Aleyna Burunsuz

Günlerdir karla savaşım vardı. Aynı üzüntülü halim gibi, kısa süreli yağıyordu dün. Ve bir önceki gün benim yıllık hedefim de son butonu da yeşile boyayıp, o kağıdı yırtmıştım. Bugün akşam arkadaşımla onu kutladık. Saatlerce çocukluğumuza bakıp durduk. Kahkahadan bayılmak ne demek bu akşam hayatımda ilk defa yaşadım. O keyifli sohbette, kendime ara ara çok şaşırdım. Akşamın sonunda başımı daha fazla taşıyamayıp, ben çakırım şuan diyip masaya indirdim. O an yan masada hararetle konuşan kızı izledim. Haksızlığa uğramış gibi duruyordu, anlatım tarzı mutsuz bir savaşta ayakta durduğu izlenimini verdi. Eski ben gibiydi, saldırmaktansa hayata haklı olduğu kısımları anlatıyordu hararetle. Mesleki olarakta masayı rahatsız etmeden arada kaçamak bakışlar atmayı öğrenmiştim onu farkettim. Kendimi orada da varedebilmiş hissetmek biraz daha gökyüzüne çıkardı. Işıklarla süslenmiş ağaçlarla, o masanın arasında gözlerim mekik dokurken kendime "şuan bir kitaptan hayatını okuyan bir okur olsan bu karakteri, bu hayatı sever miydin?" dedim. O kadar hoşuma gitti ki bu soru, hissimin verdiği cevapta. Sonra arabaya binmek için çıktığımızda doyasıya kar yağıyordu. Deniz kenarında yaşamanın tekrardan muhteşemliğini farkettim. Çığlıklarla dört döndüm ortada. Şuan karşımda minnacık tutmuş bir kar, ama sırtımda koşmamı gerektirse de tutmuş hedeflerimle güvenle anın tadına bakıyorum. Senelerce o sağlık koşuşturmacasında bana bu günler anlatırsa, dalga geçiliyor sanırdım. Ben yürüyenmeyeceğim günlere yaklaşmayı beklerken, hayat bana koşmayı verdi. Hayat sarhoşluğum, hala çocukluğum belki de bu yüzden. Kendimden, doğrularımdan vazgeçmeden büyüdüğüm bu yol için tekrar alnımdan öpüyorum. Zaten bu akşam, bunu kutlama akşamı değil miydi?
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugünü hala iliklerimde hatırlıyorum, sonrasını da. Ebrar sitesini de, hatta nicesini de. Fasulye sayar gibi binalardan çıkarılan sedyelerin sayıldığını, sabaha karşı enkaz altındayım diyip konum bildiren twitleri, kepçe, yardım diye inleyen çığlıkları, cebinde -hala görmeye dahi dayanamadığım- petibör bisküviyi cebinde evladı çıktığında vermek için bekleyen babayı, bebeğim öldü beni kurtarmayın diyen anneyi. Cehennemi, unutmadım. Hala ortalıkta gezen isias otelini, baba ölüyorum diye atılan ses kaydını unutmadım. Yapabileceğim maksimum montlar dikip göndermekti. İçim hiç soğumadı, çünkü ne ceza alındı, ne ders, ne önlem. Ebrar sitesi kat eksiğini geçtim, kat arttırılarak tekrar yapıldı. Tıpkı diğerli gibi, bir ömürlük canımız için geldiğimiz dünyada dile getiremeyeceğim kadar acı içine gömülüp, canın kıymeti; güce, ranta, paraya yenildi. Oysa mukayese etme bile hadsizlikken. Bir çocuğun ölümünden acaba yalan mı diye bile o acıda gündemler sağlandı. Çok değil bir kaç sene önce daha az bir alan olsa da, van depreminden kurtulup şehrimize gelen kimseyle mi tanışmamıştık oysa... Satılan çadır, yağmalanan tırlar, kapatılan iletişim, geç kalınan farkındalık. Benim bu hayatta hala aşamadığım olayların ilk sıralarında, yaşayanları düşünemiyorum bile. İstesemde anlayamam, aklımı burada zor korumuşken. O yüzden gerçekten düşünemiyorum. Bir ömür için bu acı dahi fazlayken, üstüne neler eklendi. Rant uğruna neler daha eklenecek. Hem sınırsız şey var denecek, hemde hiç birşey. Acıyla, kinle anıyorum.

Aleyna Burunsuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 6. kitabı
Gülse Birsel
7.4/10 · 1.432 okunma

Aleyna Burunsuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2025 5. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,8bin okunma
Kaçırdığım yılları yaşamak istiyorum, az önce bunu kendime itiraf ettim. Artık dışarıdan gelenlerle, içimdekinin zıtlığının kavgasını bırakmak istiyorum. Artık evet ya suçsuz, güzel bir insanım. Göstermelik değil, eğer bir ayrımı varsa iyi ve kötünün; iyi olmayı seçmiş biriyim. Acaba yanlış anlaşılır mıyım diye, bu doğru mu diye düşünmek istemiyorum. Hayata karşı artık keskin olmak istemiyorum. Alırken hayır diye başının etini yediğim arkadaşımla motorla döndüm eve, sadece bir kere bütün arkadaşlığımız bu güne bağlı diye bir şaka yaptım o kadar. Kahkaha atarak geldim eve. Deşarj oldum. Bunlarda dilimden ondan sonra döküldü, mesela az bir kıymete katlanmak istemiyorum artık. Arkadaşım mı doyasıya yanımda olmalı, birileri eğer hayatımda önemli konumdaysa beni doyasıya sevmeli. Ben artık kontrol etmek istemiyorum, savaşı bırakalı çok olmuştu ama kendimi daha salmamıştım. Salsam da hayat getirdiği güzellikleri getiriyormuş, boşunaymış kahkaha atmadığım yükler altında yaşadığım o kadar zaman. Boşunaymış bir sohbet için kahve içmektense çalışmam gerektiğini düşünmem. Sadece terapide çözebileceğimi sanıp o kadar an boşunaymış. Artık kendimle kurduğum iletişimimi göz ardı etmek istemiyorum. Başka hayat kuramam şüphesi içini kemirken, kurabilirsin diye acabalarla aldığın o yolda bu hayatı tekrar kurmadın mı? Kimbilir ömrünce daha ne hayatlar kuracaksın? Bu kadar ihtimal varken, kendini kalıplara uydurmak neden? Yaşamı bu kadar çıkmaza sokmak neden? Adım adım sıkıştığımı, bir o kadar da ferahladığımı hissediyorum. Hayat kim bilir bana nasıl bir yol getiriyorsun?