"İyi düşün, Zezé. Henüz gencecik bir fidan bu. Bir gün koca bir ağaca dönüşecek. Seninle beraber büyüyecek. İki kardeş gibi iyi anlaşacaksınız. Dalını gördün mü? Bir tanecik dalı olsa da sanki özellikle senin binmen için hazırlanmış bir ata benziyor."
Her şeyi biliyordu. Derenin kıyısına inip Dona Celina'nın arka bahçesine girdiğimi biliyordu. Rüzgârda salınan çamaşır ipine asılı kol ve bacakları görünce büyülenmiş gibi kalakalmıştım. Derken şeytan dürtmüş, bütün bu kol ve bacakları tek seferde yere indirebileceğimi fısıldamıştı kulağıma. Bunun çok komik olacağı konusunda hemfikirdik. Derenin dibinde keskin bir cam parçası bulmuş ve portakal ağacına tırmanıp çamaşır ipini sabırla kesmeye koyulmuştum.