Bunlar vaaz kürsülerinde, dini sohbetlerde anlatılmaz; sansüre tabidir.
— "Onlar yıldızlar gibiydi; kendine hangisini rol-model alırsan al kurtulursun!" der çıkarlar.
Kazara birileri ısrarla soracak olsa, tarih güzellemesi yapan bu sansürcülerin edebiyatlarına şapka çıkarırsın:
— "Allah, kılıçlarımızı onların kanlarına bulaştırmadı kardeş; bari biz de dilimizi bulaştırmayalım!"
Tabi bu arada "merdi kıpti" misali:
— "Yıldızlarımızın birbirlerinin kanlarını nasıl döktüklerinin de itirafını" yaparlar, "şecaat arz ederken!" 😊
İşte bu kafa aslında "Asr-ı Felaket" diyebileceğimiz bir devri "Asr-ı Saadet" olarak yutturdu... hem de asırlarca.
[Halife Ömer camide , Osman evinde, Ali mescidde hançerlendi...]
— Böyle bir tarih anlatısından
"ibret" çıkar mı?
Oysa tarih,
sadece kahramanların değil, kutsalı "dirhem ve dinara" tahvil edenlerin de sicil defterini tutar.
— Kim gibi?
— Semure b. Cündeb gibi.
➤ Muaviye, ashabtan Semure b. Cündeb'i yanına çağırarak ondan Kur'an'dan bazı ayetler bulmasını ve bu ayetlerin halk arasında Ali aleyhine, kendisi lehine kullanılmasını ister!
Semure:
— Bundan benim kazancım ne?
Muaviye'nin 100 bin dirhemlik teklifine başlarda dudak büker...
Ee, "herkesin bir fiyatı var" derler ya, sıkı bir pazarlık sonucunda Muaviye'nin son 400.000 dirhem teklifine "tamam" der ve bu bedel karşılığında istenen uydurmayı halka anlatmayı kabul eder. (1)