9

Gerçekte insanoğlu, onun adına uzayı ve zamanı fetheden makinelerin kölesi ve kurbanı olmuştur. Onun fiziksel varlığını koruyacağı iddia edilen savaş teknolojisi tarafından sindirilmekte ve tehlikeye atılmaktadır. Dünyanın bir yarısında belli sınırlar dahilinde garanti edilen ruhsal ve ahlaki özgürlüğü kaotik bir kafa karışıklığı ile karşı karşıyadır. Dünyanın öteki yarısında ise, bu özgürlükler tamamen yok edilmiştir. Son olarak, trajediye biraz komedi eklemek gerekirse, doğa unsurlarının — toprağın, havanın, ateşin ve suyun — bu efendisi, evrenin bu hakemi onurunu hiçe sayan ve bağımsızlığını bir saçmalığa dönüştüren fikirleri kendi bağrında beslemektedir. Başarıları ve malvarlıkları onu daha büyük bir insan yapmaz; aksine, üretimin “adaletli” dağılımı kuralı altında çalışan fabrika işçisinin kaderinin de bize apaçık gösterdiği gibi, bu insan küçüktür.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şu kesin ki hepimiz, bu yüzyılın sıradan insanların çağı olduğunu, toprağın, havanın ve suyun efendisinin bu sıradan insanlar olduğunu ve ulusların tarihsel yazgılarının bu alelade insanların elinde olduğunu söylüyoruz.
Kiliseler geleneksel ve kolektif inancı temsil ederler ve pek çok kilise mensubunun durumunda olduğu gibi, bu inanç artık kişinin kendi içsel deneyimine dayanan bir olgu değil, düşünmeksizin gelen bir inançtır. İnsan onu düşünmeye başladığı anda yok olmaya yüz tutar. İnancın içeriği o zaman bilgi ile çarpışmaya girer ve inanan mantık dışılığı çoğu kez bilginin akılcılığı ile boy ölçüşemez.
Sezar’ın hakkını Sezar’a ver
...çünkü biliyoruz ki en öldürücü silahlar ve görece en yüksek yaşam standardını sunan ağır endüstri bile dinsel fanatizmin yaydığı ruhsal enfeksiyonu kontrol altında tutmaya yetmez.