Bat Avrupa, Kudüs'ün Haçlıların eline geçtiğini 1099'un sonlarında haber aldı. Bu haber Avrupa'da bir Kudüs heyecanı oluşturdu. Onun hemen ardından Kudüs'ün istilasında bulunup Filistin'de kalmayan kimi Haçlılar da Avrupa'ya ulaştılar; İslâm alemi ve Filistinin güzelliklerini anlatarak oralarda istila edilebilecek şehirleri, ele geçirilebilecek servetleri abartarak anlattılar, Kudüs'ün muhafız ihtiyacından söz ettiler, aklını çelebildikleri her Avrupalının merakını İslâm dünyasına yönelttiler.
Haçlılar şehre girdikten sonra hep olduğu gibi sözlerinde durmadılar, evleri yağmaladılar, kadınlara el uzantılar, çocukları esir aldılar, karşılaştıkları her Müslümanı Baudouin'in göz yummasıyla öldürdüler her yanı kana boyadılar ve yıktılar. İbn Ammâr'ın o meşhur zengin kütüphanesini yağmalayıp darmadağın ettiler. Şehirde kalmak isteyen müslümanlara ağır vergiler yüklediler, cezalar verdiler.
Recep 497/1104 yılının ilkbaharında Lazkiye'ye kırk gemilik bir Ceneviz filosu gelmişti. Raymond, filoyu Antartus'a davet edip onların yardımıyla Trablus'u kuşattı. Ancak ibn Ammâr'ın şehri başarıyla savunması karşısında Haçlılar geri çekilip daha güneydeki Cübeyl şehrine yöneldiler. Kısa süren şiddetli bir savasın ardından Cübeyl halkı, şehri savunmaktan aciz kaldı ve emanla teslim oldu. Ama Haçlılar şehri ele geçirdikten sonra anlaşma koşullarını ihlal edip halka her tür eziyeti ettiler ve mallarına el koydular.