10/10
·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:47
Ne diyordu Siyah İnci isimli kitapta; "Dünya niye bu kadar kötü biliyor musun?" "Hayır." "Söyleyeyim o zaman. İnsanlar sadece kendi işlerini düşündükleri, ezilenlerin hakkını koruma ve suçluları ortaya çıkarma zahmetine girmedikleri için." Sahi, gelin size biraz Siyah İnci isimli kitaptan bahsedeyim; Anna Sewell tarafından yazılan, kolay ve okunaklı, oldukça anlaşılır harika bir kitaptı.. Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçmekte olan bir roman + otobiyografi. Kitabın ana karakteri, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Siyah İnci isimli bir at. Bir atın ağzından okuyorsunuz ve yer yer oldukça duygulandıran anılar ve yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz. Ana teması; bir atın gözünden, insanlar tarafından hayvanlara yapılan işkence ve zulümleri, insanların kimi zaman ne kadar zalimce yaşadıklarını ve davrandıklarını, kimi zaman da istediklerinde ne kadar iyi kalpli olabildiklerini gözler önüne seriyor. Okurken, günümüzde insanlar tarafından hem insanlara hem de hayvanlara yapılan zalimlikleri de kolay bir şekilde hatırlatıyor ve iğneliyor. Ve kitabın devamında ne diyordu Siyah İnci; "Dünya ne kötü!" Bu sözün ne anlama geldiğini okudukça (spoiler vermiyorum) çok daha iyi anlıyorsunuz... Kendi yorumum: Evet, söz konusu kötülük her daim vardı. Geçmişten günümüze, her dönemde, her daim... Fakat kötü olan dünya değildi; İnsanlardı! Kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna, kendileri ile birlikte her canlıya zarar veren, kaos ortamını oluşturan, savaşları ve sömürgeleri yapan, barışı sadece kağıt üzerindeki bir sembol gibi gösteren İnsanlardı! Doğadan hayvanlara, hayvanlardan kendi ırkına (insanlara) kadar zarar veren yine İnsanlardı. Söz gelimi, incelememi yine Siyah İnci isimli kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum; "Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Başarı mı?
Puan vermedi
Merhaba sevgili 1000Kitap sakinleri, sanırım ben Martin Eden’ı yanlış zamanda değil, fazla gerçekçi bir kalple okudum. Çünkü herkesin “azmin destanı” dediği yerde ben, insanın kendi hayatını ağır ağır tüketişini gördüm. Martin’in açlığı beni etkilemedi mesela. Dört saatlik uykular, durmadan yazılan sayfalar, bedenini yok sayacak kadar büyütülen o hırs… Bunların hiçbiri bende hayranlık uyandırmadı. Aksine, insanın kendi ruhuna uyguladığı sessiz bir şiddet gibi geçti satırların arasından. En çok da başarıya yüklenen o kutsallık yoruyor beni. Çünkü roman boyunca Martin hep “bir gün” için yaşıyor. Bir gün anlaşılmak, bir gün yükselmek, bir gün kabul görmek… O bir gün uğruna bugünü aç bırakıyor, uykusuz bırakıyor, sevgisiz bırakıyor kendini. Ve kimse bunun trajedi kısmından bahsetmiyor. Üstelik bütün bunları yaparken hayatın en gerçek şeylerini kaybediyor: huzuru, sağlığını, gururunu… ve Ruth’u. Oysa insan bazen bir masada sevdiği kadınla huzur içinde oturabiliyorsa başarılıdır. Bir geceyi borç düşünmeden uyuyarak geçirebiliyorsa başarılıdır. Kendini kanıtlamak uğruna kendi ömrünü harcamıyorsa başarılıdır. Martin ise hayatı yaşamaktan çok, hayatın karşısında kendini ispat etmeye çalıştı. Bu yüzden roman bittiğinde aklımda “başardı” duygusu kalmadı. Sadece geç kalmış bir zaferin soğukluğu kaldı. Çünkü bazı insanlar istedikleri yere vardıklarında artık o yere varacak hâlleri kalmamış oluyor. Martin Eden
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Devamını yorumlara yazacağım..
Puan vermedi·%56 (180/320 syf.)
Kaan ve Hande çocukluk arkadaşı, lise aşkıdır. Liseyi İzmir'de, üniversiteyi İstanbul'da birlikte okurlar. Okul bittikten sonra evlenmeyi planlarken Hande iş bulur, Kaan ise iş arayışındadır. Hande iş hayatına alıştıkça Kaan'a karşı soğur. Kaan iş bulduğu gün Hande'ye bu haberi vermek için buluştuğunda, Hande ona "birlikte olamayacağız" diyerek orayı terk eder. Kaan yıkılır, bileğini keserek intihara teşebbüs eder, komşusu tarafından hastaneye yetiştirilir ve hayata döner. Ama bileğinde artık kanayan bir yara vardır. Eski arkadaşı Ayça, Kaan'ı toparlar, kendi çalıştığı yerde iş bulur, onu hayata yeniden bağlar. Kaan geceleri şiir yazar, yazdıklarını Facebook'ta paylaşır. Bu sırada hayatına Ece girer, aynı şirkette çalışmaktadırlar. Dostlukla başlayan yakınlaşma bir akşam evlerinde samimi bir an yaşarken kesintiye uğrar: Kaan'ın bileğindeki yara kanar, kan Ece'nin yüzüne bulaşır. Kaan her şeyi anlatır, Ece uzaklaşır. Duru ile de benzer bir şey yaşar – elle tutuştuklarında yara yine kanar. Kaan, yarasının başka bir ilişkiye izin vermeyeceğini anlar. Bir gün arabayla giderken önüne bir deniz topu fırlar, ardından bir çocuk. Kaan frene basar, çocuğun yanına gider. Çocuk bileğinin kanadığını söyler, Kaan "bazen kanıyor" der. Çocuk, sanki her şeyi biliyormuş gibi, "Bazı yaralar sardıkça kanar" der ve kaybolur. Kaan bu sözü çok düşünür, çocuğa "Deniz Çocuğu" adını verir. Sözü Facebook duvarında paylaşır. Bir süre sonra Lavin adlı bir kız, "Tıp dünyasının dramı" diye alaycı bir yorum yapar. Kaan sinirlense de güler, merak eder, arkadaşlık isteği gönderir, Lavin kabul eder. Kaan'ın ilgisini çeken bu yorum, ikilinin Facebook'ta tanışmasına ve zamanla samimi bir arkadaşlık kurmasına vesile olur. Kaan, Lavin'in neşeli ve hayat dolu tavrına rağmen onun da tıpkı kendisi gibi
Alıntı
YaralıKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20149,3bin okunma
hepimiz biraz deliyiz
10/10
·231 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:16
Bu incelemeye biraz geç kalmış gibi hissediyorum cunku genelde kitabi okudgum gibi yazardım incelemeyi ama alıntı eklemekten şimdiye kaldi.Kitapta kesinlikle harika alıntılar vardi hangisini paylasacagimi secemedim. Her neyse kitabi anlatacak olursam kitap Ruth'un kız kardeşi için nedensizce endişelenmesi ve bu endisesini gidermek icin çocukluk arkadaşı Miss Marple'i kiz kardeşinin yaşadığı Sonygates'e gondermesiyle başlıyor. Bahsedilen kiz kardeş Carrie Louise biraz fazla İdealist,kocası da böyle olduğu için tahmin edin Sonygates'te bunların neyi var?Neyi olacak.Genç yaşta suca suruklenenler için bir islah evi.Yani bildiğiniz tımarhane artı yetimhane artı okul artı vakıf birleşimi bir şey.200 tane suclu cocukla yan yana yasadiginiz dusunun. Her neyse Marple buryaa geldiginde pek bir sorun gorwmiyor.Yani bir dunya deli ile ayni masada yemek yedigini saymazsak.Yani cidden herkes kacikti kitapta.Cinayet hemen islenmiyor,baya bir atmosfere alsinca oluyor.Cinayeti anlatmayacağım,kendiniz yaşayın istiyorum okuyarak. Bu kitaba gerçekten kalbimi bıraktım.Çok mukemmel otesi bir kitapti.Gerek karakterler,gerek olay orgusu,gerek alıntılar(birçoğunu paylaştım)Katil kirk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek biriydi.Her sayfada ayrı ters kose oldum.Ayrıca 213 beni mahvetti,gozlere toz kaçtı Kitap ile ilgili en tatlı bulduğum şeye gelecek olursak(bunu soylemeden edemeyeceğim.)Mufettis Curry'nin birini sorgularken kağıda kedi cizmesiydi.Tatli komasina girdim resmen.Yani kaç yaşında adam kucuk çocuk gibi kedi karaliyor.Çok tatlı,çok tatlı,çok tatlı.YERİM SENİ MUFETTİSCİK. Bu kitapta en sevdiğim çifti soylemek istiyorum.ALEX VE GİNA YANİ.Aslında çift bile değiller.Gina evli ve hiç belli etmese de(ona asilan herkesle çok samimi)kocasını seviyormuş(!)Alex de oyle iste ya.Benim kucuk
Zarif Bir Cinayet GecesiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2014641 okunma
Bi insan neden kendini öldürmek ister ki ?
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:56
Bir insan neden kendini öldürmek ister ki? Bana kalırsa, yaşayacak bir amacı kalmamış, hayallerini gerçekleştirememiş ve kendi özünü benimseyememiş bir insanın düştüğü bir çıkmazdır bu. ​Veronika Ölmek İstiyor kitabına ilk bakıldığında, karakterin intihar girişimi oldukça anlamsız görünüyor. Ancak kitabın da vurguladığı gibi, Veronika aslında bu fikre ulaşmanın "lüks" görüldüğü bir durumdaydı. Hikâye ilerledikçe anlıyoruz ki, asıl öldürmek istediği şey sıradan ve kendini gerçekleştiremediği bir hayattı. ​Asıl mesele, kendi içimizde; algılarımızın ve fikirlerimizin, hayata nasıl baktığımızın, yani aslında "yaşamımızı" bizim oluşturduğumuz gerçeğidir. Kitapta bu durum, "Viterol" denilen maddeyle sağlanıyor ve bence bu, çok etkileyici bir metafor olmuş. Viterol'ü bir nevi "felsefe taşı" olarak yorumluyorum. Tıpkı yazarın Simyacı kitabında olduğu gibi; insan, felsefe taşını aramak için bir yolculuğa çıkar, ancak sonunda kendi özünü bulmak için o yolculuğu yapmak zorunda olduğunu anlar. ​Kendi içimize döndüğümüzde, belki de ölene dek bitiremeyeceğimiz bir keşif rotası bizi bekliyor. Velhasılkelam, kitabı çok beğendim; bana çok derin sorgulamalar bıraktı.
Alıntı
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,7bin okunma
9/10
·168 syf.··
2026 2. kitabı
Uzun bir aradan sonra nihayet bir kitap okudum üstelik Aytmatov'dan farklı bir yazar :) Şimdi bu kitap için ne yazsam ki diye düşünüyorum çünkü tarihi bir kitap desen değil. Doğrusu pek anlamadım. Fakat kitabın sonunda yer verilen Livaneli ( yani yazar) ile yapılan röportaj bizlere ipuçları veriyor. Asıl konu GÜÇ. Yani dünyaya, paraya, mala, mülke, tahta aklınıza gelebilecek daha nice şeyin (güce dair) karşı konulmaz bir güç vermesi. E güç deyince zamanında 4 kıtada toprağı bulunan, halifeliği elinde bulunduran, Osmanlı gelir akla. Bu müthiş güç, bu kudret elbetteki karşı konulamaz. Habeş Süleyman Ağanın ağzından dinlediğimiz bu hikaye, güç için canını dahi gözden çıkaran insanların hikayesi. Sanırım insanoğlu var olduğu ilk zamandan beri bu güce karşı koyamıyor. Tıpkı Süleyman Ağanın ilk padişahın gücü ve kudretine hayranlığının diğer padişahta da devam etmesi gibi. İktidar sahibi olmak, bir kere tattın mı bırakmayacağın, müptela eden bir şey olmalı. Bu dünyada istersen koca bir imparatorluğun tahtanın sahibi ol yine de ölümü tadacak ve ölürken yanına dünya malından zerrece bir şey götüremeyeceksin. Bunu hatırlamak güzel. Ölümün herkese eşit davranması da bu geçici dünya için çok adilce. Allah asil bir ölüm nasip etsin hepimize, çok amin.
Alıntı
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,9bin okunma