Severek okudum. Anlatımı basit ve akıcıydı. Aslında dopaminin işleyiş mantığı kaybettiğimiz motivasyon ve haz duygusuyla çok bağlantılı olduğunu öğrenmiş oldum. Hayatımıza uygulayacağımız bilgiler yer alıyor. Mutluluğu uzakta aramamak gerektiğini yine anlıyoruz.
Jack London Kanadada “Altına Hücum” edildiği dönemde kendiside bu serüvene katılmış ama altın konusunda pek başarılı olamamış. Ancak yaşadıklarından esinlenerek yazdığı Vahşetin Çağrısı kitabı ile edebiyat dünyasına çok başarılı olmuş ve tanınmaya başlamış. Kitaba geçecek olursak başrolde Buck adlı bir köpeğin türünün özelliklerinden uzak bir şekilde rahat ve konforlu yaşamıyla giriş yapılıyor. Çıkarcı bir çiftlik çalışanının gizlice Buck’ı satmasıyla serüven başlıyor. Buck başından geçen zorlu yaşam şartlarında hem kendini hemde unuttuğu genetik özelliklerini tek tek tanıma ve tecrübe etme fırsatı buluyor. Özüne dönmesi için başından bunların geçmesi gerekiyor. Okuması keyifli ve dili akıcıydı. Ayrıca filmi de var aynı adı taşıyan onu da tavsiye ederim. İyi okumalar
16 yaşında zengin bir ailenin çocuğu olan Holdenin kendi hayatını anlattığı orta şeker bir kitap. Kapitalist düzenin insanda bıraktığı etkiler yüzünden Holdenin yalnızlığını ve hırçınlığını görebiliyoruz.
Dünyayı meraklı gözlerle tanımaya çalışan Zeze, yoksulluğun ve sefaletin içinde yaşama ve dostlarına sımsıkı sarılıyor. Ufak dostum zezeden çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim.