdi. Kitaplarında yerdikleri adamlardan güncesinde bile çok sık alıntılarda bulunmuş kötümserciklerdenim. Onları okumuş ve kendi eserlerini terk ettikleri gibi, onları okurken
Son Moda SaçmalarAlan Sokal · Alfa Yayıncılık · 201358 okunma

Yazar Hakkında

Alan SokalYazar · 4 kitap
Alan David Sokal (24 Ocak 1955 doğumlu), University College London'da profesör ve New York Üniversitesi'nde fizik profesörüdür. İstatistik mekanik ve kombinasyonlarda çalışıyor . 1996'daki Sokal olayından sonra Duke Üniversitesi Sosyal Metinleri tarafından kasıtlı saçma kağıtları yayınlandığında postmodernizme yönelik eleştirilerini en çok kamuoyuna duyurdu . Ayrıca pozitif psikolojide kritik pozitiflik oranı kavramını eleştirirken gösterdiği gibi, hatalı bilimsel akıl yürütmeye karşı durmaya da çalışır. 1976'da Harvard College'da lisans, 1981'de Princeton Üniversitesi'nden doktorasını tamamlayan Sokal, Arthur Wightman tarafından tavsiye edildi. 1986, 1987 ve 1988 yazları sırasında, Sandalistler seçilmiş hükümete başkanlık ederken, Sokal , Nikaragua Ulusal Özerk Üniversitesi'nde matematik öğretti. Sokal'ın araştırması matematiksel fizik ve kombinasyonlarda yatıyor. Özellikle, istatistiksel mekanik ve kuantum alan teorisinde ortaya çıkan sorulara dayanarak bu alanlar arasındaki etkileşimi inceler. Buna hem cebirsel grafik teorisinde hem de istatistiksel mekaniğin faz geçişleri çalışmasında görünen renkli polinom ve Tutte polinomu üzerinde çalışmalar da dahildir. İlgi alanları, istatistiksel fizikteki problemler için Markov zinciri Monte Carlo algoritmaları gibi hesaplamalı fizik ve algoritmaları içermektedir. Ayrıca kuantum önemsizlik üzerine bir kitap yazdı. Sokal, 2013'te Nicholas Brown ve Harris Friedman ile birlikte yazdığı ve olumlu psikolojide popüler bir kavram olan Losada Line'ı reddeden bir makaleyi yazdı. Öneren Marcial Losada'ya adını veren bu, bireyin olumlu-olumsuz duygulara oranı açısından kritik bir aralıktır; bunun dışındaki birey, daha kötü yaşam ve mesleki sonuçlara sahip olma eğilimindedir. Kritik pozitiflik oranı kavramı, Barbara Fredrickson gibi psikologlar tarafından çokça aktarıldı ve popülerleştirildi. Amerikan Psikologunda yayınlanan üçlü gazetenin bu oranının hatalı matematiksel mantığa dayandığını ve dolayısıyla geçersiz olduğunu ileri sürdü. Sokal en iyi 1996 Sokal olayı için halk tarafından biliniyor. İncelenmemiş modern postmodern kültür çalışmaları dergisi Social Text'in ( Duke University Press tarafından yayınlanan) derginin "editörleri memnun ettiğini" bildiren yayın yapıp yayınlamayacağını merak ediyor musunuz? Sokal, "Sınırları Aşmak: Kuantum Ağırlığının Transformatif Bir Hermeneutiği'ne Doğru" başlıklı, son derece sağlam ancak tamamen saçma olan bir belge sundu. Makale, Sokal'ın gözden geçirme konusundaki düşüncelerini reddetmesi nedeniyle daha önceki konulardan geri döndükten sonra, bunu "Bilim Savaşları" sayısında ilgili bir katkı olarak yayınladı. Daha sonra Sokal, makalenin Lingua Franca dergisinde bir aldatmaca olduğunu ortaya koydu. sol ve sosyal bilimlerin akıl temelli entellektüel temeller tarafından daha iyi hizmet edileceğini savunuyorlardı. Bu olay, 18 Mayıs 1996'da The New York Times gazetesinde birinci sayfalık habercilikti. Sokal, motivasyonunun "kendisinin şık bir bölümünden Solu savunmak" olduğu iddiasıyla solcu ve postmodernist aldatmacaya yönelik eleştirilere yanıt verdi. Bu olay, Paul R. Gross ve Norman Levitt'in 1994 Yüksek Öyle Kötü Hurafe kitabıyla birlikte, sözde bilim savaşlarının bir parçası olarak görülebilir. Sokal, 1997'de Jean Bricmont'la birlikte Impostures Intellectuelles adlı kitabı birlikte yazdı (bir yıl sonra, Fashionable Nonsense olarak İngilizce yayınlandı). Kitap, bazı sosyal bilimler akademisyenlerini bilimsel ve matematiksel terimlerin yanlış kullanımı ile suçluyor ve gerçeğin değerini inkar etmek için bilim sosyolojisinin " güçlü programının " savunucularını eleştiriyor. Kitap eleştirileri çelişiyordu, bazıları övgü ile bahsediyordu ve bazıları daha fazla ayrılmıştı. 2008'de Sokal, Sokal olayını ve Sahtekarlık Ötesi'ndeki sonuçlarını tekrar gözden geçirdi.