Çevrende değer verdiğin o üç beş kişinin de sana değer vermesi muhteşem bir tatmış. Çok dertlenip, üzgün gezebilen biri değilim. Çok üzgün olsam dahi işe gittiysem, arkadaşımla görüştüysem veya çalışıyorsam benim üzgünlüğüm, stresim hemen gider. Dillendirmem. Hep güler yüzlüyüm, bu yüzden sanırım zor tanınan biri olduğumu düşünürdüm. Kaygılı bir süreçten geçiyorum aslında ve gerginliğim ile bütün yaratıcılığımı çöpe attığım günlerdeyim. Bu Ağustos sıcağında, şimdiden kaygısına düştüğüm o günler için montlar dikiyorum. Bir kumaş için kıyamadım dediğimde, imkanı yok senin kıyamamanın kafan dolu yada bir derdin var ne oldu sorusunu duymak, başka bir dostum tarafından iyi hissettirecek anlar inşa ettiğini görmek, diğer dostumun karşıma gelip, bunları bunları yaptın bunu çok keyifli başaracaksın demesi gibi, her sevgi dilinde desteği görebilmek... Eskiden hep paylaşımcı olmadığım için kendimi suçlardım, söylemediğim bir şeyin görülmesini beklemeyemem sonuçta derdim. Evet mesela 12 yıllık dostuma çok fırsat vermiyormuşum ama diğerleri değer verdiği için görebildi. Çevremde bu kadar kıymetli dostlarımın olması, bu sürede yara almadan geçmeyi sağlıyor; kendimi girdaba sürüklememi engelliyor. Hayatımda insan çıkarmaktan ve yalnız kalmaktan hiç korkmayan biri olarak bu dostlukların kalması ve birbirimize hiç saygısızlık yapmamızda çok kıymetli yaşamımda. Tanıdığım, tanımadığım her insana karşılık hep böyle davranmak, her zaman temelimdeydi. Çünkü bir iltifatın dahi bir zincir olup, o insanın hayatında bir sürü güzellik açtığını bilirim. Yada yapabilirsin cümlesinin neleri başarttığını bilirim. Benim halkalarım kötü bir halde gitmiş olmama rağmen derdimi çözerken, "Aleyna bunu sen yapabilirsin, bunu sen olduğun için söylüyorum. Evet başkası yapmazdı ama bu kadar ağrıyı,