Aleyna Burunsuz

Aylar öncesinde bir iletişim uzmanı ve birbirimizi tanımadığımız insanlarla bir oyun oynamıştık. "Ben kimim?" oyunu. Amaç yansıttıklarımızla, hayattaki kimliğimiz uyumlu mu aslında bunu öğrenmek. Ve mesleğim dahi hiç bir bilgileri yokken bilinmişti. Ve hocam üzerine eklemişti "hayata çok aydınlık bir yönün var ama bütün karanlığın kendine, orada bir gizemin var" demişti. Unutmuştum, biraz uçlarda dinlendiğim yine de çalışmayı hayatımdan atmadığım günlerdeyken bugün dayanamayıp, en yakın doktoruma bunu çözmek zorundayız dedim. Çözmek için tedaviler başladık, eskideki gibi çaktırmadan ya geçmezse kaygısını sonsuz karanlıkta yaşamaya başlamışım bir kaç gündür. Tedavi çok iyi gelmiş olmasına rağmen tüm akşam ortalıkta hasta hissediyorum diyerek gezdim. Güzel de bir açılım, hissettiğimi dile getirebilmek. Dinlenirken gözüm eski notlarıma ilişti. Ve o gün olanı tekrar okumak, anımsamak çok iyi geldi. Evet bir sürü tolere edebildim, peki kendiliğinden tekrar iyileşebileceğime bu sefer fırsat bırakmıyorum diye sordum kendime. Farketmeden düştüğüm kendi karanlığımı farkedince, çıkışım ve iyileşmem çok hızlı oldu. Ayrıca artık bu tedavi dahi olsa bir yerden sonra hizmet etmediği noktada, hizmet eden noktaya adım atmayı biliyorken, yara almamışken ne gerek var sınırlı zamanlarımızda hayata küs yaşamaya? Güzel iletişimlerle doldurdum o andan sonrasını, uzunca müzik dinleyerek yürüyüş yaptım. İyi geldi, gelmeyedebilirdi. O zaman başka şeyler denerdim. Ayrıca aldığım desteklerden sonraki ferahlama hissi ile anlıyorum ki, ne kadar güzel bir çembere sahibim. İçim çiçek doluyor. Hayatın ne konuşmak istediğine bakınca da, sanırım bu kıymeti tekrar almam gerekiyordu. Bugün yüreklilikle gücümü tebrik ediyorum.Şükürler olsun,
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Farkında olmadığım bir panik anında, "mesleğiniz doktorluk mu?" sorusu ile kendime geldim. Ne kadar şemalarımın en önemlisini kontrol etmeyi öğrendim desem de, sanırım ömür boyu benimle gelip arada kendini hatırlatacak. Bu ilk başta göğsümde kaldı. Hayata güvenirken, bir kitleyi çözme ihtiyacı ile hastanede buldum kendimi. İskelet sistemini bile unuttuğumu düşünürken, bölgemdeki kitlelerimin yerleri dilimden dökülmüş. Bir dış etkileşim alana kadar farkında değildim. Aslında maksimum ameliyat kararı ile çıkacağımı bildiğim halde neden panikledim, bilmiyorum. Karşımda "benden bir yaş küçüksün, 26 yaşında 32 ameliyat mı oldun" sorusu ve kitlelerimi gördüğüm an, peşindeki işin içinde birinden "psikolojik boyutunu tamamen anlatmışsın" cümlesi. Çok gitgelli bir kaç dakikaydı. Bu süreç olmasaydı 27 yaşında hayatımı kurmuş olurdum derdim eskiden, o an. Çok şükür, bütün senelerim kapandı ama kapanmasaydı da şuan kendimi tanımış olmanın verdiği hisle yine kendimden memnun olurdum gibi hissediyorum. Ama insan psikolojisi, ilk 8 sene olmuş diyip, kendime acıdım. Sonra olduğum hayattaki varoluşuma bakıp kendimle gurur duydum. Sonra bunlar çerez dedim. Ağrımın kesilmesi için yalvardığım günlerden, yüzleşene kadar azıcık ağlayıp, gururla ağrımla çıktığım o günlere gelmek. Sağlıklı olduğumuz her an gerçekten çok şanslıyız ama bu durum sağlıksız olduğumuz zamanda geçerliymiş. İyi onlar bir şey olmaz diyebilmek, muhteşem bir şans. Sanırım ufacık bir misafirim var sadece, yaşama sahip olmak muhteşem bir düzen. Çok nizami.

Aleyna Burunsuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·272 syf.·
2024 29. kitabı
İçindeki kargayı uyandırmak, aynı zamanda içindeki hareket kabiliyetini de uyandıracaktır. Yani içindeki öfkeyi harekete dönüştürmüş olacaksındır. Karganın öfkeye harcayacak enerjisi yoktur. Çünkü başlaması gereken işler vardır. Ve bilir ki başlayamadığında sıkıştığı her alan, onu baskılayarak öfkesini açığa çıkarır. Bu yüzden karga bir kez uyandı mı, hayatta adım atmak istediğimiz her alanda süzülerek ve kolaylıkla ilerleriz.
Çevrende değer verdiğin o üç beş kişinin de sana değer vermesi muhteşem bir tatmış. Çok dertlenip, üzgün gezebilen biri değilim. Çok üzgün olsam dahi işe gittiysem, arkadaşımla görüştüysem veya çalışıyorsam benim üzgünlüğüm, stresim hemen gider. Dillendirmem. Hep güler yüzlüyüm, bu yüzden sanırım zor tanınan biri olduğumu düşünürdüm. Kaygılı bir süreçten geçiyorum aslında ve gerginliğim ile bütün yaratıcılığımı çöpe attığım günlerdeyim. Bu Ağustos sıcağında, şimdiden kaygısına düştüğüm o günler için montlar dikiyorum. Bir kumaş için kıyamadım dediğimde, imkanı yok senin kıyamamanın kafan dolu yada bir derdin var ne oldu sorusunu duymak, başka bir dostum tarafından iyi hissettirecek anlar inşa ettiğini görmek, diğer dostumun karşıma gelip, bunları bunları yaptın bunu çok keyifli başaracaksın demesi gibi, her sevgi dilinde desteği görebilmek... Eskiden hep paylaşımcı olmadığım için kendimi suçlardım, söylemediğim bir şeyin görülmesini beklemeyemem sonuçta derdim. Evet mesela 12 yıllık dostuma çok fırsat vermiyormuşum ama diğerleri değer verdiği için görebildi. Çevremde bu kadar kıymetli dostlarımın olması, bu sürede yara almadan geçmeyi sağlıyor; kendimi girdaba sürüklememi engelliyor. Hayatımda insan çıkarmaktan ve yalnız kalmaktan hiç korkmayan biri olarak bu dostlukların kalması ve birbirimize hiç saygısızlık yapmamızda çok kıymetli yaşamımda. Tanıdığım, tanımadığım her insana karşılık hep böyle davranmak, her zaman temelimdeydi. Çünkü bir iltifatın dahi bir zincir olup, o insanın hayatında bir sürü güzellik açtığını bilirim. Yada yapabilirsin cümlesinin neleri başarttığını bilirim. Benim halkalarım kötü bir halde gitmiş olmama rağmen derdimi çözerken, "Aleyna bunu sen yapabilirsin, bunu sen olduğun için söylüyorum. Evet başkası yapmazdı ama bu kadar ağrıyı,