"Bakınız! 'Seviyorum' dedikçe vücudum her parçasıyla yenilgi ilan ediyormuş gibi sarsılıyor. 'Seviyorum' dedikçe kalbim ağzıma atılmak, o aşk çığlığını tekrar etmek istiyor. Dünyada yalnız onu hissediyorum, dünyada yalnız onun varlığını görüyorum."
Ferdi ve Şürekâsı , Halid Ziya'nın "İzmir'de yazılmış büyük romanlarımın sonuncusu" olarak tarihlediği ve "Gerçek hayata pek yakın sayfalarla, hele dedemin ve babamın ticarethanesinden, banka âleminden kalmış izlerle dolu" diye nitelediği , edebiyatımızda çok fazla örneği olmayan kurum temalı romanlardan biridir.
Ferdi ve Şürekâsı'nda Halid Ziya , zengin - fakir ilişkisini farklı bir şekilde ele alıyor. Yazar 1945 yılında zengin kız fakir oğlan temasını çarpıcı bir şekilde işlemiş , karakterlerin ruh betimlemelerini kusursuz bir şekilde yapmış ve gerçekten alışık olmadığımız bir eser ortaya çıkarmıştır.
21 yaşında Ferdi ve Şürekâsı Ticarethanesi'nde muhasebecilik yapan İsmail Tayfur , oldukça karakterli ve işini düzgün yapan birisidir. Babası Abdulgafur Efendi bu ticarethanede ömrünün sonuna kadar çalışmıştır. Babası vefat ettikten sonra babasının mesleğini devam ettirmek istemiş , burada çalışmaya başlamıştır. İsmail Tayfur'un mesai arkadaşı Hasan Tahsin de rahmetli babasının eski dostudur. İsmail Tayfur ; babasının , annesini küçük yaşta kaybetmiş bir kız çocuğu Saniha'yı eve getirmesiyle dost edinmiş olur. Aynı yaşta oldukları için Saniha ile çok eğlenir. Birbirlerine karşı aşk beslerler , evlenme hayali kurarlar.
Ferdi ve Şürekâsı Ticarethanesi'nin sahibi olan Ferdi Bey , para kazanmayı çok sevmektedir. İşini daha iyi yapabilmek için evinin bir bölümüne bu ticarethaneyi kurmuştur. Çalışanlarına fazla değer vermeyen , onları sadece para kazanabilmek için bir araç olarak görmektedir. Ferdi Bey'in bu hayattaki değer verdiği iki şey maddî gelir ve kızı Hacer'dir. Hacer , 9 yaşlarındayken İsmail Tayfur'a büyük bir sevgi gösterir ve onun yanından ayrılmak istemez. Fakat yaşı ilerlediği için babası onun artık yazıhaneye girmesine izin vermez. Hacer bu durumdan çok