Aslında kadınları severim ben ve ancak kibar bir adam beni zorlarsa bu tuhaf zevklere teslim olurum. O zaman da yapmayacağım şey yoktur. Bu tür tekliflerde bulunanlara dayak atmak gerektiğini bizim genç haytalara inandırmış o gülünç kurum, kasıntı hal bende yoktur; insan kendi zevklerine hâkim olabilir mi? Tuhaf zevkleri olanlar için hayıflana biliriz ama onlara asla hakaret etmemeli: Onların kusuru doğanın Kusurudur; bizim ister çarpık çurpuk olsun ister sağlam temelli, doğuştan gelen zevklerimizden farklı zevklerle dünyaya gelmiş olmaktan da onlar sorumlu değildir. Hem sizden zevk alma arzusunu size açan bir insan hoş olmayan bir şey mi söylemiş olur size? Kuşkusuz hayır; o size kompliman yapmaktadır; o halde ona niçin hakaretlerle ya da küfürlerle cevap verelim? Yalnızca salaklar böyle düşünebilir; aklı başında biri bu konuda asla benden farklı şeyler söylemez, ama haklarına saldırma iddiasında olanları her zaman kıskanan kadınlar tarafından zor durumda bırakıldıklarından kendilerini bu sıradan hakların Don Quichotte’ları sanan ve oynaşmaya uygun bulunduklarının itiraf edilmesini kendilerinin kusuru olarak gören beş para etmez salaklarla doludur dünya.
Ah, insan öyle fani ki, yaşadığından gerçekten emin olduğu bu dünyada bile, varlığının tek bir gerçek iz bıraktığı bu dünyada bile, sevdiklerinin ruhunda ve hatıralarında o da sönüp kaybolacak, hem de çok çabuk!
Gerçi..." - Şu "gerçi" sözcüğünü kullanmasalar insanları daha çok seveceğim; genelleme yapan her cümlenin istisna derdi olduğu bilenen bir şey değil mi? Ama insan kendini böyle savunuyor! Genel ve kısmen gerçek bir şey söylerken, lafı biraz aceleye getirdiği düşüncesine kapılınca, sonunda konuyla yakından uzaktan bir alakası kalmayıncaya kadar karşınızda sınır koymayı, değiştirmeyi, önemsiz kılmayı ve eklemeyi sürdürüyor.