Ben bugün tekrar terapiye başladım. Yeni sınırlar öğrendiğim bu süreci, daha kendimin merkezine inme ve bireyselleşme adımlarımı kaldıramadığım için sanıyordum, sanki bu bir güçsüzlükmüş gibi. "Hayırdır?" Dedim kendi kendime sürekli. " Hani kendini tanımıştın, hani gelişimin?" "Zaten bunu bunu da yapamadın, hala neyi tercih etmen gerektiğini bile tam bilmiyorsun" gibi gibi, adım adım kendimi zorbalamaya başlamışım. Otomatik sahip olduğum şema, ipin ucunu yakalamak için talep ettim sanmıştım. Bugün gidince farkettim ki kendimin daha derinden bir parçasını tanıma sancısındayım ve yanlış bir kanı oluşturup, sürecimi uzatmamak için bilinçle gitmişim aslında. Aslında kendime kendimi zorbaladığım kadar şevkatsiz değilmişim, bu kadar keskin sınırlar içerisinde bununla gurur duymak varken, kendime hemen içimde açık aramışım. Buda insanın iç elalemi değil mi?
Her zorluğun bir güzellik getirdiğini farkettiğimden beri normale dönüşlerim çok çabuk oluyor aslında. Bunu da sorguluyorum aslında ama, gerçi herşeyi tekrar sorguluyorum bu ara, sadece yaşamayı bırakmadan. Bugün sohbet esnasında "bu yaşadıklarınla fayda sağlayabileceğin yolları denemek istemez misin?" cümlesini duydum, "hep denedim ve hep yarım bıraktım, başaramadım" dedim ve "belkide zamanı değildir Aleyna, belki hala yerine oturması gereken taşlar vardır" diye bir cevap aldım, bunu bir kaç kere beynimden tekrarladıktan sonra sadece rahatlamadım, bir süredir savaşarak girdiğim dinlenme alanında kaybettiğim enerjimi de tekrar korladım. Ve bunu önüme gelen herkesle paylaşmak istedim, çünkü bu zorbalığı kendimize yapan o kadar çok büyük bir topluluğuz ki. Akşam sohbetinde de bir arkadaşım "neden sadece ben 100 almıyorum diye sorguluyorum, sadece ben başarılı olmak istiyorum" dedi. "Ne kadar başarırsan başar, her zaman