"Hepsi boşuna, baba... Hepsi boşuna...”
Tıpkı benimki gibi yaşlarla sırılsıklam olmuş yüzüne baktım ve bir ölü gibi fısıldadım:
"Kestiler bile baba, bir haftadan fazla oldu, şeker portakalı fidanımı kestiler."
Küçük beyaz çiçeği parmaklarımın arasına alarak okşadım. Artık habire ağlayıp durmayacaktım. Minguinho bu çiçek aracılığıyla bana veda etmiş, hayal dünyamdan ayrılarak acılarla dolu gerçek dünyama geçmiş olmasına rağmen ağlamayacaktım.
Kimi insanların ölmesi ne kolaydı. Lanet bir trenin gelmesi yetiyordu. Benimse gökyüzüne gitmem ne kadar zordu. Gitmeyeyim diye herkes bacaklarıma yapışmıştı.