Tanışmaların hep bir sebeple olduğuna inanırım. Öyle bir insanın sadece hayatına teğet geçtiği sarmallar olduğuna inanmam. Bir haftadır kapattığım bir duyguyu hissettiğim için, ki büyük ihtimalle batırdım bu yeni tanıştığım hissi. İçimde bir kabulleniş halindeydim, üstüne aynı döngülerin tekrarlayıp bitmesi, farkında olmadan döngümde koşmaya başlamıştım. Daha doğrusu farkında olup, içimde kaynayan buzulların önüne geçememiştim. Bugün uzun zamandır tanışmam gerektiği düşünülen biriyle denk gelerek tanıştım. Sohbette aslında psikolojiye inanan biri olarak hiç denemediğim teknikler üzerine konuştuk, "böyle bir insan olmam için hasta olmama gerek yok" cümlesini koyman lazım en içine dedi. O an farkettim "ben bunları yaşamasaydım böyle bir insan olmazdım" derdim hep. Ama baktığımda ben sokakta koşuştururkende, bir tokaya sevinirken de lise kolidorlarında da böyle biriydim. Çocuk ruhlu, saygılı biriydim. Belki yatkın mesleğimi bulmazdım evet, fakat bilmediğim bir şeyi kaybetmiş hissetmezdim ki. O an iş, hobi ne ile meşgulsem onu en iyi yapmak için odaklanıp, sonra yaptığım işi keyif alır yapardım, her zamanki gibi. Ben yine kişisel gelişimle ilgilenir, yine kendimle bağ kurardım aslında. Son zamanlardaki sorularımın cevapları önüme bir kor halinde geldi. Sonra sohbetin ilerisinde, duygulardan konuşuyorduk ve içimden "ilk ne zaman değersiz hissettin ve üstüne savaştın?" sorusu geldi. Saatlerdir düşünüyorum, cevaplayamadım. Geride kaç çengel attım ağıma bilmiyorum ama onları toplama zamanı sanırım, ve sonra hissime baktım. Çengellerim arasında kaybolup, deneyemedim sanırım. Vardır bunda da öğrenilecek bir şey, yol artık öğrenmem gerekenleri öğrendiğim artık yeni öğreneceğim çengellere gelsin. Ki sadece olmasa da iyi çengeller gelsin. Gerçi neden sadece iyileri olmasın ki?