9/10
·160 syf.··
2026 20. kitabı
Dile kolay, otuz yıl şiirle hayata tutulmak. Ülkenin artık sıradanlaşan adaletsizliklerinin içinde kendini bulan şair otuz yıla yakın süredir şiirle hayat tutunmaya çalışmakta. Şair hakkında verilen uzun süreli mahkûmiyet; Aliya İzzetbegoviç'in “Hüküm ne kadar ağırsa, bu sonuca ulaşılması ve bunun kabullenilmesi de o kadar kolay olur. Kanıt yokluğunda, ağır cezanın kendisi suçun kanıtı hâline gelir.” sözünü âdeta doğrulamaktadır. Şairin trajik hayat hikâyesi yaşanan hukuksuzlukların farkına varmak ve tüm zorluklara rağmen ümit var olmayı anlamak için okunmaya değer.
Karınca Yuvasını Dağıtmamakİlhan Sami Çomak · İletişim Yayınları · 202187 okunma
İslâm dekorasyonu
Puan vermedi·101 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:20
Bosna-Hersek’in kurucu lideri ve modern dönemin en özgün Müslüman müteffekkirlerinden biri olan Aliya İzzetbegoviç’in 1970 yılında kaleme aldığı İslam Deklarasyonu, sadece yayınlandığı dönemin siyasi ve sosyal iklimini sarsmakla kalmamış, aynı zamanda sonraki nesiller için de entelektüel bir başvuru kaynağı haline gelmiştir. Batı dünyasında ve dönemin Yugoslavya rejiminde iddia edilenin aksine, bu eser köktendinci veya dışlayıcı bir devlet ütopisinden ziyade, Müslüman toplumların içine düştüğü derin uykudan, taklitçilikten ve sömürge psikolojisinden uyanması için yazılmış bir öze dönüş reçetesidir. İzzetbegoviç, esere "Müslümanların İslamlaşması" gibi ilk bakışta paradoksal görünen bir hedefle başlar. Bu kavramla yazar, coğrafi veya kültürel olarak Müslüman bir ailede doğmuş olmanın getirdiği pasif aidiyeti reddederek, dinin hayatın her alanını dönüştüren, adaleti ve ahlakı merkeze alan aktif gücünün yeniden keşfedilmesi gerektiğini savunur. Eserin sosyolojik derinliği, İslam dünyasını felce uğratan iki büyük kutbu, yani gelenekçi muhafazakarları ve batıcı modernistleri aynı keskinlikle eleştirmesinde yatar. Aliya’ya göre gelenekçiler, İslam’ı geçmişe ait, donmuş ve sadece şekilsel kurallardan ibaret bir din haline getirerek toplumu dünyadan ve zamandan koparmışlardır. Öte yandan batıcı modernistler ise kurtuluşu kendi toplumsal köklerine ve inanç değerlerine yabancılaşarak Batı’yı körü körüne taklit etmekte aramış, bu durum ise toplumsal bir şizofreniye yol açmıştır. Yazar, bu iki kutbun da aslında dini sadece vicdanlara sıkışmış bir inanç sistemine indirgeme hatasında birleştiğini belirtir. Oysa İzzetbegoviç’e göre İslam, zahiri ile batıniyi, bilim ile ahlakı, madde ile manayı birleştiren bir bütündür ve ancak bu iki yönün dengesiyle sağlıklı bir toplum inşa
1000Kitap
İslam DeklarasyonuAliya İzzetbegoviç · Fide Yayınları · 20179,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·448 syf.·
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Liderliğin hakkını vermiş gerçek bir lider. Bilge Kral ünvanı yazdığı eserlerle ispatlayan modern zaman bilgini. Geniş ve yüksek bir ufka sahip mütefekkir. Toplum, ütopya, din, bilim, sanat, İslam, ideolojilere dair çarpıcı sorgulayıcı tesbitler. Bu konulara dair en ufak ilgisi olanların okuması elzem olan nadir eserlerden.
Doğu Batı Arasında İslamAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınevi · 20224,543 okunma
Puan vermedi
Günlerdir bu kitap üzerine düşünüyorum. Paylaşmak, önermek istiyorum ama henüz sindiremedim; zira bu acıyı sindirmek pek mümkün değil. Bosna'da, çok yakın bir geçmişte yaşanan o vahşeti tüm çıplaklığıyla öyle bir gözler önüne seriyor ki... Okudukça ağladım, bittiğinde ise bomboş duvara bakakaldım. 'Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır' diyen Aliya İzzetbegoviç’in ne demek istediğini, bir kadının gözünden iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Mutlaka okuyun, okutturun. Unutmayalım; çünkü sadece kimliği ve inancı yüzünden insanların yok edildiği bir dünyada, hatırlamak en büyük direniştir. Sinan Akyüz İncir Kuşları
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Bir İnsanlık Dramının Anatomisi: İncir Kuşları
Puan vermedi·328 syf.·
2026 5. kitabı
​Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hayatınıza kaldığınız yerden devam edemezsiniz. "İncir Kuşları", okuyucuyu Bosna’nın tarih ve yaşanmışlık kokan sokaklarından alıp, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı toplama kamplarının karanlığına hapsediyor. Bu eseri okumakta geç kalınmışlık hissi, kitabın sayfaları arasında ilerledikçe yerini derin bir keder ve sarsıcı bir farkındalığa bırakıyor. Kitap,.Bosna’da yaşananları basit bir savaşın ötesinde, Müslüman bir halkın köklerini kazımaya yönelik sistematik bir yok etme planı olarak önümüze seriyor. "Tecavüz" kelimesinin bir savaş stratejisi olarak nasıl kullanıldığını, kadınların ve çocukların ruhsal dünyalarının nasıl parçaladığını okumak; insan olmanın ağırlığını omuzlarınızda hissettiriyor. ​Özellikle bir babanın, gözleri önünde evladına yapılan zulme müdahale edemeyecek kadar çaresiz bırakılması, savaşın sadece can almadığını, aynı zamanda ruhları da diri diri gömdüğünü kanıtlıyor. Sırp ve Hırvat güçlerinin, yandaş ülkelerin desteğiyle gerçekleştirdiği bu zulüm; tarihin tekerrürden ibaret olduğunu ve Türk’ün Türk’ten başka hakiki bir dostunun olmadığını bir kez daha acı bir reçete gibi yüzümüze vuruyor. ​Eserdeki en çarpıcı sorgulama, Srebrenitsa belgesellerindeki o meşhur feryatla paralellik gösteriyor: “Biz komşuyduk, kahvemizi ve bayram etimizi paylaşırdık; ne oldu da birdenbire celladımız oldular?” Yıllarca iç içe yaşamış halkların, siyasi ve dini manipülasyonlarla nasıl canavarlaştığını görmek, insan doğasına dair inancı sarsıyor. Bir sabah uyandığınızda, akşam kahve içtiğiniz komşunuzun elinde silahla kapınıza dayanması, kitabın en dehşet verici gerçeklerinden biri. ​Tüm bu yıkımın ortasında yazar, bizlere Suada ve Tarık aracılığıyla sevginin iyileştirici gücünü sunuyor. İki savaş gazisinin,
1000Kitap
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,3bin okunma
Akif Emre - Aliya
Puan vermedi·272 syf.··
2026 21. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
Yazarın, bir biyografinin ötesine geçerek; sarsılmaz bir karakterin ve inancın izini sürdüğü bu eserde Aliya; sadece bir lider olarak değil, İslam medeniyetine dair umudu hatırlatan, insanlığa ders veren bir şahsiyet olarak anlatılıyor. Kitap, bizi Miljacka Irmağı kenarında büyük hayaller kuran o genç adamla tanıştırırken; en karanlık zamanlarda, savaşın ve soykırımın ortasında bir insanın nelerle baş edebileceğini de gözler önüne seriyor. Akif Emre , Aliya’nın şahsında; modern insanın yitirdiği edep dolu Müslüman kimliğini bizlere yeniden hatırlatıyor. Hapishanedeki marangoz atölyesinde masa&sandalye üretirken, bir yandan da hapishane notlarıyla yeni bir dünya inşa eden; 50 bin sayfalık bir kütüphaneyi zihnine sığdıran Bilge Kral’ın hikayesi bu... Kitap boyunca sureti değil, sireti (ahlakı) dert edinen yüce bir lideri okuyoruz. Dolayısıyla sadece siyasi lider olarak anmaktan ziyade örnek alınacak bir şahsiyet olarak anmanın önemini anlayacaksınız. Aliya
1000Kitap
AliyaAkif Emre · Büyüyenay Yayınları · 201984 okunma