Algı Yönetimi ve Manipülasyon | Kitap İncelemesi
10/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Kesinlikle okunması gereken bir kitap yani bence herkes okumalı bu kitabı. İlişkilerden ziyade medyadaki bazı propagandalardan ve tarihi propagandalardan bahseden bir kitap. Yani amacına hizmet eden bir kitap. Ne kadar yazarın bazı görüşlerine katılmasam da 10/10 veriyorum.
Algı Yönetimi ve ManipülasyonMücahit Gültekin · Pınar Yayınları · 20162,013 okunma
şehrinaz
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kadim Sezginin Modern Dili: Diriliş İzleğinde Şehrinaz Yazar: Ebru Asya Şehrinaz, yazar ve şair Hayrettin Taylan’ın imzasını taşıyan üçüncü şiir kitabıdır. İlk baskısı 2019 yılında Çınaraltı Yayınları tarafından yayımlanan eser, 23 şiirden oluşur. 57 sayfalık hacmiyle ilk bakışta mütevazı bir görünüm sunsa da şiirlerin anlam yükü sayfa sayısıyla ters orantılı biçimde artar. Eserdeki çalışmalar dil üzerinde kurulan titiz bir denetimle serbest şiir formunda kaleme alınmıştır. Mısraların çoğunlukla uzun tutulması, şiirsel ritmi sabit bir ölçüye bağlamaktan çok, anlamın yayılma ve derinleşme biçimine göre kurulmasını sağlar. Kıtaların harf ve sayı sistemleriyle ayrılması metnin içsel bölünmesini görünür kılarak, düşünsel duraklar oluşturur. Kitaba adını veren Şehrinaz, şiirlerin genelinde somut bir figür ya da tekil bir muhatap olmaktan öte; şairin aşk, metafizik yöneliş ve tarihsel bilinç hâllerini kendisinde toplayan çok katmanlı bir sembol olarak belirir. Şairin kendi tanımıyla “Bütün büyük aşkların telmihler eşkâli” ve “Mistik duygulanışların gönül ummanı” olan Şehrinaz, metinler boyunca bazen bir inancın dili, bazen vuslatın adı, bazen de bir hatırlayışın odağı olarak dolaşıma girer. Şiirlerin sonlarında sıkça yinelenen hitap biçimi, Şehrinaz’ı hem özne hem de anlamı toparlayan bir bilinç merkezi hâline getirir; böylece şiirler, tekil bir muhataba değil, çoğul anlamlara açılan bir sesleniş etrafında bütünlenir. Kitap genel itibarıyla tasavvufî-modern şiir çizgisinde konumlanan, mistik ve metafizik bir poetik hattın sürekliliğini ortaya koyar. Şair, eser boyunca klasik tasavvuf düşüncesini öğretici bir söyleme yaslanmadan, çağdaş bir bilinçle yeniden kurar; şiirler yer yer irfanî bir hitap, yer yer içe yönelmiş bir iç monolog olarak şekillenir. Metinlerde;
Şiir
ŞehrinazHayrettin Taylan · Çınaraltı Yayınları · 20191 okunma
Reklam
7/10
·160 syf.··
2026 49. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:07
Kitap küresel güçlerin tüketim kültürü, algı yönetimi ve sömürgeci politikalarını distopik bir kurguyla eleştiren, gençlik edebiyatının en güçlü sistem eleştirilerinden birisi. Kitabın odağında, parıltılı bir imajın arkasına gizlenmiş acımasız küresel gerçekler yer var. Sadece bir çocuk-gençlik macerası değil, Kapiland'ın en tehlikeli silahı füzeleri değil, insanlara sunduğu ve uyanmak istemedikleri o pembe rüya. Basit bir distopya gibi görünse de başarılı bir kurgu.
Kapiland'ın Karanlık YüzüMiyase Sertbarut · Tudem Kültür Yayınları · 2019554 okunma
Yaşamı sorgulatan, neden yaşadığını düşündüren bir kitap
7/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Eşim kitabı okumuştu. “Ben de okuyayım” dedim. Zaten yazarın diğer kitaplarını sevmiştim. Böylece başladım. Ama itiraf edeyim; kitap bana oldukça uzun geldi. Bazen “keşke filmi olsa da izleyip bitirsem” dediğim bile oldu. Okuması sabır, anlaması dikkat, devam etmesi yer yer çaba isteyen bir yolculuktu. Ama bırakmak da kolay değildi; içine gerçekten emek verilmiş bir dünya vardı. Yine de düşündürdü beni. Hakkını yememek lazım. Kitap; bilincin doğası, insan zihni, gerçeklik algısı, ölüm ve ölüm sonrası deneyimler, teknoloji ve “bedensiz varoluş” fikri gibi metafizik soruları merkezine alıyor. Ve en çok da korkunun insanı nasıl şekillendirdiğini… Gerçek dediğimiz şey, beynin sürekli yorumladığı bir deneyim olabilir mi? Dış dünya tek bir gerçek değilse, zihin onu sürekli yeniden kuruyorsa… “Beyin gerçeği görmez, tahmin eder.” Bilinç sadece nöronların ürünü mü? Yoksa daha geniş bir alanın içinde mi oluşuyor? Belki de bilinç, beynin içinde değil; beynin “aldığı” bir şeydir. Korku; kontrol ihtiyacı doğurur. Kontrol; bilinci daraltır. Daralan bilinç daha fazla korku üretir. Bu bir döngü gibi işler. Kitap ölümü de klasik bir “son” gibi değil;
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,980 okunma
10/10
·83 syf.··
2026 5. kitabı
İnsan beyninin de bilgiye aç ve susamış olduğunu gösteren bir kitap. Ne kadar boş şeyler ile dolduruyor olsak bile beyin çalışmadığında kendi kendisini tüketmeye başlıyor. Bir insanın psikolojik tramvasını anlatan kitap kısa ve öz.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,3bin okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 19. kitabı
Aldous Huxley’nin 1950’lerin İkinci Dünya Savaşı sonrası puslu, ruhsal ve psikolojik arayışlarla dolu atmosferinde bizzat kendi bilincini laboratuvara dönüştürerek kaleme aldığı Algı Kapıları, aslında psikanalizin Aborjinler ya da Kızılderililer gibi dış topluluklar üzerinden değil; aristokrat, agnostik terimini literatüre kazandıran bir dedenin genlerini taşıyan ve çocuklukta geçirdiği göz hastalığı yüzünden "görmeye" felsefi bir derinlik atfeden entelektüel bir yazarın kendi zihninde yaptığı sarsıcı bir iç keşif yolculuğudur. Doktor kontrolünde deneyimlediği ve Kızılderili ritüellerinin kutsal parçası olan peyote kaktüsünden elde edilen meskalin özü, insanın zihin yapısını sıfırdan değiştiren yapay bir illüzyon yaratmaz; aksine biyolojik olarak hayatta kalabilmemiz için zihnimizin önüne çekilen ve bizi milyonlarca çiçek arasından sadece işlevsel olan birkaç rengi görebilen arılar ya da sadece hedefe odaklansın diye at gözlüğü takılan atlar gibi dar bir akışa mahkûm eden o evrimsel filtreleri ortadan kaldırarak dünyayı tıpkı kübizm akımıyla nesneye, ışığa ve fona bambaşka açılardan bakan bir ressamın gözüyle, yani bir sandalyeyi sadece konfor sağlayan bir eşya olarak değil, saf bir varoluş ve sanat formu olarak görmemizi sağlar. Ne var ki madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde ve kutsal kitaplarda Tanrı’nın insanla doğrudan "söz" üzerinden bağ kurup Hz. Adem’e eşyanın isimlerini öğretmesine baktığımızda dil, insanı körleştiren felsefi bir hapishane değil, aksine insan olmanın, adaleti, ahlakı ve hukuku inşa edebilmenin ilk ve en varoluşsal şartıdır; çünkü eğer dilin bize hakikati unutturduğunu iddia edip o sözsüz, sınırsız trans halini mutlak olarak yüceltirsek, insani boyuttan tamamen çıkıp sınırları yalnızca çiğ dürtüler, hayatta kalma korkusu ve doğanın sert
Algı KapılarıAldous Huxley · İthaki Yayınları · 20251,433 okunma
Reklam
Reklam