“Hanna’nın suçunu hem anlamak, hem de mahkum etmek istiyordum. Ama buna izin vermeyecek kadar korkunç bir suçtu bu. Onu anlamaya çalıştığım zaman, gerektiği gibi mahkum edemeyeceğim hissine kapılıyordum. Gerektiği gibi mahkum ettiğim zaman da, anlamaya hiç yer kalmıyordu. Ama Hanna’yı anlamak da istiyordum aynı zamanda; onu anlamamak, Hanna’ya bir kez daha ihanet etmek demekti. Bu sorunun üstesinden gelemedim. Her ikisini de başarmak istiyordum; hem anlamak hem de mahkum etmek. Ama ikisini de beceremedim.”