DEMİRDEN ERİYEN
Yüreğim tutuştu ve ilk kıvılcım döküldü yerlere
Kimse dile getiremez çünkü içi köz ateş
Kimse de ulaşamaz ruhum bir kafes
Kurak ve tarihten yoksun bu ‘’kıvılcım’’
Tarih bir yoksul rüya ve öykünen bu nehir durgun
Derin bir okyanus önümde fakat ben doygunum deryalara
Yarınsa sıcak, kavruk bu günün her yanı paslı
Demir sıcak, ateş püskürüyor ocaklarım
Kararlı, yok edecek bu yangın beni biliyorum
Kirden arınmış sanmakta kendini ellerim fakat gözlerim kızılca
Uzun zamandır düşünde olduğum bu hülya kanlı canlıca
Ve yaratıyor gün
Nice zamandır öldürüyor dün
Fakat yok etmiyor gece
Eriyip dökülüyor her yanım
Tarihe karışıyor sanki al kanım
Siren, er, dipçik
Kızgın her şey ve de ‘’Demir’’ eriyik
Yüreğim sanki artık yoksun candan
İşte burası bir meydan
Yok çaresi, çilesi bitmez bu iş bir hezeyan
Kederim dallara asılı şu incirlerin
Ve bedenim al al uzanmış yerlere
Çarpıyor yüreğim, bir o kadar tehlikeli artık
Kalkma vakti ayağa
Ama nice zaman akmış ayrı, kızgın ve közlü yüreğimden
Direnemem kayboluşa…
Demir tutuşuyor işte yanıyor o da kendi edasında