Yeni yaşıma adapte olmam biraz zaman aldı. Sanırım son ayın iş,sınav, hastane ve yeni tanıştğım insan çeşitliliğinin yorgunluğuymuş. Hayatımda sadece en stresli dönemlerimde tetris veya çiftlik oyunu dışında oyun oynamayan biri olarak, şuan gün içinde dinlenmek için oyunlar oynayan biri oldum. Aylarca evden çıkmasa çıtı çıkmayacak olan ben, iki gündür aylardır aradığım boşlukta arkadaşlarıma dışarı çıkalım diye sataşabilen biri oldum. Burada aslında alışkanlıkların insan hayatını nasıl yönlendirdiğini ve insanın sınırsız adaptasyonunu iliklerimde farkettim. Başarılı olabileceğim alanı bulmuşken, hiç aklımda olmayan iki bölüme daha yönlendiren mentorlere sahip olmuşum bu yaşımda. Ve tam olarak adımımı bulamasamda, bir camda yansımamla veya bir aynada kendimle karşılaştığımda kendimle gurur duyup, ne kadar şanslı olduğumu iliklerime kadar hisseden, dile getiren biri oldum. En fazla bir sonraki adımımı biliyorken, akışta olup en doğru yolu açacağıma emin olan biri olmuşum, savaşmayı unutmasamda kontrol edebilmeyi öğrenmişim. Çocukluğumdaki resim kurslarını, el yatkınlığımı reddedip senelerce resim çizemem derken, dikiş makinasının değilde kağıdın başına oturabildiğimi, oturunca da reddettiklerimin manasızlığını öğrendim. Günler ne kadar sıkışık olursa olsun, kendime bir saati ayırmaktan vazgeçmemeyi öğrendim. Daha öğreneceğim sınırsız şeyler var, koşturacağım kocaman bir hayat. Hala mottom aynı; içimdeki sesi unutmadan, huzurlu sağlıklı ve mutlu bir ömür.