Aleyna Burunsuz

Ben az önce 34. ameliyat kararımı aldım. Anestezi spreyi bile kabul etmeden iğnelerimi oldum. Ağrımın şiddeti ile geçenlerde duysam ağlayacağım cümleler içime su serpti. Hiç sorun değil dedim, ağrısızlık beklemiyorum yeter ki şiddeti azalsın diyerek. Doktorum bol motivasyonlu konuştu sonrasında. Sonra kapıda hemşire bir saniye konuşabilir miyiz dedi, başladı "tebrik ederim çok güçlüsün, kendini güçlendirmişsin ama" dedi o sırada farkettim "gerçekten acımadı, acıyı kapamadım" dedim, "acımamış olması çok güzel ama ihtimalsiz, bana da sürekli çok güçlüsün diyorlar ve demeyin seçmedim zorunda kaldım diyorum, bu gücünü hiç kaybetme ama bu kadar güçlü olma kızım, içine saygısızlık" dedi. Kaçmak istemedim ilk defa bu cümleden, orada dediklerini içime kazımak istedim. Seneler sonra kıyamadığım saçlarıma, omzumun ve boynumun kasılmasına son vermek için bu cümleyle birlikte ağlayarak kıydım. Sonra dedim ki sorun değil, kökü bende ben bu saçı da severim. Ağrı stresiyle belli etmeden yaşamaya savaşarak, son zamanlarda karşıma çıkan o güzel hissi bozsam da, belki de kaybettim bilmiyorum ama en son okuduğum kitapta durmayı biraz daha sindirdiğim için dur dedim kendime. Yeniden koşmayı da seversin, yeniden uçmayı da seversin, yeniden hayallerini seversin, yeniden kahkahayı tanırsın. Dur şuan yaşamı sevmek zorunda değilsin bu zorlukta, tekrar yaşamayı seversin dedim. Kim bilir bu dönemin matematiği neler verecek, götürdüklerinin yerini nelerle dolduracak. 34 yara için daha çok küçüğüm aslında, bu kadarını çekmek içinde. Ama gün geçtikçe eski çıkmazlarımın yerini artık yeni kitleler tehlike arz ediyor cümlesi yer değiştirmeye başladı ve ben eskisi kadar yıkılmıyorum. Bugün kalkıp gülerek işe gideceğim mesela. Çünkü merkezim hastalık değil, geçirdiğim vakit. Yaşamak çok güzel bir şey;
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mükemmelliyetçi düşünce, hayatın size ya yıldızlı pekiyi vereceğini ya da sizi sınıfta bırakacağını savunan cezalandırıcı bir yaklaşımdır. Hata yapmanız sizi iyi bir insan olmaktan asla alıkoyamaz. Aslında hata yapmanız, tam da bu mükemmel olmayan ve son derece yavaş şekilde gelişen dünyayla uyumlu olduğunuzu gösterir.
Kız çocuklarının katırlara aşık olduğunu pek duymayız ama belki de böyle olması için çalışmalıyız. Küçük kızlarımızı, atların yelelerini ve kuyruklarını taramaya teşvik etmek yerine onlara kendi güçlerini kendileri için kullanmalarını söyleyebiliriz. Atların çok güzel olmalarının yarattığı dikkat dağınıklığıyla eli kolu bağlanmış olmayan katırlar, kendi içlerine dikkat etmeyi öğrenmişlerdir. Bunu kadınlar da öğrenebilir.
Hayatta içinde açan çiçeklere sahip biriyim ama uzun zaman sonra hissettiğim, hayatımda insanlığımda var olduğunu bile unuttuğum duygular hissediyorum. Ve o hisler ile farkettim ki açmamış bir kaç tohumum varmış. Onlarda açınca tamam hissettiğimi farkettim. O kadar alışık değilim ki kendimi köşe bucak kaçarken buluyorum. Bu süreç neler getirecek, neler götürecek bilmiyorum ama içim içime sığmıyor. Ne içim, ne heyecanım, ne neşem.
Sağlık sorunlarımızın ya da duygusal sıkıntılarımızın nereden çıktığını merak ediyoruz çünkü dengesiz fedakarlığın iyi bir insanın yaşamaya değer bir yaşam sürdüğünün bir işareti olduğu düşüncesi ile büyütüldük. Malesef dengesiz fedakarlık, çoğu zaman psikolojik sıkıntıları olan, duygusal olarak içten içe çürüyen ve fiziksel olarak aksamalar yaşayan birinin işareti oluyor.