..ne bırakılmış olmanın, ne anlaşılmamanın, ne yaşamamanın ne de baştan yaşayamamanın acısı düzeninizi bozmaz.Düşünmeden kapılırsınız olaylara.Sonu ne olacak diye korkmazsınız.Sonu yoktur ki...Sonu gelmez şövalye romanları gibidir bu yaşantı: en zor anlarda daima açık bir kapı bulunur girip saklanacak.Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire, ‘Buraya kadar!’ dediler.Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın.Bütün sularda gölgeni seyrederdin...
“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
“Bu başına sardığını düşündüğüm bela; özel bir çeşit, dehşet verici bir bela bu.Başına bela sarıp düşmeye başlayan birine dibe vardığını anlama şansı verilmez.Düşer,düşer,düşer, ama düştüğünü anlayamaz.Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur.Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için.Onlar da, aramaktan vazgeçerler.”