Sermaye, özgür rekabet üzerinden başka bir sermaye olarak kendisiyle ilişki kurarak ürer. Kendisinin ötekisiyle bireysel rekabet üzerinden çiftleşir. İnsanlar birbirleriyle özgürce rekabet ederken sermaye çoğalır. Bireysel özgürlük sermaye tarafından kendi çoğalması için ele geçirildiği ölçüde köleliktir.
Yani sermaye üremek için bireyin özgürlüğünü sömürür: özgür rekabette özgür olan bireyler değil sermayedir.
İlginç bir şekilde Marx da özgürlüğü başkalarıyla kurulan iyi ilişki üzerinden tanımlamıştır: "Ancak [başkalarıyla] bir topluluk halindedir ki [her] birey yeteneklerini her yönde geliştirme imkanına kavuşur; yani kişisel özgürlük ancak topluluk içinde mümkündür."
Buna göre özgür olmak kendini diğerleriyle birlikte gerçekleştirmekten başka bir anlama gelmez. Özgürlük başarılı bir toplulukla eşanlamlıdır.
Yürü yürü, yalan dünya
Yalan dünya değil misin?
Yedi kere ıssız kalıp
Dolan dünya değil misin?
Ateş bıraktı özüme
Dumanı girdi gözüme
Bu gözle bugün yüzüme
Gülen dünya değil misin?
Yalan dünya yalan dünya
Yalan dünya değil misin?
Muhammedi bir top beze
Saran dünya değil misin?
Ben ayımı yerde gördüm
Ne işim var gök yüzünde
Benim gözüm yerde gerek
Bana rahmet yerden yağar.
Sözüm el gün için değil
Sevenlere bir söz yeter
Sevdiğimi söylemezsem
Sevmek derdi beni boğar.
Cennetin yeryüzünde, gerçeğin toprakta saklı olduğunu daha ne kadar açık söylesin Yunus beşyüz yıl önce ve köyde.
Bugün Sivralan köyünde yaşayan Aşık Veysel de:
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yârim kara topraktur.