ALİ PESEN

Puan vermedi·210 syf.··
2024 4. kitabı
"Gelsin hayat bildiği gibi, gelsin İşimiz bu: yaşamak Unuttum bildiğimi, doğarken Umudum, ölmeden hatırlamak" Çin edebiyatı ve dolayısıyla Çin; siyasi ve sosyokültürel tarihi ile tanışmama vesile olan yazar Yu Hua'ya şükranla açılışı yapalım. Edebi açıdan doyurucu, didaktik açıdan da besleyici bir eser değil "Yaşamak". Yazarın, baş karaktere kaderin kırk taklasını attırıp, tarumar ettiği, yer yer dramatik çatışmanın ateşine çok fazla odun attığı için okuyucuda yılgınlık ve bezginlik sularına girme hevesi uyandırdığı bir eser. Yazarın amacının, karakterin gelişimi-dönüşümü olmadığı da aşikar aslında. Bu yüzden eseri tüm basit anlatımı ve çok fazla ajite edilmeye müsait hikayesi ile ele almak, bence yazara haksızlık olur. Yazar içinde yaşadığı toplumun ve özellikle karakterleri özelinde alt tabaka insanının üzerinde; "Büyük İleri Atılım", "Proleterya'nın Kültürel Devrim"i gibi süslü ve janjanlı etiketle sunulan dönem siyasi gelişmelerinin oluşturduğu tahribatı, üstelik suya sabuna pek dokunmaya hacet etmeden ifade etmeyi başarmış. Fugui'nin hikayesine ortak olurken, beynimin bir köşesinde, Minik Serçe'nin "İşimiz bu: yaşamak" diye terennüm ettiğini hissettim.
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
Reklam
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
"Adam beş yaşındaki kızını, yemek odasıyla mutfak arasında yolunu kaybetmeden önce uyarmıştı: 'Bu ev ne büyük sayılır ne de küçük ama en ufak bir dikkatsizlikle yola dair işaretler silinip gider ve sonunda bu hayatta bütün bir ümidini kaybedersin.'" Kitap bu enfes alıntı ile başlıyor ve bu alıntı istikametinde ilerleyen 7 öyküden teşekkül etmekte. Öyküler sırasıyla; "Hiç Alakası Yok, Babamlar ve Çocuklarım, Böyle Şeyler Evimizde Olağandır, Mağaramsı Nefes, Kırka Kırk, Şanssız Bir Adam ve Dışarı Çıkmak." Spoiler! Hiç Alakası Yok'da, bir anne ve kızının başka haneleri gözetlemeleri üzerinden histerik sınıf krizini, Babamlar Ve Çocuklarım'da zihinsel sağlıkları yerinde olmayan büyükanne ve büyükbaba ile çocuklar arasındaki sıkışmışlığı, Böyle Şeyler Evimizde Olağandır'da çocuklarını kaybetmiş komşu çiftin oğullarının giysilerini komşularının bahçesine atmaları ile çıkan kısırdöngü üzerinden yas ve yasın doğurmuş olduğu ataleti, Mağaramsı Nefes'de yine Alzheimer hastası yaşlı bir kadın ile dünya ile arasında oluşan huzursuzluğu ve ölüm istencini, Kırka Kırk öyküsünde insan bedenin yeryüzünde kapladığı hacim nispetindeki yeryüzündeki sıkışmışlığını, Şansız Bir Adam'da(Ki kitaba sonradan eklenmiş) küçük bir kız çocuğu üzerinden çocuklarını kaybetme dürtüsünün yaratmış olduğu ebeveyn öfkesinin yönlenişini, Dışarı Çıkmak öyküsünde ise ismiyle müsemma karabasan hali almış evden ve evin getirmiş olduğu her şeyden uzaklaşmanın vermiş olduğu iç huzuru okuyucuya biraz trajik bir şekilde yansıtıyor yazar. Ölüm, yas, yaşlılık, ebeveyn krizleri, ergen çocuk çatışmaları ve hastalıklı zihinler üzerinden, ev mefhumu ile insan yaşamının karanlık noktalarına incelikli haytalıkla erişmiş yazarımız takdiri fazlasıyla hakkediyor.
Edebiyat
Yedi Boş EvSamanta Schweblin · Can Yayınları · 2022698 okunma