Başımı kaldırıyorum. Işıklar o denli parlak ki!.. Işıkların keskin parlaklığında -içimde ve dışımda- hayat sönük; ben zamandan kopuk, ölü bir dünya içinde bir yerlere gidiyorum.
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!
Cihâna bir daha gelmek hayâl edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmıyan büyük kapıdan
Geçince baslıyacak bitmeyen sükûnlu gece.
Gurûba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harâb ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yâhud gül.
ORADA
...
Bağımdaki tomurcuklar soluyor
Güzel küsüyor bu hayali seraba
Heyhat yanılmanın o alacakaranlığı
Akşam oluyor tomurcuklarda
Ayaz yükseliyor yeniden ufuklarda