Ticaret ve zanaatla uğraşan Halep halkı, klasik mezhepsel tartışmalara ilgi duyuyor, dışarıdan bir tehdit hissetmediği sürece savaş için harakete geçmiyordu. Bizansın bölgede 4/10. yüzyıldan i itibaren yol açtığı tedhiş, Halep halkını Hıristiyan istilasına karşı duyarlılaştırmışsa da şehirlerinin kapısına dayanmadığı sürece Halep halkında dış hücumlara karşı koyma hassasiyeti gelişmemişti.
Bat Avrupa, Kudüs'ün Haçlıların eline geçtiğini 1099'un sonlarında haber aldı. Bu haber Avrupa'da bir Kudüs heyecanı oluşturdu. Onun hemen ardından Kudüs'ün istilasında bulunup Filistin'de kalmayan kimi Haçlılar da Avrupa'ya ulaştılar; İslâm alemi ve Filistinin güzelliklerini anlatarak oralarda istila edilebilecek şehirleri, ele geçirilebilecek servetleri abartarak anlattılar, Kudüs'ün muhafız ihtiyacından söz ettiler, aklını çelebildikleri her Avrupalının merakını İslâm dünyasına yönelttiler.
Haçlılar şehre girdikten sonra hep olduğu gibi sözlerinde durmadılar, evleri yağmaladılar, kadınlara el uzantılar, çocukları esir aldılar, karşılaştıkları her Müslümanı Baudouin'in göz yummasıyla öldürdüler her yanı kana boyadılar ve yıktılar. İbn Ammâr'ın o meşhur zengin kütüphanesini yağmalayıp darmadağın ettiler. Şehirde kalmak isteyen müslümanlara ağır vergiler yüklediler, cezalar verdiler.