Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayınlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş!
Evrakları dalgın dalgın kayda geçirdim… acaba neye benzedi o işler! Sonra çevreme bakındım, her şey her zamanki gibiydi… gri ve koyu renkli. Hep aynı mürekkep lekeleri, hep aynı masa ve evraklar, ben bile aynıydım; nasıl aynı kalabilmişti her şey… Pegasos’un sırtına binip gitmek varken burada işim neydi ?