Puan vermedi
Başımıza ortalama üç yüz bin saç teli koyan otoriteyi tanımak zorundayız. Gözümüze yüz otuz milyon ışık alıcısı ekleyen, gözden beyne beş yüz bin sinir hücresi yerleştiren yaratıcıyı dikkate almadan bir ömür süremeyiz
İslam ve Sınıfsal YapıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 2000576 okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 03:22
'Sıradan' kişisel gelişim kitapları muamelesi yapılmayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hayatı boyunca okuduğu kitaplardan alıntılar var ve neredeyse her alıntıya dair hayatında karşılık olarak bir yaşanmışlık var, hikaye var. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kaliteli insanlar yetiştirdiğini bir kez daha görmüş oldum Ali Tükşen'in hayatını okuyunca, umarım (yaşanılan tüm kumpaslara, hainliklere rağmen) hala nitelikli insanlar yetişmeye devam ediyordur. Umarım bir gün tanışmak imkanı bulabilirim yazarla.
Asla Vazgeçme AslaAli Türkşen · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020322 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.··
2026 109. kitabı
Bugün sizlere güçlü bir karakteri barındıran bir kitapla geldim. Vedat Ali Bayrak ’ın Kaderin Sessiz Düğümleri romanı, ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu derin bir sorgulamanın ve Ege’nin sonsuz maviliklerinin içine çeken, son derece sürükleyici bir yapıt. Hayatın en ağır yüzüyle henüz doğmadan tanışan, babasız, sevgisiz ve şiddet dolu bir çocukluğun gölgesinde büyüyen Tolga, yaşadığı büyük kayıplara rağmen mücadeleyi hiç bırakmayan, hayata yenik başlamış ama pes etmemiş çok güçlü bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Yıllarca büyük emeklerle kurduğu şirketini satıp rekabet dolu piyasadan kaçarak Göcek’te bir yelkenliyle yeni bir başlangıç yapmak istemesi, aslında onun ruhundaki dinginlik arayışının bir sembolü gibi. Deniz, marina hayatı, kahve kokusu ve sessizliğin huzuru arasında geçmişin izlerini silmeye çalışırken, Marmaris’te ve ardından Rodos’ta yollarının kesiştiği gizemli, kızıl saçlı Rana ise hikayenin asıl kırılma noktasını oluşturuyor. Rana da tıpkı Tolga gibi geçmişi derin yaralarla dolu bir kadın ve bu iki kırık ruhun bir teknede bir araya gelmesiyle birlikte kitap, basit bir deniz hikayesi olmaktan tamamen sıyrılarak kader, vicdan, kaçış ve aşk ekseninde dönen psikolojik bir derinlik kazanıyor. Yazarın akıcı ve güçlü dili sayesinde karakterlerin iç dünyasındaki fırtınaları o kadar yoğun hissediyorsunuz ki okurken kendinizi adeta o teknede, rüzgarın ve dalgaların arasında buluyorsunuz. Tolga ve Rana arasındaki yakınlaşmanın taşıdığı o hüzünlü ve gizemli hava, okuyucuya “İnsan geçmişini gerçekten geride bırakabilir mi?” sorusunu çok derinden sorgulatıyor. Tam her şey sakinleşti, huzur bulundu derken Rana’nın geçmişinden gelen karanlık bir gölgenin, eski eşinin onları Rodos’ta bulmasıyla sakin başlayan bu ada yolculuğu, Yunan adaları arasında tehlike ve sırlarla
Kaderin Sessiz DüğümleriVedat Ali Bayrak · İkinci Adam Yayınları · 20263 okunma
8/10
·93 syf.··
2026 331. kitabı
“Sizi rahatsız etmeye geldim.” cümlesiyle başlıyor kitap ve bence öyle… İnsanın Dört Zindanı…. diyip başladım kitaba. okurken beni en çok düşündüren ve sorgulatan eserlerden biri oldu ve Ali Şeriati ile ilk tanışma kitabım oldu. Şeriati, insanın ruhunu analiz edip. nasıl bir varlık olması gerektiğini, ya da özgürleşmeye çalışan insanların nasıl özgürleşmediğini anlatıyor. Kitabın içeriğinde insanın, toplumun özüne iniyor. - Kitapta en çok dikkatimi çeken durum, insan sadece dış etkenlerle değil, kendi iç dünyasının da tutsağı olabilir hissiyatı. Şeriati'ye göre gerçek özgürlük, yalnızca toplumsal baskılardan kurtulmak değil; kişinin kendi korkularını, arzularını ve bencilliğini de aşabilmesidir. Bu düşünce bence birçok kişiyi düşündürecek ve kitaba karşı ilgisini arttıracaktır. Şeriati’inin bence anlatmak istediği en önemli mesele, aslında insanın en büyük mücadelesi ve savaşı kendi içindeki benle. - Kitabın içeriğine gelecek olursak, ağır bir kitap. felsefik ve sosyolojik çözümlemeleri anlattığı için yoracak da bir kitap. Bu yüzden kitabı daha çok sindirmek için ve anlaşılır hale getirmek için yavaş okumak gerekiyor. birlikte kitap yer yer yoğun ve felsefi bir dil kullandığı için bazı bölümleri anlamak için yavaş okumak gerektiğini düşünüyorum. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
İnsanın Dört ZindanıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20175,9bin okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Sonra", "Aşktan Önce" kitabının devamı. Dolayısıyla, iki kitabı arka arkaya okumam gerektiğini düşündüm. Öyle de yapılmalıymış. Bu kitapta, aşkın izleri bedenden silinirken yaşadıklarımız ve bu süreçte başımıza gelebilecek olaylar konu edilmiş. Gündelik deneyimler (ilişkide yabancılaşma ve mesafe, duygusal tükenme gibi) bilimsel bir çerçeveye yerleştirilmeye çalışılmış. Bu deneyimler, okura tanıdık gelebilir: bir zamanlar yoğun duygular uyandıran partnerin giderek sıradanlaşması, temasın azalması, birlikte yaşanan ama duygusal olarak kopuk ilişkiler. Kitap bu noktada, “romantizmin çözülmesi” temasını işliyor. Kitap, modern ilişkilerde sık görülen “duygu tüketimi” fikrinin doğal olduğunu savunuyor. 12 başlıkta incelenen aşktan sonraki meseleler, aşk acısı çekenlere "yaşadığınız acı normal ve geçecek" diyor. Bu kitapta da önceki kitaptaki gibi bir "içindekiler" bölümü yok. Okur, "Neden?" diye soruyor. Kitap cevap vermiyor. Sokrates'in haklı olduğu bir konu daha.
Aşktan SonraSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026149 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Önce”, sinirbilim temelli ilişki anlatısını popüler bir dille kurduğu, “aşkın romantik bir kader değil, biyolojik bir süreç olduğu” fikrine dayanan bir kitap. Neden âşık oluyoruz ve âşık olurken bedenimizde neler oluyor da kendimizi kaybediyoruz? gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitabın en belirgin iddiası, aşkın, sanıldığı gibi “kişisel bir mucize” değil, beynin belirli kimyasal ve sinirsel mekanizmalarının ürettiği güçlü bir algı durumu olduğu. Metnin bazı bölümlerindeki yoğun metaforik dil; örneğin, karşılaşma anında “beyne fırlayan fotonlar”, “eksiklik hissi”, “iki kişilik bir bedende tek kalma” gibi ifadeler aslında bir tür bilimsel romantizm kuruyor. Yazarlar, özellikle aşkın başlangıç evresini (arzu, çekim, bağlanma) biyolojik bir çerçeveye yerleştirerek okura, “Yaşadığın şey gizemli değil, anlaşılabilir.” düşüncesini yerleştiriyor. Bununla birlikte, aşkı yalnızca nörokimyasal süreçlere indirgemek, deneyimin biricikliğinin değerini düşürüyor. Yani “Neden bu kişi?” sorusu biyolojiyle kısmen açıklansa bile anlam düzeyi tamamen ortadan kalkmıyor. Kitap bu anlam katmanını zaman zaman arka plana itiyor. Bu da metni bilimsel açıklama ile duygusal deneyim arasında bırakıyor. Eser, karmaşık bir alanı (aşk + beyin) sadeleştirerek okunabilir bir anlatıya dönüştürmüş. Özellikle, “Neden aynı ilişki döngülerini tekrar ediyoruz?” sorusuna bilimsel bir açıklama arayanlar için işlevsel bir giriş metni. Kitapta beni rahatsız eden şeylerden biri, araştırmalara "güzel" denmesi oldu. "Güzel araştırma" ne demek? Açıklayıcı mı, aydınlatıcı mı, yenilikçi mi, devrimci mi? "Çirkin araştırma" da olur mu? Kelimeler...
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026256 okunma