İnandığı fikrin yanlış olduğu olasılığını istemeden de olsa kabul eden bir kimse kendi fikrinin doğruluğuna ne kadar inanırsa inansın fikri korkusuzca tartışılmadığı sürece fikrini boş bir dogma olarak görmelidir.
Einstein şöyle diyor: "Yaşamanın yalnızca iki yolu var, ya hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşarız ya da her şey bir mucizeymiş gibi." İnsanın algı kapıları açık olursa her şeyde gizlenmiş olan mucizeyi idrak edebiliyor. Tomurcukta saklanmış olan gülü fark edebiliyor. Güzellik hayatın her alanına sinmiş, sadece bizden onu okumamız bekleniyor. Güzelliğin fark edilmesi için gözlerimize ihtiyacı var. Bir manzaraya veya gökteki yıldızlara baktığımız zaman bir huşu hissediyoruz. O hissettiğimiz huşu benliğimizi âdeta daraltıyor ve bizi dünya karşısında küçücük bir varlık hâline getiriyor. Etrafımızdaki dünyayı genişletiyor, bizimle dünya arasında yeni bağlar kuruyor. Böylece dünyayı yeni biçimlerde tekrar ve tekrar anlıyoruz. Dünyayla aramızdaki sınırları kaldırıyor ve bize çok büyük bir bütünün parçası olduğumuzu hissettiriyor bu huşu hissi.
"Düşmanın silahıyla silahlanın" hadisindeki silahın içine, ilim de giriyor, tefekkür de giriyor, hayatımızda var olan her türlü realite ve dahi şehir hayatı giriyor. Batı'da bir şehir kurulmuşsa ve o şehirde birtakım problemler belli şekillerde çözülüyorsa, mutlaka bizim de ona benzer bir problem çözme yeteneği geliştirmemiz lazım. Zaman akıyor ve dünyada da, hayatımızda da birçok şey değişiyor. Kendi medeniyetimizin özünden ve ana kaynaklarından yola çıkarak yeni yorumlar, yeni modeller geliştirmek mecburiyetindeyiz.
Belki atom bombası yapmayacağız; ama atom bombasını etkisiz hâle getirecek bir şeyler yapmalıyız. Ancak bir denge kurulduğunda yaşayabiliyoruz; aksi hâlde üzerimize geliyorlar ve kendilerinden farklı olan herkesi emellerine uygun bir biçime sokmaya çalışıyorlar. Buna çağımızın propaganda aracı olan sosyal medya mecraları ve oluşturulan algı operasyonları da dahil. Dolayısıyla her an kendimize ait bir repertuvarla hayata bakmak mecburiyetindeyiz. Bir modernist gibi düşünmek mecburiyetinde değiliz; ama bir modern gibi teknolojik gelişimlerin içinde olmalı, çağın gerisinde kalmamalıyız.