Ben az önce 34. ameliyat kararımı aldım. Anestezi spreyi bile kabul etmeden iğnelerimi oldum. Ağrımın şiddeti ile geçenlerde duysam ağlayacağım cümleler içime su serpti. Hiç sorun değil dedim, ağrısızlık beklemiyorum yeter ki şiddeti azalsın diyerek. Doktorum bol motivasyonlu konuştu sonrasında. Sonra kapıda hemşire bir saniye konuşabilir miyiz dedi, başladı "tebrik ederim çok güçlüsün, kendini güçlendirmişsin ama" dedi o sırada farkettim "gerçekten acımadı, acıyı kapamadım" dedim, "acımamış olması çok güzel ama ihtimalsiz, bana da sürekli çok güçlüsün diyorlar ve demeyin seçmedim zorunda kaldım diyorum, bu gücünü hiç kaybetme ama bu kadar güçlü olma kızım, içine saygısızlık" dedi. Kaçmak istemedim ilk defa bu cümleden, orada dediklerini içime kazımak istedim. Seneler sonra kıyamadığım saçlarıma, omzumun ve boynumun kasılmasına son vermek için bu cümleyle birlikte ağlayarak kıydım. Sonra dedim ki sorun değil, kökü bende ben bu saçı da severim. Ağrı stresiyle belli etmeden yaşamaya savaşarak, son zamanlarda karşıma çıkan o güzel hissi bozsam da, belki de kaybettim bilmiyorum ama en son okuduğum kitapta durmayı biraz daha sindirdiğim için dur dedim kendime. Yeniden koşmayı da seversin, yeniden uçmayı da seversin, yeniden hayallerini seversin, yeniden kahkahayı tanırsın. Dur şuan yaşamı sevmek zorunda değilsin bu zorlukta, tekrar yaşamayı seversin dedim. Kim bilir bu dönemin matematiği neler verecek, götürdüklerinin yerini nelerle dolduracak. 34 yara için daha çok küçüğüm aslında, bu kadarını çekmek içinde. Ama gün geçtikçe eski çıkmazlarımın yerini artık yeni kitleler tehlike arz ediyor cümlesi yer değiştirmeye başladı ve ben eskisi kadar yıkılmıyorum. Bugün kalkıp gülerek işe gideceğim mesela. Çünkü merkezim hastalık değil, geçirdiğim vakit. Yaşamak çok güzel bir şey;