Aley B.

"Bir isim söyledin!" "Ulu..." Bir nefes aldım. "Ulu, dedim," diye tekrar ettim. Ulu, Ulu, Ulu... Hiç bıkmadan fısıldayabilirdim adını. O, benim çocukluğumdu. "Ne?" dedi yüzüne yayılan şaşkınlıkla. Bakışları dudaklarımda gezerken ağzımdan çıkan ses onu bozguna uğratmaya yetmişti. "Ulu..." Açmış olduğu kapıyı tamamen kapadı ve beni kendisiyle birlikte odanın ortasına doğru yürüttü. Elleriyle çenemi tuttu. Yüzüme doğru iyice eğilip daha kısık çıkan sesiyle, "Balkan Kızı,” dedi. Bakışlarında saf bir heyecan vardı. İçi içine sığmıyor gibiydi. "Sen benim kim olduğumu hatırlıyor musun?" "Hatırlamak mı?" diye sordum. Kafasını olumlu anlamda salladı. "Ben seni hiç unutmadım ki." Onu nasıl unutabilirdim ki? Küçüklüğümdü o. Eksik kalan yanımdı. Koparıldığım vatanımdı.
Sayfa 57
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Ne odi, Ulu” (Makedonca; Gitme, Ulu.)
Sayfa 56
Alıntı
Ben aslında kimseyi istemiyordum. Tabi o hariç. Bana beni geri verebilecek tek kişi oydu. Onunla konuşmak, hasret gidermek, dertleşmek istiyordum. Çünkü ona baktığımda kendimi görüyordum.
Sayfa 56
Alıntı
JULIET; Bu da ne? Canım sevgilimin avucunda bir şişe! Demek ki, zehirden sevgilinin bu vakitsiz ölümü. Cimri! Hepsini içmiş; bir damla bile Bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? Öyleyse dudaklarından öperim, Orada bir parça zehir kalmıştır belki; Bir zamanlar hayat veren dudakların Bu kez son versin hayatıma. (Öper.) Sıcakmış dudakların hâlâ. BEKÇİBAŞI; (Dışarıdan) Yol göster oğlum, ne yanda? JULIET; Gelen var! Elimi çabuk tutmalıyım. Ey hızır gibi yetişen hançer! (Romeo'nun hançerini kapar.) Senin kının burası. Orada paslan, Ben de öleyim. (Hançeri göğsüne saplar ve Romeo'nun cesedinin üzerine düşer.)
Sayfa 128
Alıntı
Yaralarını gözyaşlarıyla mı yıkıyorlar? Onların gözyaşları tükenince, Benimkiler akacak Romeo sürüldü diye.
Sayfa 79
Alıntı