Uzak doğu edebiyatına ilk girişim oldu ve sanırım uzun bir süre bu kitap yüzünden uzak doğu benim için biraz daha uzak kalacak.
Kitaptaki acılar ne denli büyük olursa olsun içimi ufacık bile cız ettiremedi. Kitabın bana veyahut bizim topluma hitap edebileceğini düşünmüyorum. Acılarımız çok başka bizim.
İlk sayfalarda tabuların bu denli yıkılabilmiş olması beni çok hoşnut etmişti. Lakin ilerleyen sayfalarda hatta neredeyse tüm sayfalarda bunun örnekleriyle abartılmış bir şekilde karşılaşmak epey bıktırdı beni. Evet cinsellik gizlenmesi gereken bir olgu değil kesinlikle, Murakami de bunu başarıyla yıkabilmiş bir yazar. Ama bununla birlikte kendini tutamayıp tecavüzü bile övebilecek kadar sapıtmış bir yazar.
Yazara daha fazla saygısızlık etmek istemem ama kitabın edebi bir değeri olduğunu da düşünmüyorum. Aforizmalar etrafında donatılmış basit bir olay örgüsünden ibaret. Wattpad'de binlerce örneğini bulabilirsiniz.
Tüm bunlara rağmen kitabın benim için zaman kaybı olduğunu söylesem yalan olur. En azından Japon toplumunun kültür ve ahlak yapısını öğrenmemde epey yardımcı oldu. Murakami de kitabında bunu çok iyi bir şekilde başarabilmiş. 6 puanı da bu yüzden verdim.
Öncelikle kitabın bilgilendirme/bilinçlendirme açısından tatmini son derece yüksek. Öğretici ve eğitici bir kitap olmasına karşın akademik kitapların tersine akıcı ve sade bir dile sahip. Koskoca insanlık tarihini ve gelişimini anlatırken terimler kullanıp okuyucuyu kavram karmaşasına boğmak yerine son derece anlaşılır bir dille aktarmış olması günümüz akademisyenleri için örnek alınacak nitelikte.
Kitabın içeriği ise insanı iliklerine kadar kendini sorgulamaya itiyor. Öyle dehşet verici tespitleri ve tutarlı soruları var ki söylediklerini düşünürken yazara karşı içten bir saygı duymaktan kendinizi alamıyorsunuz. O kadar çok yerin altını çizdim ki sadece altını çizdiğim yerlerin toplamından bile başlı başına bir kitap çıkarılabilir.
Yazarın görüşlerine katılır ya da katılmazsınız orası sizin bileceğiniz iş ama kesinlikle okumadan ölmeyin :) yoksa çok şey kaçırırsınız.
Bu zamana kadar kitapların nasıl yazılmış olursa olsun her halükarda okuruna az da olsa bir şeyler kazandıracağına inanmışımdır. Ancak bu kitap genellememin dışında tutabileceğim sayılı "eser(!)lerden".
Elde bu kadar zengin bir malzeme bulunmasına rağmen bir hikayenin veyahut olayın içi ancak bu kadar boşaltılabilirdi. Olaylar savaşın tam ortasında geçmesine rağmen savaşa, savaş psikolojisine, savaşın toplum üzerindeki etkisine zerre değinilmeden paldır küldür yazmış kitabı.
Yazar, hikayeyi okurken utanılacak derecede basit bir dille yazmış. Dikkat etmenizi isterim sade yazmış demiyorum. Basitçe yazmış bildiğiniz içi boş, basit!
Saygıdeğer abimiz, bilgisayar oyunun başına geçmiş bir çocuk gibi tüm tuşlara basmış, düşünmeden aklına geleni yazmış. Nereden gelip nasıl olduğunu anlamadan üniversite aşkı ortaya çıkıyor, oradan oraya taşınıyorlar sürekli, sonra bir anda devrimci oluyor, derken kızı oluyor, oradan kafayı sıyırıp hastaneye yatırılıyor, yirmi yıl sonra kızı babasını hatırlayıp yanına geliyor derken oradan oraya anlamsız koşuşturmacalar ve anlamsız bir son!
Maalesef okurken içimde en ufak duygu değişikliği yaratamadı. Kitabı okuduğum için pişmanım. Ya da en azından bu kadar büyük beklentiyle okuduğum için pişmanım. Yazara olan öfkem geçene kadar onu bir süre okuma listemin dışına çıkarıyorum.
Doğunun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 199840,1bin okunma
Nisanın ortasında olduğumuz halde üşümekten kitabı okuyamadım. Jack London'un ilk hikayelerinden olmasına rağmen betimlemeleriyle insana orada bizzat bulunuyor ve yaşıyormuş gibi hissettiriyor.
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma