Hayatın bu ara getirdiği herşeye o kadar çok evet diyorum ki, az önce nefes alamadığımı farkettim. Yeni bölüm, yeni yeti, yeni hobi,yeni yarışma, yeni insanlar, yeni yardım. Halihazırda zaten bugün evden çıkmayacağım diyebileceğim tek günüm yokken. Evet derken, ezilir miyim diye düşünmeye tam başlayacakken hallederim, vardır bir hayır diyerek başımdan salıyormuşum. Ya bu kadar yükle çok büyük adım atacağım yada bir çoğunu batırıp dipten yeniden çıkacağım. Bu kadar yorgunken nerede pes edeceğim bilmiyorum, elbet vardır yolum buraya evrildiyse bir güzellik ama, durup durup sesli bir şekilde nefes alıyorum gerçekten. Fakat bunun yanında ben tasarımcı olamam bana kumaş gelecek ki ben model seçebilirim, kafamdan çıkaramam derken bugün sabah öğrendiğim bir konuyla ilgili kafamda bir kaç saatte beliren parçalar ve bunun başarısı bu zorluğun ilk getirisi. Büyüyorum demiştim. Geçenlerde yeni tanıştığım bir arkadaşım bana ilk görüş olarak çok özgüvensiz duruyorsun demişti. Eski ben üzerine giderdim, büyüyüp kendini tanımış ben hiç sorgulamadan aynı insan olarak devam ettim. Bugün bir sürü insanın içinde hala özgüvensiz duruyor muyum diye sorduğumda elimi saygıyla tutup, "özür dilerim naifliğini özgüvensizlik olarak algıladığım için" dedi. Bir de bugün saygı duyduğum biri "burası eksik burada kitap yok" dediği anda, benim olan şeyleri hayatımda ne güzel benimsediğimi, yansıttığımla farketmek, kendimden, sevdiğim şeylerden vazgeçmemenin getirisi
12 saattir çalışıp hala bu kadar yüksek olmakta gücümü hissettiyor fakat. İki bölüm, öğrenmem gereken bir sürü yeti. Hali hazırda güzel giden işim, yeni insanlar tanımak. Yapılacak bir sürü çizim, dikilecek bir sürü kumaş. Ayrıca kahve içmek istediğim bir sürü güzel insan. Ayrıca şuan iğneyle sussa da, her an kendini hatırlatıp peşinden