Vahşî b. Harb’in, babası aracılığı ile dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber’in (sav) ashâbı, “Ey Allah’ın Resûlü, yiyoruz ama doymuyoruz!” deyince Peygamber Efendimiz, “Ayrı ayrı yiyor olmalısınız.” demiş, onlar, “Evet” deyince ise şöyle buyurmuştu: “Yemeği topluca yiyin ve (başlarken) Allah’ın adını anın ki, bereketli olsun.”
(D3764 Ebû Dâvûd, Et’ıme, 14; İM3286 İbn Mâce, Et’ıme, 17)
Câbir (b. Abdullah)’ın naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kime bir nimet verilir ve o da o nimeti dile getirir-
se, onun şükrünü yerine getirmiş olur. Eğer onu gizlerse, nimete nankörlük etmiş olur.”
(D4814 Ebû Dâvûd, Edeb 11)
Hâlid (el-Esedî)’nin oğulları Habbe ve Sevâ’ anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) bir şeyi tamir etmekle meşgul iken yanına gittik ve ona yardım ettik. O da bize şöyle dedi: “Başlarınız hareket ettiği (yaşadığınız) sürece rızık konusunda ümitsizliğe düşmeyin. Annesi insanı, kıpkırmızı ve çıplak olarak doğurur. Sonra Yüce Allah onun rızkını verir.”
(İM4165 İbn Mâce, Zühd, 14)
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sa-na sığınırım.”
(D1546 Ebû Dâvûd, Vitr, 32)
Abdullah b. Amr b. el-Âs’ın işittiğine göre, Allah Resûlü (sav) şöyle buyurmuştur: “...Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin olsun ki mümin bal arısına benzer; güzel şeyler yer, güzel şeyler üretir, (güzel yerlere) konar, (konduğu yeri de) kırmaz ve bozmaz.”
(HM6872 İbn Hanbel, II, 199; NM253 Hâkim, Müstedrek, I, 110 (1/76))