Merhaba kitapseverler
#Geçmiş#Aleynayıldırım#Dram#Hayat#okudumbitti#ozlemli_kitaplar#alıntı
"Keşke insanları seçebildiğimiz gibi hayatlarımızı da seçebilseydik. Bu istediğimiz gibi bir hayat değildi. Denildiği gibisi... Bazı şeyleri kaçarak, kaçmak isteyerek , saklanarak ya da ortadan kaybolarak elde edemezdik. Fakat değiştirebilirdik. Her masal mutlu sonları hak eder. Ancak kendi masalımızın sonunu kendimiz belirleriz. Sahi, yalnızca hayatın kendisi mi acı veriyordu insana yoksa can acıdığı için mi bu kadar çaresiz ve yalnız kalıyordu insan?..."
Kısaca konuya gelirsek ;
Mason, geçmişinden , yaptıklarından , peşindeki adamlardan,kızıyla kaçıyordu. Kızına özgürlük diyordu. Aslında özgürlük diye bir yer yoktu onun için tehlikelerle dolu hayatından kızını uzak tutmak için trene bindirir ve Nicole ( kızına) döneceğini söyler.
O trende savunmasız bir halde bırakır onu ve biranda şiddetli sesler den sonra bir yetişkin el uzatır ,beş yada altı yaşlarındaki ufak kızı kurtarır. Etraf canhıraş halindeydi ,tren kazası olmuştu. Nicole ile konustuktan sonra , babanı beraber bulacağız der ve aralarında yakınlık olur. Mason ise bitkin düşer ve sonra günlük gazetelerin olduğu tezgahtan birini alıp incelerken " Yaklaşık bir hafta önce meydana gelen tren kazasında kaybolan küçük mucize kayıp" Beni affet kızım bulacağım seni...?
Mason kayıp kızını bulacak mı?
Bir baba ( Mason) neden korkup kızını ardında bırakarak kaçmak ,saklanmak ister ki?
Kimler, niçin peşindeydi?
Sağlıcakla, kitaplarla kalınız...
Ceylan İlgen yayınları
Aylin Sezersan
6 Mayıs 1925'te Diyarbakır'a getirilen Şeyh Said'in buradaki yani Şark İstiklal Mahkemesindeki ifadesi savcı Süreyya Bey tarafından 21 Mayıs 1925'te alındı. Şeyh Said ifadesinde isyanın nasıl geliştiğini anlatırken özetle isyanı kendisinin planlamadığını ifade ederek olayları Allah'ın kaderi olarak yorumladı. İsyanın başarılı olması durumunda bile bu halkla bir şey yapılamayacağını söyleyen Şeyh Said, halkın şeriata razı olmadığından yakındı. Süreyya Bey, Şeyh Said ve arkadaşları hakkında hazırladığı iddianameyi 23 Mayıs 1925'te Şark İstiklal Mahkemesine sundu. 25 Mayıs 1925'te zanlılar ilk kez hâkim karşısına çıkarıldı. Kimlik tespitleri yapıldı. Mahkeme esnasında kendilerine yardımcı olmak üzere avukat tutmaları söylendi. 26 Mayıs'ta Şeyh Said ve arkadaşlarının mahkemesi başladı. Sorgulamalara geçilmeden önce Hüseyin oğlu Hacı Mehmed Sadık adlı şahsın da davaya eklenmesiyle toplam kırk kişinin mahkemesi başlamış oldu. Zabıt kâtibi tarafından iddianamenin özeti okundu: "Güya dini ve şeriatı (uygulamak) fakat herhalde bağımsız bir Kürdistan hükümeti oluşturmak maksadıyla ayaklanan ve isyan eden Hınıslı Şeyh Said ve arkadaşları bulunan belirtilen sanıklardan her biri isyan ve ihtilal olayında yüksek derecede etkili olmakla sanık bulunduklarından haklarında tutuklu olarak yargılama yapılması ve yargılama anında sabit olacak suçlarının kanuni niteliklerine göre cezalarının sınırlanması talebinden ibarettir." İddianame özetinin mahkeme başkanlığı tarafından sanıklara bildirilmesinin ardından savcı Süreyya Bey davanın içeriğini açıklamaya başladı: "Türk ülkesinin Doğu vilayetlerinin belirli sınırlarının bir kısmında bütün insanlık âleminin çeşitli sebeplerle haberdar olduğu bir isyan olayı vardır. İsyan, hiç şüphe yok ki senelerle içerde ve isyan sahası dışında yapılan