Cenazede göğüsümün üzerine Reyhan Hanım’ın siyah beyaz vesikalığını tutturduğum toplu iğne kalbime ok gibi saplandı. Ben onun resmini değil güzel başını göğsüme yaslayacaktım oysa…
Silkin ey oğul, kurtul artık bir kaçak gibi yaşamaktan, çık artık şu karanlık mağaradan, çelikten bir zırh gibi kuşan öfkeni, bir kılıç gibi keskinleştiri cesaretini, fakat temkinliliğini asla elden bırakma.
Unuttuğunuz yerden başlayacağım. Bir daha unutmamanız için, hiç aklınızdan çıkmaması için, varlığımı bedeninize ikinci bir yürek gibi hissetmeniz için yazmaya en baştan başlayacağım.