"Heykelde, şahısların değil, fikir senbollerinin kafası bulunmalı... Fikir yerine şahısların etrafında toplananlar, şahıs güme gidince heykeline kaside okumaktan başka bir şey yapamazlar."
"Tiyatro, emsalsiz bir telkin kürsüsüdür. Onun bütün hakkını verdikten ve kendine mâl ettikten sonra, Asv tâbiriyle;
Hikmet, müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır.
Fakat o öyle bir alışır ki, kendisinin malı kılar. Böyle bir maliyet hesabıyla tiyatroyu aldıktan sonra, onu dâvamızın kürsüsü halinde getirsek (sinemayla beraber) daha ne isteriz?