Denizanasından karada iki ayaklıya kadar gelişmen için milyonlarca yıl geçti. Yalnızca altı bin yıl sürdü, yaşamının bedensel kasılma içinde yolunu bulması. İçindeki doğayı yeniden bulman, içindeki denizanasını keşfetmen için, belki yüz, belki beş yüz, belki de beş bin yıl daha geçecek.
“Bir şeyi ne kadar istersen ona o kadar yaklaşırsın. Hayallerin gerçekleştiği yerler sadece masallar, hikayeler değildir. Hayaller, onları gerçekleştirmeyi yürekten isteyen herkese açık bir kapı bırakır.”
Madam Michel’de kirpinin zarafeti var: Dışarıdan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetli oranda yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar.
Ben, son derece aceleci, süre bitecek diye bunca stres altındaki, yarını düşünmemek için şimdiki zamana açgözlülükle sarılmış olan çevremdeki yetişkinlere bakarak, bir ömrün kısacık bir sürede geçip gittiğini çok erken anladım... Ama yarından çekinmemin nedeni şimdiki zamanı inşa etmeyi bilmemektir ve şimdiki zamanı inşa etmek bilinmeyince, bunun yarın yapılabileceği söylenir, ama bu da berbat bir şeydir, çünkü yarının daima bugün olduğunu görmüyor musunuz ?