Ve insanlardaki, ancak hayal edilen amacın ve idealin bir araya geldiği gözle görünmez özelliklere, görünür araçlarla mı hitap edeceğiz?
Herhalde askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir görev olduğu gibi; öncelikle onlarda bir ruh, bir emel, bir kişilik yaratmak da Allah'tan ve Medine-i Münevvere'de yatan Cenab-ı Peygamber'den sonra bize düşüyor.
İşte başımıza gelen olayı görmektesiniz. Gerçekten dünyanın durumu değişmiş, kötülükleri aşikar olmuş, iyilik ve faziletleri ortadan kalkmıştır.
İnsanî faziletlerden ancak kabın içerisinde kalan su damlacıkları kadar pek az bir şey kalmıştır. Halk zillet ve utanç dolu bir hayat sürmektedir.
Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mümin, Allah'a kavuşmayı (şehit olmayı) istemekte haklıdır.
Ben böyle bir ortamda ölümü saadet biliyorum, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık.
İMAM HÜSEYİN (A.S.)
Maddeye esir olmayan, maddeyi esir alan, Hak için madde hakimiyeti kuran bir dünya, özellikle bir nesil bekliyoruz. Selâm, maddeyi esir eden kahramanlara!
Mülk ve Melekût veya maddi ve mânevi âlemden başka bir âlem olmadığına göre, bu iki âlemden nümûneler taşıyan insan; "Varlığın özü, kendisinde herşeyden birşey bulunan ve herşeyle âlakadar varlık"tır.